Dün; Vakit Gazetesi’nin “Her haberinin belgeli olduğunu ve yaptığı hiçbir haberin yalanlanmadığını” yazması üzerine benimle ilgili bir haberlerinden söz etmiştim, devam ediyorum.
Bugüne kadar, yazdığım süre içindeki tüm iktidarları, başbakanları ve diğer parti liderlerini “hatalar ortaya çıktığında” aynı şekilde eleştirdiğim arşivlerde mevcuttur. Durum böyle olduğundan hiçbir dönemde hiçbir başbakanın ve liderin “dost gördüğü” gazetecilerden olamadım.
Liderlerin küsme huyu da olduğundan bana küsenleri de sık sık gördüm. Çocukluğumu bilen, kim olduğumu telefonda sesimden anlayacak kadar iyi tanıyan Süleyman Demirel’i bile gücendirecek yazılarım oldu. (Burada mutlaka not etmeliyim ki Sayın Demirel “kin tutmayan, kısa sürede kırgınlığını unutan ve gazetecinin her şart altında görevini yapması gerektiğini bilenler”in başında gelir.)
Bugün de iktidar-muhalefet farkı gözetmeden her partinin artı ve eksilerini yazar ve konuşurum.
Ama işte Vakit’ten Serdar Arseven’in canı beni “CHP çizgisinde” yapmak istemiş. Laikliğin öneminden, esnetildiği takdirde bu esnetmenin sonunun gelmeyeceğinden söz ettiğim için herhalde...
Yine herhalde, yazdıklarım hoşuna gitmemiş ki beni “birçok şeye karşı” olarak tek cümlede ikinci kez etiketleyivermiş.
Yazısının devamı şöyle:
“Bu yazarın babası Adana’nın muhafazakâr siyaset adamlarından merhum Mehmet Ünaldı imiş.
Dünkü yazısında bir kez daha övgüyle söz etti babasından...
Övgüyle ama çok önemli bir eksikle! Ünaldı’nın siyaset yaptığı dönemlerin güçlü isimlerinden Eski Bakan Nahit Menteşe’den öğrendik...
Merhum bayağı bayağı “muhafazakâr adam”mış...
CHP’nin tarif ettiği “Kemalizm anlayışına” da hayli tepkiliymiş!
Babasının siyaset yaptığı günlerde ortalarda dolaşıp duran “minicik sevimli bir kız”mış Ruhat Mengi!..
Bilemiyorum...
Ne olmuş da sonradan böylesine “değerleri dışlar” olmuş...
Ne olmuş da böylesine kızmış!”
MUHAFAZAKÂRLIK VE KEMALİZM
Her şeyden önce Nahit Menteşe bu tanımları asla yapmadığını, bilgisi dışında bunların ilave edildiğini söylüyor, onu tekrarlayalım. (İsterlerse kendisine bir kez daha sorsunlar, cevabını da yazsınlar.)
Sonra... Babamın “muhafazakâr adam ve Kemalizm anlayışına tepkili” olduğunu duymanın Serdar Bey’i neden bu kadar memnun ettiğini düşünelim.
Adanalılar ve Nahit Menteşe onlara Mehmet Ünaldı’nın “inanan, Cuma namazına giden, oruç tutan” biri olduğunu söylemişlerdir. Peki bunda sıra dışı ne var?
Bunlar Türkiye nüfusunun önemli bir kısmı için zaten geçerli... Bugüne kadar o nüfusa kimse “muhafazakâr” veya “bayağı bayağı muhafazakâr” deme gereği duymamıştı. Ayrıca babam ve onun gibi siyasetçiler “muhafazakâr ya da değil” dini-inancı siyasete karıştırmayı, vatandaşı din üzerinden bölmeyi, kışkırtmayı, “inanç istismarını oya çevirme”yi akıllarına bile getirmemişlerdi.
25 yıl Adana’da her girdiği seçimi rakip tanımadan kazanan biri olarak o bu başarıyı bölgesini kalkındırarak, sorunları çözerek, işsizliğe, yoksulluğa çözüm arayarak göstermişti.
“CHP’nin tarif ettiği Kemalizm anlayışına tepkili” sözüne gelince...
DP kökeninden gelen bir Adalet Partili’nin CHP tariflerine tepkili olması “düz mantık”tır. Tek bir istisnayla: Atatürk’e (AP’li ya da CHP’li) duyulan ortak saygı ve sevgi dışında...
Babam onun gibi büyük bir önderi, kurtarıcıyı hiçbir ideolojiyle, dogmalarla sınırlamamayı bilecek kadar akıllı biriydi.
Bugün yaşasaydı, Serdar Arseven ya da başkalarının Atatürk’ü kendi işlerine geldiği şekilde uydurma kalıplara sokmalarına, Atatürk sevgisini “Kemalizm” diye etiketlemelerine yine karşı çıkardı.
Aynen kızı gibi, o Atatürk’ü hep sevdi, saydı, takdir etti.
Demek ki hem inanan, hem laik ve Atatürkçü insanlar bu ülke için yaşam boyu sessiz sessiz çalışmışlar... Hâlâ da onlar gibi milyonlar yaşıyor bu ülkede...
Değerlerini dışlamayan ama rejiminin de kıymetini bilen...
Ben de öyleyim, sonuna kadar da öyle kalacağım.
Vakit gazetesi ve yazarlarını daha saygın bir yayıncılık anlayışına davet etsek; yalanlara, yanıltmacalara gerek olmadığını hatırlatsak işe yarar mı acaba, yoksa Ahmet Hakan’ın ve diğer mağdurlarının anlattıklarına inanmak daha mı doğru?
Vakit’in belgeli haberi (2)
Haberin Devamı

