Gençliğimin yarısından çoğu İngiltere'de geçti. 16-17 yaşlarında lisan okuluyla başlayan bağlantım bugüne kadar sürmüştür.
Bir İngiliz üniversitesinden (Manchester) mezunum. Daha sonra yıllarca orada yaşadım, hâlâ her yıl en az birkaç defa giderim, benim için ikinci "ev" gibidir. Neredeyse Türk kadar İngiliz arkadaşım vardır, İngilizleri severim.
Ee, bu durumda nasıl oluyor da bazı arkadaşlar Alpay'a hücum eder, tek suçlu olarak onu görürken ben Beckham'ın ve İngiliz oyuncuların saldırgan, terbiyesiz, saygısız davrandığını düşünüyorum?
Nasıl olduğunu anlatayım. Bir kere bütün sevgime ve bağlılığıma rağmen ben sonuçta Türk'üm. Gözlerim kör değil ve çok şükür mantığım, kafam da yerli yerinde.
Bir farklılığım daha var; ben bu İngiliz milletinin maç-futbol denince nasıl delirdiğini, sınır tanımadığını defalarca yakından gördüm. Manchester'da bunu görürsünüz. Ayrıca birkaç yıl önce Leeds'de yapılan Galatasaray-Leeds kupa maçını yerinde izledim.
Kendi takımımız gol attığında korkudan tezahürat yapamamayı, "pub"larda erkek gazetecilerimizin korkudan içki bile alamayışını, 'Türkiye'den nefret eden ayağa kalksın" diye bağırdıklarında stadyumdaki 40 bin kişinin ayağa kalktığını, bir maçın nasıl Roma döneminin aslan güreşi yapılan arenalarına çevrildiğini gördüm / yaşadım.
Bunun üstüne bir de Beckham'ın dünya çapındaki popülaritesini küstahlığa varan bir cesaretle, maçlarda takımı lehine defalarca kullandığını biliyorum.
Bu maçta Alpay söylenmemesi gereken bir sözü söylemiş, konuşmaması gereken yerde konuşmuşsa bile bunun karşılığı David Beckham'ın ve takımının o davranışları olamazdı. Kafa atan, arkasından koşan, arkadaşlarıyla Türk futbolcularına saldıran, kamerayı kapatan hep Beckham'dı. Eğer ortada yanlış olmasa kamerayı kapatmaya gerek duymazdı.
'O görüntüler tekrar tekrar izlenmeli ve İngilizlere izletilmeli' ısrarım da bunun için. Federasyonlar, disiplin kuruluşları vs. var, gider şikayetini yapar. Maçtan sonra konuşur, anlatır, halleder. 'Dünyanın en centilmeni' olduğunu gerine gerine iddia eden bir ülkenin sporcusu öyle davranmaz. İngiltere'de futbolcumuza karşı böylesi bir linç kampanyası sürüyor. Bu fırsatla toptan Türk takımı kötü tanıtılıyor. Mirror yazan Oliver Holt gibi bazı İngiliz gazeteciler "Daha anlayışlı olmak lâzım. Alpay'a yapılanı haksız buluyorum. Spor centilmenliği bu değil" diyor. İngiliz arkadaşlarımın tümü onun gibi düşünüyor. Ama bizimkiler tek suçlu olarak Alpay'ı gösteriyor.
Neymiş; huysuzmuş, hep yaparmış, falanmış, filanmış.
Biz asla nerede ne yapmamız gerektiğini öğrenemeyeceğiz. Alpay ne kadar suçluysa Beckham ve arkadaşları 10 kat daha suçlu. İşte bantlar ortada!
Listede Derviş de yok!
Bir haftadır şiddetli gripten muzdarip şekilde evden yazıyorum yazılarımı. Bu yüzden, ne zamandır çıkmayı plânladığım seyahati, katılmam gereken toplantıları ve hatta... Hatta diyorum, her ne kadar Hürriyet Gazetesi'ne (yapımcısı Doğan Yayın Grubu'na bağlı bir şirket olsa bile) öncelik tanımalarına biraz kızsam da kaçırmazdım çünkü. Asmalı Konak filminin galasını kaçırdım.
Eh, madem ki evde oturmaktayım, Cuma günleri yazı günüm olmamasına rağmen yazıyorum. Nerede kalmıştık?
TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın milletvekilleri için hazırlattığı garip anketin tamamı açıklanmadığı için dün eksik yazmışım. Sorular yayınlandıkça daha da garip bir durum ortaya çıkıyor.
Meselâ "Aşağıdaki özelliklerin sizi tanımlamada hangi ölçüde uygun olduğunu belirtiniz" sorusunun içeriğinin çoğu aynı kişiye uygun olabilir.
Yani aynı kişi aynı anda "Atatürkçü, Cumhuriyetçi, demokrat, dindar, feminist, laik, liberal, muhafazakar, Müslüman, sosyal demokrat, Kemalist" olabilir. Nitekim AKP'nin kadın milletvekilleri içinde de bu tanımlara uyan isimler olduğunu sanıyorum. Kaldı ki normal şartlarda "kadın ve erkeklerin eşit haklara sahip olmasını isteyenlere" feminist dendiğine göre erkek milletvekilleri içinde de uyan isimler vardır.
Gel gör ki AKP milletvekillerinin bu soruya dürüst cevap vermesinin hiç de kolay olmayacağını sanıyorum ben. Soranın beklentileri cevapları kesin etkileyecektir.
"Siyasetçi ve devlet adamlarıyla ilgili kanaatler" sorusundaki karmaşayı ise anlamak mümkün değil. Akla gelen gelmeyen, olacak olmayan isimler alt alta dizilmiş. Buna rağmen Kemal Derviş'in adı listede yok. alınmaması bir başka ilginç nokta. Oysa Derviş tekrar sahneye çıkıyor. Başrollerden birini oynamak üzere. Neden unutuldu dersiniz?
Not: 'Meclisteki kadınlar hayatta mı?' yazımın devamını yarın vereceğim.
Vurun Alpay'a
Gençliğimin yarısından çoğu İngiltere'de geçti. 16-17 yaşlarında lisan okuluyla başlayan bağlantım bugüne kadar sürmüştür
Haberin Devamı

