Vahşet ülkesinin talihsiz kızları!

Haberin Devamı

Bursa’da bulunan kadın cesedinin Uludağ Üniversitesi Felsefe Bölümü öğrencisi Sema Karakoca’ya ait olduğu anlaşılmış. Daha 19 yaşında, daha eğitimini bitirip hayata başlamamış bile.. Gencecik, güzel, pırıl pırıl, ailesinin gözbebeği bir kız daha dünyada benzerine “savaş sırasında” rastlanmayacak bir vahşetle öldürülmüş. Bacakları, göğsü, boğazı kesilerek..

Daha kısa süre önce Ayşe Paşalı’nın kocası tarafından 11 yerinden bıçaklanıp boğazı da kesilerek öldürülmesi olayını duydu bu toplum. İki gün önce de Mersin’in Mezitli ilçesinde 40 bıçak darbesiyle yetinmeyip boğazı kesilerek öldürülmüş 19 yaşındaki Hatice’yi öğrendi.. Onun da “töre” adını verdikleri ve her nedense kadın milletvekillerinin, Kadın Bakanı’nın ağzına bile almadığı bir başka vahşet alışkanlığı sonucu “aile kararı” ile öldürüldüğü ve ailesinin cenazeyi bile almadığı, mahalleli kadınların isyanlarla cenazeyi kaldırdığı yazıldı.

İDAM CEZASI GERİ GELMELİ!

Ve tekrar yazacağım ‘burası dinin dillerden düşürülmediği, siyasette bile başrol oynar hale getirildiği’ bir Müslüman çoğunluklu ülke.. Bu ülkenin insanlarının doğal olarak “Allah korkusu” olması beklenir. Değil bir kadını, genci böyle vahşice öldürmek, karıncayı bile ezmekten çekinmeleri beklenir. Türkiye’de bu rezil, bu vahşi cinayetlerin, tecavüzlerin arkasının kesilmez hale gelişini, en azılı katillerin burada ortaya çıkmasını kim açıklayacak?

Neden giderek arttığını ve hükümetin bu konu çok önemsizmiş gibi hiç söz etmemesini nasıl açıklayacağız? Tamam Erbakan’ın ölümüne günlerdir üzülüyor, çeşit çeşit konuşmalar yapıyorlar, Başbakanlık yapmış biridir ve yapılabilir ama o 85 yaşındaydı ve uzun bir yaşamdan sonra öldü. Oysa öldürülen kadınlar ve diğer saldırıya uğrayanlar 19- 40 arasında.. O gencecik kızların hayatı gözü dönmüş vahşiler tarafından ellerinden alındı, onlar “üzerinde konuşmayı” hiç mi hak etmiyorlar?

Madem ki bu cinayetlere çözüm bulunmadı ve kadınların hayatı korunamıyor, o zaman idam cezasını geri getirmek zorundalar. O vahşetin hak ettiği ceza budur . Bir yanda “Taş Devri” ilkelliği ve vahşeti yaşanırken öte yanda “ama efendim medeni ülkelerde devlet ölüm cezası vermez” gibi bir saçmalığı sürdürmenin anlamı olamaz. İdam cezası ciddi şekilde gündeme getirilmelidir.

İSYAN BUNA LAZIM!

İstenen yasaların üç günde çıkarıldığı bir dönemde bunu yapmak hiç de zor değil.

Bu “halkı isyana teşvik” kabul edilse bile yazıyorum, madem ki erkekler susuyor, kadınların isyan zamanı gelmiştir.

Bu “kadın katliamı” isyanı hak ediyor!

*****


Bu kadarı fazla değil mi?

Geçenlerde bir TV kanalının haberlerinde “TSK’da generallerin oruç tutup tutmadığı” ile ilgili fişleme yapıldığı iddiası ile ilgili bir haber de vardı. Ergenekon, Balyoz her neyse bu olay; deneyimli askerlerin açıkladığına göre “her yıl birliklerde yapılan savaş planlarından biri olan bir plan seminerinin ‘ciddi hatalar da içerecek şekilde’ bir darbe planına çevrilmesi” ile mi başlatıldı, bunu kim, neden istemiş olabilir, yoksa gerçekten olmuş muydu bilmiyoruz. Gerçek herhalde tutukluluklar birkaç yıl daha sürdürülmeden, belki de sonunda “çoktan konuşmuş olması gereken komutanlarının anlatımıyla” ortaya çıkacaktır.

Daha henüz suçlamalar “iddia” durumunda olmasına rağmen birçok sivil-asker cezaevinde bekletiliyor ve bu zaman içinde TSK mensupları ve diğer tutuklular için de isteyen istediğini söylüyor. Hakaretler bile gırla gidiyor. Ama bugüne kadar alt rütbedeki askerlerin TV’lerde ve her yerde “iftarı komutanlarımızla birlikte yapardık” dediklerini defalarca duyduğumuz için doğrusu oruç konusunda fişleme yapıldığı haberi hiç de inandırıcı gelmedi.

Peki haberi veren TV kanalı ve aynı çabayı sürdürenler “TSK’nın dini dışladığı” gibi bir imajı yaymaya neden gayret gösteriyorlar bilen var mı?

DİĞER YENİ YAZILAR