Vurun basına!

Bir rezalettir gidiyor. Hani "susalım", "fevri davranmayalım", "bekleyelim bakalım" dedikçe hakaretin dozunu arttırıyorlar

Haberin Devamı

Bir rezalettir gidiyor. Hani "susalım", "fevri davranmayalım", "bekleyelim bakalım" dedikçe hakaretin dozunu arttırıyorlar. Avrupa Parlamentosu Başkanı konuşmaya başladığından beri basın yine şamar oğlanı pozisyonuna geçmiş durumda.

Gelen vuruyor, giden vuruyor.

Önce Bülent Arınç "Palavros" konuşmasını yaptı ve Borrell'e soru soran basına palavracı dedi. Üstelik o basın bunu hak edecek bir şey yapmak bir yana son derece yerinde hareket etmiş, görevini hakkıyla yapmış ve abuk bir "Kürdistan" lâfına tepki göstermişti.

Aslında kutlanması gerekiyordu, bir yabancı siyasetçinin önünde hakarete uğraması değil.

Sonra sıra Borrell'in "Diyarbakır'a gideceğim" lafına itiraz eden gazeteciye geldi. Doğrusu ben izlemedim, olayı sizler gibi gazetelerden okudum ama kimi görsem aynı konudan söz ediyor. İnsanlarda müthiş bir tedirginlik ve öfke yaratmış.

Bir gazeteci, üstelik STK Birliği Yöneticisi olduğunu söyleyen bir gazeteci "Diyarbakır'a niçin gidiyorsunuz" diye sorduğu için otelin güvenlik görevlisinden yumruk yiyor. Sonra da dışarı çıkınca bir daha salona alınmıyor.

Bu bir skandaldır. Hem de "insan hakları" konusunda attı mı mangalda kül bırakmayan, senelerdir başımıza ekşiyen Avrupa'nın Parlamento Başkanı'nın karşısında!

Otelin güvenlik görevlisinin bu cesareti bulmasına şaşırmamak lâzım, zira AKP hükümetinin yöneticilerinin de basına karşı tavrı bu.

Kin, öfke, aşağılama, hakaret... Kendilerinde her hakkı görüyorlar.

Ayrıca bir noktayı daha eklemek istiyorum; bu gazeteci haksız değil. Her gelen (Prens Charles dahil) bir kez Diyarbakır'ı ziyaret eder oldu. Neden önce Ankara, sonra Diyarbakır? Neden Gaziantep, Urfa, Siirt, Mardin değil de hep Diyarbakır? Maksat mutlaka oraya gitmekse, Güneydoğu'da, Doğu'da başka il mi yok? Yoksa orası bir başka ülkenin başkenti filân mı?

Neden bütün uluslararası konferanslarda hep Diyarbakırlılar konuşuyor?

Bu ani ve büyük ilginin sebebi nedir, açıklasınlar bize.

Bülent Arınç ve onun gibi, basını aşağılayan tüm siyasetçileri kınıyor, gazetecilere yapılan bu haksız ve çağdışı saldırılara fırsat verenleri saygıya davet ediyorum.

Saygısızlıklarını kendilerine aynen iade ettiğimizi bilsinler.

AB'ye girmek için basını o adamların önüne paspas yapmaları gerekiyorsa, bedel buysa eksik olsun!

Gönül ev gönüller
Geyre Vakfı çok eski ve önemli bir tarihe sahip olan Afrodisias'tan çıkarılan eserleri korumak ve bu bölgeyi tarihiyle yaşatarak ülkeye kazandırmak için yıllardır faaliyetini sürdürüyor. Sağlığında Sevgi Gönül'ün desteği ve onunla birlikte çok sayıda gönüllünün çabalarıyla yıllar süren çalışmalar sonunda elde edilen eserler onun ani ve üzücü kaybından sonra Ömer Koç'un desteğiyle koruma altına alınıyor.

Afrodisias'ta kurulacak görkemli, güzel bir müze Sevgi Gönül'ün hayaliydi, o ne yazık ki göremedi ama yine de inşallah bu hayal yakında gerçek olacak.

Geyre Vakfı, son olarak geliri tümüyle bu müzeye ve Afrodisias kazılarına bırakılacak bir konser organize etti. Koçbank Özel Bankacılık'ın katkıları ile gerçekleştirilen, Şef Alexander Rudin yönetimindeki Moskova Oda Orkestrası ile solist Tuncay Yılmaz'ın yer alacağı klâsik müzik konseri bu akşam saat 20.00'de AKM'de yapılacak.

Ben önemli bir toplantı için İstanbul dışında olacağımdan ne yazık ki bu çok özel gecede bulunamayacağım. Ama bugüne kadar olduğu gibi bugün ve bundan sonra da Geyre Vakfı'nın çalışmalarını bütün kalbimle destekliyorum.

Sadece başardıkları için değil, böyle güzel bir özveri örneği sundukları için de.

Onlar Türkiye'nin sessiz ve alkışlanası gizli kahramanlarıdır!

(Not: Yazılarımızı İnternet'ten okuyanlara küçük bir açıklama: Bizim sistemimizde genel bir hata olarak 'r ve ı' harfleri yanyana geldiğinde 'n' olarak çıkıyor. Şu sıralarda bu hatanın düzeltilmesi için çalışmalar sürüyormuş. Elimizde olmayan nedenlerle ortaya çıkan bu durumu bilginize sunuyorum.)

DİĞER YENİ YAZILAR