Vazifeniz ağlamak değil, çözüm bulmak!

Ah canım, ah canım kadın ve aileden sorumlu olan Bakan’ımız yine ne güzel konuşmalar yapmış... Okurlarımın öfkeli tepkilerle dolu mektupları üzerine, onların hatırı için okudum, yoksa durup dururken sinir katsayımı fazladan yükseltecek bir nedene ihtiyacım yoktu aslında...

Haberin Devamı

Ah canım, ah canım kadın ve aileden sorumlu olan Bakan’ımız yine ne güzel konuşmalar yapmış... Okurlarımın öfkeli tepkilerle dolu mektupları üzerine, onların hatırı için okudum, yoksa durup dururken sinir katsayımı fazladan yükseltecek bir nedene ihtiyacım yoktu aslında...

Bakan’ın “AKP’lilerin imam nikahlı karıları varsa CHP’lilerin de metresleri var” gibi seçkin, kaliteli, seviyeli (!) sözüne karşılık Balçiçek Pamir “Çok eşliliği mi savunuyorsunuz” diye sormuş, cevaba bakın:

“Asla savunmadım. Sadece dünyadaki her kadının ortak sorunudur dedim. Erkekler çok eşli olma eğilimindedir, bu sorunu kadınlar olarak çözmeliyiz dedim.”

Müthiş değil mi? Hanımefendi başımıza bir de üstelik psikolog kesildi şimdi ve hiç bilinmeyen (!) bir gerçeği açıklıyor; erkeklerin çok eşli olma eğilimini ve bunun dünyadaki her kadının ortak sorunu olduğunu...

Bir kere çok eşlilik artık yıllar öncesinde olduğu gibi sadece bazı erkeklere özgü bir eğilim değil artık, o kafadaki erkeklerin bu basmakalıp lâfı nasıl istismar ettiğini; kız arkadaşını, nişanlısını, eşini nasıl aldattığını gören çok sayıda kadın birçok ülkede “onlar çok eşliliğe eğilimliyse, biz de aynı eğilimdeyiz” diyor.

Bununla birlikte çok eşlilik hiç de onun dediği gibi dünyadaki her kadının (veya her erkeğin) sorunu filân değil. Her ülkede ve Türkiye’de milyonlarca birbirine sadık, eşini seven ve ilâve bir eşe ihtiyaç duymayan insan yaşıyor. Bakan Hanım önce bunu öğrenmeli ve AKP ağzıyla kadın bakanlığı yapmaktan vazgeçmeli.

Sonra... Örneğin İpek Duru isimli okurumuz (ki kendisi röportajdaki sözlere en fazla sinirlenenlerden biri) diyor ki:

“Toplu tecavüze uğrayan 17 aylık bebeği ziyarete gitmeyişine bahane olarak ‘bunun haber olacağını ve bu tür haberlerin pedofili hastalarını harekete geçireceğini’ ne yüzle söylüyor? Madem ki satılan ceketlere tonla para harcayarak etiket bastırabiliyorlar, bunu yapacaklarına mağdur bebeklerin, çocukların, kadınların bakımını, korunmasını doğru dürüst yapsınlar. Swiss Otel’deki panellerle mi kurtaracak mağdurları? Medya yüzünden bebeği görmemiş, gizlice gidemez miydi istese? Malatya SHÇEK skandalında herkesten sonra ortaya çıktı, kimi inandıracak bu sözlerle?”

Ve TBMM internet sitesini incelediğini, Nimet Çubukçu’ya ait tek bir yazılı, sözlü önerge bulunmadığını söylüyor.

En fazla okur tepkisi Bakan Hanım’ın “Ağlıyorum ama kamerasız. Gözyaşlarımı görmüyorsunuz, çünkü silmek kolay” lafına gelmiş. İnsanlar “Biz onları ağlasınlar, sızlasınlar diye seçmiyoruz. Bakan’ın görevi çözüm bulmaktır. 17 aylık bebeğe de, diğer mağdurlara da... Ağlayacağına uğraşsın da suçluları üç gün sonra salıvermesinler. Ağlama işini sürekli ağlattıkları millete bıraksınlar” diyor.

Bakan Çubukçu bu tepkileri dinlemeli ve “Bende geri adım yok” diye övüneceğine artık İLERİ bir adım atmaya çalışmalı. Görüldüğü gibi milletin sabrını tüketti çünkü...

Evli ama mağdur 17 milyon kadının sorunu olan Medeni Kanun Mal Rejimi için atacağı adımı ve AKP’ye haksızlığı düzelttirmesini sabırsızlıkla bekliyoruz.

Susarsa, unutturmaya çalışır ve o adımı atmazsa hiç kimseyi de samimiyetine inandıramayacak!

*****

İyi hal indirimine isyan!
Defalarca yazdığım ve hakimleri insafa davet ettiğim katil ve tecavüzcülere, magandalara “İyi hal indirimi” konusunda da tepki yağıyor.

Bunlardan birini, bence duyguları en iyi ifade edenini sizinle paylaşmak istiyorum; Adana’dan Musa Tolu yazmış: “En utandırıcı, en zalimane, su götürmez haksızlık ve en aşağılık gaddarlıkla işlenen cinayetlerin, suçların nasıl hoşgörüsü olur anlamıyorum (...) Sayın yargıçlarımız mutlaka bir ‘İyi hal indirimi’ yapacaklarsa bunun için; yüreğine ateş düşen anaların, duyduğu acıdan ağlamayı bile beceremeyen gariban babaların, genç yaşında eşini, yakınını kaybeden sevgi dolu yüreklerin, uzun yaşamları boyunca o katiller yüzünden anne kucağı, baba ocağı sevgisini ve güvenini tadamayacak yavruların onayını almak zorundadırlar.”

Ben de altına imzamı atıyorum. Bütün hakimlere duyurulur.

DİĞER YENİ YAZILAR