Yılların sanatçısı, Türkiye’nin en büyük tiyatro ustalarından biri olan Ferhan Şensoy “Fername” adlı oyununu sergilerken “Bundan önceki 3 askerî darbe gereksiz nedenlerle yapıldı. Asıl darbe yapmak için geçerli nedenler şimdi var ama darbe yapan yok” demiş. İzleyiciler gereken tepkiyi vermişler, bir kısmı kalkarak salonu terk etmiş.
Evet, demokratik bir bakışla, demokrasiye inanan herkesin düşünce tarzıyla Şensoy’un bu konuşması yanlıştır, yapmaması gerekirdi. Türkiye darbelerden yeteri kadar çekti, bundan sonra tüm sorunların demokrasi içinde halledilmesi kesinlikle zorunludur, zaten ordunun tutumu da “demokrasiye inanmış bir yönetime sahip olduğunu” göstermektedir... Ama bu durumda yapılması gereken Ahmet Hakan gibi:
“Şu Ferhan Şensoy’u Ergenekon’dan içeri alsalar da adamın ikide bir ‘Ben darbe isterim’ tarzındaki soğuk şakalarına ve acıklı güldürme çabalarına maruz kalmaktan hepimiz kurtulsak” demek olabilir mi?
100 GR DEMOKRASİ
Demek ki Hakan’a göre bu “demokrasi” dediğiniz şeyden isterseniz 100 gr, isterseniz 1 kilo alırsınız, her ikisinde de demokrat sayılabilirsiniz. Aslında şu anda Türk medyasında bazı grupların gazete ve TV’lerinde durum budur ama en azından onların zaten demokrat filan olmadıkları, iktidar şakşakçılığı veya cemaat sözcülüğü yaptıkları biliniyor, Ahmet Hakan ise onlara nazaran daha demokrat, daha dengeli bir çizgiyi korumaya (her ne kadar son zamanlarda denge iyice “bir ona, bir buna çakma” noktasına geldiyse de) çalışmıştır. Ayrıca insan haklarına saygılı, demokrat bir gazetede yazmaktadır. Peki bu ne şimdi?
Zaten ne suç işlediğini bilmeyen, kendisine yöneltilen iddialar arasında hiçbir suç unsuru bulunmadığı halde “iddianamesi yazılıyor” diye cezaevine gönderilip sonra suç delili aranan Aylin Duruoğlu gibi veya yine adı asla bir çeteyle birlikte anılamayacak Prof. Dr. Mehmet Haberal, “yazdıklarımın yeri değiştirilmiş, farklı yerlerden alınıp ucuca eklenmiş” diyen Mustafa Balbay, ağır hasta olmasaydı mutlaka tutuklanacak olan Prof. Dr. Türkan Saylan gibi isimlere yapılan haksızlığa tüm deneyimli hukukçular isyan ederken bir de “Asıl darbe nedeni şimdi var” dediği için Ferhan Şensoy mu “Ergenekoncu, çeteci, darbeci” diye içeri tıkılacak?
ALIN SİZE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ!
Ahmet Hakan’a göre bu mudur yani demokrasi, insan hakları, düşünce ve ifade özgürlüğü?
Bugüne kadar şeriat isteyenler, “İran devrimi gibi devrim olmalı” diyenler, Atatürk’e, rejime, orduya ağzına geleni söyleyenler (ki aralarında Bülent Arınç da var), hatta rejimin altını oyanlar içeri mi tıkıldılar ki “darbe nedeni var” diyenler darbecilikle suçlanacak?
Hukukçular “Ortada eylem yoksa suç da yoktur, kesin kanıt gereklidir” diye bas bas bağırırken bu ne özgürlükçü (!) ve hukuka uygun (!) bir istektir?
BİR DİRSEK DE BATUM’A!
Hakan, Ferhan Şensoy’la yetinmemiş, Hüsamettin Cindoruk’a “daha çıkmadan çakayım” notuna “çağırdığında kendisinin TV programlarına katılmayı reddeden” Süheyl Batum’u da dahil ederek “DP’nin genel sekreteri olsa da binde kaç oy alır görsek” sözleriyle bir dirsek de ona giydirmiş.
Süheyl Batum halk tarafından öyle seviliyor, öyle inandırıcı bulunuyor ki doğrusu reytingi çok yüksek... Yani Ahmet Hakan “ona kızmakta” haklı ama bu haklılık, yaptığı haksızlığı mazur göstermeye yeterli değil... Batum bilgisiyle, kalitesiyle, deneyimi, insanlığı, dürüstlüğüyle ve de “karizması” ile liderliğe layık biridir, genel sekreterliğe değil. Herhangi bir partinin başına geçse ne kadar oy alacağını da şimdiden kestirmek hiç mümkün değildir, onun için “önünü kesme gayretleri” pek nafiledir.
Türkiye’de başarılı insanlar taşlandıklarında, bu tür saldırılarla karşılaştıklarında değerlerinden bir şey kaybetmiyorlar. Çünkü bu o kadar sık yapılıyor ki fazlasıyla kanıksandı ve hatta mide bulandırıcı hale geldi artık!
AKP, AK PARTİ
Başbakan’ın “Bize Ak Parti deyin üzülüyoruz” ısrarı üzerine okurlarımız soruyorlar:
“Neden bütün partiler baş harflerine göre kısaltılıyor da Adalet ve Kalkınma Partisi arada ’ve’olmasına rağmen Ak Parti olarak kısaltılması isteniyor?”
Hasan Kaplan isimli okur: “Bu normal midir, Ak kelimesi ile ’temiz’olduklarını mı hatırlatılmaya çalışılıyor” diye sormuş.
Bir parti gerçekten “temiz” ise böyle bir gayrete gerek duymaz ama insanlar bu kısaltmayı tercih etmelerine şaşırmakta haklı, bugüne kadar ve bugün bütün partiler baş harfleriyle kısaltıldığına göre “Ak Parti” de bu ısrar niye?

