Vurun kadınlara!

Haberin Devamı

Türkiye’de kadın vatandaşlara verilen değer 100 yıl daha geçse hiç değişmeyecek gibi görünüyor.
Milletvekili listelerinde yine “Bakın kadın adaya da yer verdik” diye konulan, göstermelik, parmakla sayılacak sayıda, taş çatlasa toplam milletvekili sayısının yüzde 9’unu geçmeyecek kadınları yine gördük.
Tabii, Türkiye çok büyük sorunlarla karşı karşıya olduğu için gelişmiş ülkelerdeki gibi kadın nüfusun bunu yapan partileri cezalandırması gibi bir durumun gerçekleşmeyeceğinden emin olmaları liderlerin işini kolaylaştırıyor.
Ve “demokrasi”yi ağzından düşürmeyen bu liderler yüzde 52 kadın nüfusunu yüzde 10’un altında bir temsilde tutarak hâlâ iki yüzlülüğü sürdürüyorlar.
Diğer ikiyüzlülük örneklerine bakalım şimdi...
- Malki cinayetinin sanığı yasaların kendi lehine geriye işletilip, tüm indirimlerden ve bugüne kadar çıkarılmış aflardan yararlandırılarak cezasının minimuma indirileceğini bildiği için teslim oluyor. Bir cinayetin cezası bu indirim ve aflarla öyle hale geliyor ki neredeyse hakimin bir “Verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz” demediği kalıyor.
Ama diğer yanda Medeni Kanun’un alındığı İsviçre’de yenilenen yasa tüm kadınlara aynı şekilde uygulanırken Türkiye’de, yasaları değiştiren “beyler” açıkça “Karılarımızın eline mal geçerse bizi terk ederler” diyerek kafadan bir mazeret, koca bir yalan ürettiler: “Kanunlar geriye işlemez.” Oysa Medeni Kanun’un Yürürlüğü hakkındaki yasa “geriye işleyeceği” şartları belirtmiş; bunlar arasında “kamu düzeniyle ilgili konular” var ve evlilik doğrudan kamu düzeniyle ilgili. Ayrıca diğer maddelerde belirtilen şartlar da mal rejimine tamamen uyuyor.
Yani ortada mazeret yok, yalan var ve buna rağmen hiçbir siyasi parti nedense bu “yalana dayalı yanlışı” düzelteceğini söylemiyor. Haydi, çağrıda bulunuyorum, bakalım hangi parti kadın haklarına önem veriyor, görelim.

TECAVÜZCÜYE BERAAT!

Cinayet suçunun cezasına bile bin türlü indirim getiren Türk hukuku (!) Samsun’da bir kadına tecavüz eden sanığı “kadın bağırmadı diye” beraat ettiriyor. Güçlü bir sapığın bir kadını kolayca susturabileceğini ya da örneğin ıssız bir yerde bağırsa bile sesini duyuramayacağını düşünmeden...
Yeni TCK’da bu tür haksızlıkların düzeltilmesine rağmen kanun uygulanmayarak...
Bursa’da kendisini taciz eden doktoru gizli kamerayla çeken kadına ise 12 bin YTL ceza kesiliyor. Neymiş, kadın bandı medyaya vermiş. Oysa versin de bütün kadınlar bilsin hastasını taciz etmekten utanmayan, mesleğinin yüz karası doktoru... Ayrıca, sözüm ona “gizli kamera ile özel yaşam ilişkisini” göz önüne alıyorlar ama böyle suçları kamerayla çekmediğiniz takdirde kanıtlanmasının mümkün olmayacağını unutuveriyorlar (!)
Yani Türkiye’de hep kadınlar aleyhine müthiş bir hukuk saptırmacası yaşanmakta...
Fark edilmiyor zannetseler de kadın örgütleri tarafından dikkatle izlendiklerini ve hepsinin kaydedildiğini bilmeleri gerekiyor.
Son olay Yargıtay’ın “AİHM’nin kadınların evlendikten sonra sadece kendi soyadlarını taşıma hakları olduğuna ilişkin kararına rağmen” Avukat Oya Aydın’ın soyadıyla ilgili yerel mahkeme kararını bozması...
Daha önce İzmir’li Avukat Ayten Ünal Tekeli’nin davasının reddedilmesi üzerine AİHM Türkiye’yi mahkum etmiş, bunun üzerine yeniden dava açan avukata kendi soyadını kullanma izni verilmişti.
Ortada böyle bir “örnek karar” varken şimdi Yargıtay aynı durumda nasıl mahkeme kararını bozabiliyor anlamak mümkün değil.
Bütün mesele “soyun erkek üzerinden yürümesi” nin ısrarla sürdürülmek istenmesi...
İnsan haklarını, eşitliği önce hukukçuların sindirmesi gerekiyor. Bunu yapamadıklarında işte ortaya böyle haksız bir tablo çıkıyor.

DİĞER YENİ YAZILAR