Benim maddi imkânlarımın Irak'ta 161 milyon dolarlık otoyol projesini alan, 2 trilyonu yalnızca parti kurmaya ayırabilen Ali Haydar Veziroğlu'nun zenginliğiyle uzaktan yakından ilgisi yok. Ama inanın bana 10 kişinin hayatını kurtarabileceğimi kesin olarak bilsem elimde avucumda ne varsa tümünü gözden çıkarıp sıfırdan başlayabilirdim.
Bu palavra değil, zira kendi yaşamımda sınırlarımı fazlasıya zorlayarak, sıkı özverilerde bulunarak hiç tanımadığım kimselerin hayatını kurtardığım oldu. Bir değil, birkaç kez... Bunları anlatmaktan hoşlanmam, anlattığım zaman da o olaylarda benim rolümü anlayamazsınız. Din, inanç gibi, 'iyilikler' de Allah'la kul arasında kalmalıdır; ne demiş atalarımız; "İyilik yap, denize at, balık bilmezse Halik bilir"...
O iyiliğin verdiği, hiçbir şeyle Yaslanamayacak mutluluk ve huzuru ise yapan biliyor. Bu da onun ödülü...
Hiç şüphem yok ki Türkiye'de benim gibi düşünen ve davranan milyonlarca yardımsever insan yaşıyor. Kimsesizlere, fakir, fukaraya, eğitimsizlere kucak açıp onlar için koşturan, ter döken, her türlü özveride bulunan milyonlarca insan.
Bütün kalbimle Ali Haydar Veziroğlu'nun da onlar gibi gönlü zengin biri olmasını ve -çok büyük bir rakam da olsa- o kazançtan vazgeçerek 10 işçiyi kurtarmasını diliyorum. Siz bu yazıyı okuyana kadar belki de kararmı vermiş olacak... Umarım karan 'yaşam kurtaracak bir karar' olarak çıkar.
Eğer konu bir münazara konusu olsaydı ve soru da "Teröre pabuç bırakıp vaz mı geçersiniz, yoksa her şeyi göze alarak devam mı edersiniz" olsaydı belki "devam etmek" doğru cevap olarak görünebilirdi. Ama (sadece bir an için kendinizi onların yerine koyun) ortada somut olarak 10 can ve bu canların onlarca seveni, aileleri, çocuklan var. Bu durumda da hiç kimse "Bana ne, ben işime bakarım, terör terördür" diyemez. Bu insanları kaderleriyle başbaşa bırakıp milyon dolarlarla sevinemez.
Yoksa diyebilir mi?
Sevinebilir mi?
Göreceğiz...
Aranızda bir anlaşın bari!
Adalet Bakanı "AB gün vermezse yolumuza onsuz devam ederiz" diyor. Başbakan "AB bizim içişlerimize karışamaz" diye kafa tutuyor.
Dışişleri Bakanı Amerika'dan "Hiç merak etmeyin, sorun halledilecek, AB'den gün alınacak" diyor.
Bazı AKP'liler "Kendi kalemize gol attık" derken bazıları Başbakan'a arka çıkıyor.
Kime inanmak lâzım acaba?
Yıllar süren çabadan sonra tam yüzüp yüzüp kuyruğuna gelmişken kabul edilir gibi bir olay değil bu.
AKP tarafından düzeltilmediği takdirde de AKP'nin bir daha kimseyi "AB'yi istediğine" inandırması mümkün değil. Herkes o sözlerin de bir takiyye olduğuna, bu noktada 'plânlı bozgun' çıkarıldığına inanacak ve bunda da haklı olacak.
Zira Tayyip Erdoğan'ın "Kopenhag Kriterleri'nde TCK yoktur" sözünün mantıkla bir bağlantısı yoktur. TCK Tasarısı'nda karşı çıkılan maddeler insan haklan ve demokrasi ile birebir ilgilidir, yapılması istenenler de 'olmazsa olmaz' değişikliklerdir.
Aslında tek bir ipucu bile bunu anlaması için Başbakan'a yermeliydi:
Kendisini her konuda destekleyip neredeyse sözcülüğünü yapan basın gruplarının bile TCK konusunda 'hata yaptığını' söylemesi.
Yermiyorsa arkasında başka nedenler arayanlara da kızmasın!
Vazgeçin paradan Ali Bey!
Benim maddi imkânlarımın Irak'ta 161 milyon dolarlık otoyol projesini alan, 2 trilyonu yalnızca parti kurmaya ayırabilen Ali Haydar Veziroğlu'nun zenginliğiyle uzaktan yakından ilgisi yok
Haberin Devamı

