Biliyorsunuz Başbakan Erdoğan Konya’da yine enteresan bir konuşma yaptı, aslına bakarsanız Başbakan’ın konuşmadığı zamanlar o kadar az ki ve her seferinde o kadar çok kuruma, kişiye çatıyor ki medyanın gündemi sürekli onun konuşmalarıyla doluyor.
Burada da hem HSYK’da savcı atamaları ile ilgili çekişmeye değinmiş, hem yine Atatürk ilkelerine, rejime bağlı partilere çatmış, hem de yeldeğirmenlerine saldıran Don Kişot gibi bilinmeyen düşmanları hedef almış.
Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’ndan Adalet Bakanı ile Müsteşarı’nı çıkarmamakta ısrar eden, böylece HSYK’nın iktidardan bağımsız karar almasını bilinçli olarak engelleyen bir hükümetin bu baskıyı değil de HSYK üyelerinin kararlarını gündeme getirmesi enteresan değilse nedir?
Önce israfı kesin!
Atatürkçü olmakla “Türkiye’nin dört bir yanını ağlarla örmek” arasında (burada da 10. Yıl Marşı ile ince bir alay mevcut) ne ilişki var? Ayrıca AKP zaten daha önceki hükümetler beğenilmediği için tercih edilmemiş miydi, bu durumda ülkeyi “ağlarla örmek” zaten onun görevi değil midir? Vergilere yüklenip her icraatları için halkı mağdur edeceklerine israfı kısmak (örneğin; seçimlerde devlet kaynaklarını partilerinin propagandası için kullanmamak, yeni pahalı uçaklar almamak) görevleri değil midir?
Ve tabii “7 yıl boyunca milletin iradesini, tercihini yok saymaya çalıştılar, emanetimizi gasp etmek isteyenler oldu. Emanetimiz üzerinde vesayet kurmak isteyenler oldu ama güçlü AKP iradesini görünce geri vitese taktılar” sözleri... 7 yıl boyunca her istediğini yapan, devletin tüm kurumları ve sorumluları üstünde (Meclis Başkanı dahil, RTÜK, yargı dahil) baskı kuran, Deniz Feneri gibi mutlaka açılması gereken uluslararası bir yolsuzluk davasını bile açtırmayan ve “asıl failler” denilen isimlerin hepsine dokunulmazlık sağlayan, istediği insanı ise “rektör, gazeteci, sivil toplumcu” demeden cezaevine tıktıran bir iktidarın hangi iradesini, kim yok saymaya çalışmış, kim emaneti gasp etmek istemiş belli değil... Tam “yeldeğirmenleri” meselesi yani...
Yargının iktidara bağlanması
Yüksek Mahkeme kararları tam aksine yargı üzerinde (ki bağımsız yargının olmaması demokrasiyi ortadan kaldıracak, vatandaşı çaresiz bırakacak en önemli sorundur) siyasi iktidar vesayeti olduğunu gösteriyor. Ama pardon “yüksek yargının demokratikleşmesi (!) ve özellikle Anayasa Mahkemesi’nin de iktidara bağlanması” gerekiyordu değil mi, unutmuşum...
Yüksek yargı işe yaramaz (!) önemli olan başında Adalet Bakanı’nın bulunduğu yargıdır onlara göre...
Burada Başbakan’ın söz ettiği “vesayet, emaneti gasp etme” benzeri sözler için tek somut adres 27 Nisan muhtırasını yalnız başına, sadece kendi kararıyla yazdığını söyleyen emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt’tır. Şu ana kadar Ergenekon soruşturmasında başka bir somut suçlu belirlenmediğine göre Erdoğan’ın sözleri sadece onu işaret etmektedir.
O zaman neden bu “e-muhtıra” ve Büyükanıt soruşturmaya dahil edilmiyor, neden özenle “dışarda” tutuluyor? Bu soruyu uzun süredir soruyoruz ama nedense her konuda konuşan Başbakan ve yardımcıları bu konuya hiç mi hiç değinmiyorlar. Acaba neden? Neden? Neden?
Üzerinize gelenler kim?
Haberin Devamı

