Bu gidişle çocuğun psikolojisi öyle bozulacak ki kanındaki bozukluk ve eğitiminin önemi onun yanında hiç kalacak. Her olaya sağlıksız toplumsal bakış açımız burada da kendini gösterecekti elbette, nitekim gösterdi.
Kavgaya, gürültü patırtıyla sorun çözmeye bu kadar alışmış bir toplum, çok ciddi sağlık problemleriyle boğuşan bir çocuğun hayatının en önemli olayında bile ortak bir çözüm bulamadı. Sonuçta Y.O.'nun velileriyle diğer veliler birbirlerine girdiler.
Bugüne kadar "Y.O. konusunda yazmayacağım, bu, uzmanların karar vermesi gereken bir durum" diyordum. Böyle düşünmekte de haklıydım, akıl verenlerin hemen hepsi sonunda "Bence diğer öğrencilerle birlikte okumalı ama ben olsam kendi çocuğumu o sınıfa göndermem" kararında buluşuyordu. Peki neydi o zaman söylenen "Dediğimi yap, yaptığımı yapma" mı?
Komik şey yani...
Bir kere ortada son derece dengesiz bir tablo var; televizyoncular, basın çocuğun peşinde. Çocuk gazete ziyareti bile yapıyor. Amcalar, teyzeler muhteşem bir ilgi gösteriyorlar. Sonra okula dönüyor; annesiyle kavga eden veliler, sınıfına girmeyen, yanına yaklaşmayan öğrenciler... Ne yapacağını şaşırmış, hastalık bahanesiyle kaçan öğretmenler.
Önce çocuğu olan eğitimciler ve gazeteciler düşünsün; bu çocuğun psikolojisinden hayır gelir mi? Mevcut şartlar altında okusa bile, 7 yaşından itibaren bunları yaşayan bir çocuk dengesini ne kadar koruyabilir? Bu arada şunu da not edelim ki hiçbir olayda "arada bir çözüm" de bulamıyoruz. Ya arkadaşı gidip yanağından öpüyor veya yanına yaklaşmıyor. Abartmaya ne gerek var, git yerine otur. Oyna ama fiziksel temasta dikkatli ol. Veliler çocuklarına bunu öğretemiyorlar mı?
Almanya'ya gönderilmeli
Y.O.'nun ailesinin çocukları için verdiği mücadele takdire değer ama medya onlan da o kadar şaşkına çevirdi ki "doğru karar" yerine "medyatik karar"ı tercih ettiler. Türk Alman Sağlık Vakfı (TASV) ve Giessen Üniversitesi Çocuk Sağlığı Bölümü Y.O.'nun tedavisini ve yol parasını üstlendiği gibi derslerinden geri kalmaması için Türk öğretmen tutacaklarını da bildirdiler. TASV Başkanı Dr. Yaşar Bilgin "Yapılan tahlillerde Türkiye'deki tedavinin olumsuz olduğunu ve çocuğun acilen Almanya'ya götürülerek tedavisinin yapılması gerektiğini" açıkladı. "Hacettepe bu sonuçları açıklamak zorunda" dedi. Bu durumda ailenin "Tedaviye Türkiye'de devam edeceğiz" ısrarı size mantıklı geliyor mu? Bence başka insanlardan önce ailesinin Y.O.'yu düşünmesi lâzım. Çocuk önce normale dönsün, hayati kurtulsun, normal yaşam şartlan ondan sonra düşünülür. Kimbilir belki o zamana kadar AİDS'e kesin çare bile bulunabilir. Şu kavgayı bırakalım artık. Bu kavgada haklı-haksız yok çünkü. Durduğunuz noktaya göre herkes kendince haklı!
Bir yaşam gurmesi
Gastronomiden anlayan, mutfak sanatını bilen insanlara gurme deniyor. Ama bence aslında bu özellikler yeterli değildir "gurme"yi tarif etmeye. Gerçek gurmeler, yani doğuştan mutfak zevkine, ağız tadına, o yeteneğe sahip olanlar hayatın da lezzetine varabilen insanlardır. Tuğrul Şavkay da öyleydi. Birçok yemekte, toplantıda birlikte olduk, aynı masaları, sohbetleri paylaştık. Hep aynı coşku, aynı neşe ve zerafetie varlığını hissettirirdi.
Bu kadar hayata yakışan ve renk veren bir insanın daha aramızdan erken ayrılışı beni çok üzdü. Son yıllarda iş hayatının ağırlaşması, bütün o ismiyle satışa çıkarılan ürünler, yemek okulu, kitaplar ve yaptığı tüm çalışmalar onu fazlaca mı yordu acaba diye düşünüyorum. Ama üzüntünün, "keşke"lerin ecele faydası yok. Geride kalanların yapabileceği tek şey; unutmamak ve bize yaptiğı katkılardan bundan sonra da yeterince yararlanabilmek... Onu yakından tanıyan meslektaşlarına, dostlarına ve ailesine başsağlığı diliyorum. Nur içinde yatsın.
Y.O. olayı baştan aşağı yanlış!
Bu gidişle çocuğun psikolojisi öyle bozulacak ki kanındaki bozukluk ve eğitiminin önemi onun yanında hiç kalacak. Her olaya sağlıksız toplumsal bakış açımız burada da kendini gösterecekti elbette, nitekim gösterdi
Haberin Devamı

