Avrupa Parlamentosu Türkiye Delegasyonu Başkanı Joost Lagendjijk, VATAN'dan Safile Usul'la yaptığı konuşmada çok önemli şeyler söylemiş. Bizim bazı Türk gazeteci ve tarih hocalarını biraz sıkacak bir açıklama. Tabiî sıkılabiliyorlarsa..
"Ermeni soykırımı" diye bir olayın olmadığını söyleyen diğer yabancı tarihçi ve yazarları, aynı görüşte olan ve bu yönde açıklama yapan bazı Avrupalı parlamenterleri doğrulayan bir açıklama...
"Siz soykırım konusunda ne düşünüyorsunuz" sorusuna:
"Soykırım gibi bir tanımı kullanmak çok çok aceleci olur. Ben varolan çok sayıda belgeyi inceledim ve 'Türkler soykırım yapmış'diyemedim. Bu konuda karar verebilmek için Rus, Ermeni ve Osmanlı arşivlerinin açılması lâzım(...) Mavi Kitap değil önemli olan. Bunların incelenmesi lâzım."
Kitabın yazarının bile "Aldatıldık, propaganda için yazdırıldığını, konuşanların kimliğini bilseydik yazmazdık. Bu kitapta olaylar abartıldı" dediği "Mavi Kitap'ın doğruluğunu bütün benliğiyle savunmak için ABD'lerden Türkiye'ye yazılar gönderen, "Sadece tehcir kararı bile soykırımdır" açıklamalarıyla "soykırım" sözcüğünü kendi ülkelerine yakıştırmakta pek acele eden, Batı'yı şehir şehir dolaşıp bu bilgilerini gururla(!) anlatan (onlara da "sözde tarihçi" mi demeli acaba) Türk tarihçiler, belgelerin hiçbirinde mevcut olmayan rakamları bol keseden dünya önünde telâffuz eden Türk kitap ve gazete yazarları, gerçekten de Avrupalı ve Amerikalıların "Acele etmemek lâzım...'Soykırım' tanımını kullanmak çok çok aceleci olur" sözlerini duyunca birazcık sıkılıyorlar mı dersiniz?
Elbette düşünce özgürlüğü var, ifade özgürlüğü var ama "tarihi doğru okumadan", 70 milyon kişiyi ve gelecek kuşakları bağlayacak açıklamaları yapma özgürlüğü var mı, orası uzun uzadıya tartışılır.
(Devam edecek...)
Magazin gazeteciliği mi?
Eğer dün yaptığım şeyin adı "magazin gazeteciliğine başlamak" ise, bu olsa olsa "yapılması gereken türde bir magazin gazeteciliği" dir.
"Size Anne Diyebilir miyim" programında Aysel'in "ayak yıkadığı için birinci olduğu" ile ilgili yazılara, bunun doğru olmadığını söyleyerek karşı çıkmıştım.
Bu yazıma gelen olumsuz tepkilerden sadece ikisi kısaca şöyle:
"Yazınızı okuyunca sizin de magazin gazeteciliğine başladığınız düşüncesi aklıma geldi. Ruhat Hanım, sizin yazılarınızı sürekli takip eder ve büyük bir zevkle okurum. Siyasi ve sosyal içerikli bir sürü soruna değiniyor ve yorumluyorsunuz.
Sizden ricam klâsınıza yakışmayan bu programlar konusuna girmemeniz. Ben sizin bilgi veren, insanı düşünmeye sevk eden ve aydınlatan yazılarınızı görmek ve okumak istiyorum... Suat Ünlü."
"Sayın Mengi,
Selçuk Üniversitesi Makine Mühendisliği öğrencisiyim. Mühendislikte günlük gazete okuyan ender öğrencilerdenim ve bunun sebebi de sizin VATAN gazetesindeki yazılarınız... (Kız arkadaşımla kadın erkek eşitliği tartışmalarımızın da ana kaynağısınız.)
Bugünkü yazınızı okuyunca tam bir şok geçirdim çünkü sizden çöpçatan yarışmalarıyla ilgili bir yazı beklemiyordum. Sebebi ne olursa olsun sizin gibi saygın bir yazarın böyle bir programla ilgili yazı yazması beni hayal kırıklığına uğrattı... Oktay Dönmez."
Bu iki okurum ve onlar gibi düşünen diğer sevgili okurlarıma da ben sitem edeceğim. Demek ki yazılan yeteri kadar dikkatli okumuyor, nedenini anlamaya çalışmıyorlar. Ben, sen, o, izlemesek de biz, siz, onlar bu programlan sürekli olarak izliyor. Özellikle gençler. Eğer yazım daha dikkatli okunsa, programdan söz etme nedenimin çok önemli bir sosyal hatayı, milyonlarca gence, aileye ulaşan yanlış bir mesajı vurgulamak olduğu anlaşılırdı.
Nitekim bazı okurlarımız; Ankara'dan telefonla arayan 65 yaşındaki Doğan Emirli gibi, bu nedenle defalarca teşekkür ettiler.
Üstelik kendi gazetemde, VATAN'daki değerli bir meslektaşımın yazısına ve bir haberdeki psikolog ve sosyolog açıklamalarına karşı çıkmaktaydım.
Bir genç kıza "erkek ayağı yıkadığı için", bunu görmekten hoşlanan, onaylayan izleyiciler tarafından birinci seçildiğinin söylenmesi ve bu fikrin uzmanlarca doğrulanması 21. yüzyıl Türkiyesi'nde kabul edilebilir bir durum değildir.
Yazımın tek nedeni söylenenlerin yanlışlığını anlatmaktı.
Ayrıca... Hiç magazinle ilgili bir şey yazmayacağım konusunda bir söz vermiş de değilim. Gerekiyorsa her konuyu yazarım.
İlginize teşekkür ediyor, saygılarımla bilgilerinize sunuyorum efendim!
(NOT: Selma ile ilgili yazı yine bir başka güne kaldı. Lütfen kusura bakmayın.)
Yabancılara karşı Türkler, Enteresan bir tartışma!
Avrupa Parlamentosu Türkiye Delegasyonu Başkanı Joost Lagendjijk, VATAN'dan Safile Usul'la yaptığı konuşmada çok önemli şeyler söylemiş
Haberin Devamı

