Türkiye’nin uyuyan bir Kültür ve Turizm Bakanı var. Buna “rahatsızlığını” bahane ediyor ama normal şartlarda böyle bir rahatsızlığı olan ve en önemli toplantılarda uyuyan (diğer zamanlarda ne yapıyor düşünün artık) biri koca ülkeye Bakan olamaz. Bu dönemde ise herkes, her şey olabiliyor. Yeter ki ideolojisi uysun.
Uyuyan Bakan Atilla Koç uzun süredir Atatürk Kültür Merkezi’ni yıktırmaya kafayı takmış durumda. Amacı “aynı isimle” yeniden yaptırmak mıdır onu bilmiyoruz, hiç de emin değiliz, zaten muhtelif iddialar var.
Şimdi Bakanlık AKM’nin kültürel varlık olmaktan çıkarılması için İstanbul Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na başvurduğuna göre açıkça belli ki niyetleri binaya ilaveler yapmaktan, genişletmekten ibaret değil. Oysa AKM büyük paralarla inşa edilmiş koca bir bina; yıkılmadan yenilenebilir, genişletilebilir... Onca trilyonu yerle bir edip bu milyonlarca fakir ve aç insanı olan ülkeyi ve cebinden çekilen ekstra vergilerle ekonomiyi ayakta tutan milleti yeni trilyonlar ödemeye mahkûm etmeye kimin hakkı var?
Avrupa’da bu binalar yüzlerce yıl korunuyor, bizde neden korunmuyor ve yıkılıp yıkılıp yenileri yapılıyor? Daha mı zenginiz?
Diğer ülkelerde oynanan oyunların dekor ve kostümleri de yüzlerce yıl korunuyor ve kullanılıyor, bizde bunu yapmayan, dekor ve kostümleri yok ederek her oyun tekrarında milletin kesesinden yeniden yüz milyarlar harcayan Bakanlık aynı israf alışkanlığını AKM binası için de sürdürecek görünüyor.
Atilla Koç “hangi gizli veya açık niyetle AKM’yi yıktırmaya çalışıyor” sorusunun cevabı şu anda bir “bilinmeyen” ama Kültür-Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu istenen izni verdiği, Bakanlık da yıkıma karar verdiği takdirde her ikisi bu bilinmeyeni millete açıklamak zorundadırlar.
Paralar bizim cebimizden çıkıyor, “hesabını” istiyoruz!
Türkiye’nin “teftiş”leri!
İşte ben bunun için inanmıyorum “bazı” müfettiş raporlarına... Bunun için “Bırakın Allah aşkına, biz bilmiyor muyuz bu ülkede kaç ciddi olayın üstünün örtülüverdiğini” diyorum... Ve bunun için en başta duyduğum açıklamaları “daha inanılır” buluyorum. Başbakanların, bakanların bile ağzından çıkanı ertesi gün yalanladığı bir ülkede şaşırmışız zaten kime inanacağımızı.
“Yolla bir tekzip, olay bitsin” çağındayız. Arkadan da yolla birkaç müfettiş istediğin doğrultuda raporlar çıksın.
Her olay için değil tabii ama çoğunda böyle olduğunu 25 yıl Adana milletvekili ve senatörü olarak görev yapmış olan babam Mehmet Ünaldı’dan da dinlerdim. Rahmetli de siyasi hayatı boyunca aynı konuya (özellikle rüşvet nedeniyle gerçeklerin asla öğrenilememesine) üzülüp çare aramıştı. Benzer olaylar onun ölümünden 15 yıl sonra hâlâ aynı hızla devam ediyor.
Son haberlerden biri: THY, teftişe gidecek TBMM KİT Komisyonu milletvekillerine Atina gezisi daveti göndermiş. Geziye katılım “TBMM’deki gensoru görüşmeleri nedeniyle” son anda iptal edilmiş.
Gelin de böyle teftişin sonucunun tarafsız olacağına ve bir gün temiz ve şeffaf bir toplum olabileceğimize inanın bakalım!
Teşekkürler!
Sevgili okurlarım, yazılarım ve “Her Açıdan” programım ile ilgili teşekkür, takdir veya eleştiri mektuplarınızın sayısı çok arttı. O kadar arttı ki hiç abartı yok bazen bir günde 150’nin üstünde mail geliyor, artık bırakın cevap yazmayı, okumaya bile zor yetişiyorum. Bu durumda tek tek cevap yazmam imkânsız olduğu için ilginize buradan teşekkür ediyorum. Beni onurlandırıyor, yüreklendiriyorsunuz. Sağolun, varolun!

