Uyutmama danışmanı!

Yani gerçekten Türkiye'nin bu dönemi filme alınmalı bence...

Haberin Devamı

Yani gerçekten Türkiye'nin bu dönemi filme alınmalı bence... Senaryoya, kurguya filân gerek yok, sadece olanı biteni, söylenenlerle yapılanları, çelişkileri arka arkaya dizseler komedi filminin âlâsı çıkar ortaya...

Bir yanda yapay gündemler yaratarak ortalığı karıştıran, hemen arkasından sütten çıkmış ak kaşık" misâli masum ve inandırıcı bir yüz ifadesiyle çıkarak "yarattığı durumlara itiraz eden kurumları ve şahısları" paylayan ve halka şikâyet eden Hükümet yöneticileri...

Hem AB'ye girmek istiyor görünen hem de aynı zamanda inat ve İsrarla Türkiye'yi İslâmi rejime sahip ülkelerle aynı manzaraya getirmek isteyen bir Hükümet. Meclis çatısı altında bile Kur'an kursu haberleri... Hızla artan karaçarşaflı-lar, 6-7 yaşında türban giydirilmiş kızlar, (onlar da mı henüz bebek yaşta isteyerek ve dinin gereği olarak takıyorlar?)...

"Dediğimi yap, yaptığımı yapma" kafasıyla, çıkar ilişkisi kuran bürokratlara müfettiş gönderen ve onların istifasını sağlayan ama aynı şeyi kendileri yapan siyasetçiler.

En büyük gelir kaynağı turizm olan bir ülkede İlahiyat Fakültesi mezunlarını "Antalya İl Turizm Müdür" ü tayin etmeler ve 24 saat uyuyan bir Turizm Bakanı...

Eh, bundan iyisi Şam'da kayısı doğrusu... Tam teçhizatlı bir senaryo değilse nedir bunlar?

İşte filmin en komik sahnelerinden biri: Turizm Bakanı Atilla Koç'un uyuması AKP MKYK'da ele alınmış (malûm turizm mevsimindeyiz)... Başbakan "Onu uyutmamak lazım, tez haber salın hekimlere çare bulsunlar" buyurmuş... Önerilerden biri de Bakan'a bir "uyutmama danışmanı" alınmasıymış. Uyuklayınca müdahale edecek, bu arada koruması da sürekli eşinin aradığı uyarısında bulunacakmış (korkuyoruz galiba eşten??)

Bundan sonra bir de, işi garantiye almak için uyutmama danışmanına ayrı bir danışman tutmak kalıyor.

Yemin ediyorum sadece şu olay İngiltere'nin mizah programcıları tarafından duyulsa müthiş bir malzeme olarak kullanırlar...

Oysa ciddî bir ülkede böyle bir sorun espri götürmez. Üç kere toplantılarda uyumuş bir bakanı değiştiriverirler.

Ama Türkiye'nin parası, hoşgörüsü, sabn çook... Tutun danışmanları... Uyutun bakanları... Savunun paraları ve zamanları... Dolce vita, arkadaşlar!

İnsan Hakları Kuralları
Başbakanlık İnsan Hakları Başkanı Doç. Dr. Vahit Bıçak'tan bir mektup geldi. Çok önemli bir projeyi açıklıyor:

Avrupa Komisyonu'nun mali desteği ile "İl ve İlçe İnsan Hakları Kurullarının Kapasitelerinin Güçlendirilmesi Projesi" 15 Haziran 2005 tarihinde başlatılmış.

Türkiye'de insan haklarının korunup geliştirilmesinde önemli bir görev üstlenen "İl ve İlçe İnsan Hakları Kurulları" nın işlevlerini daha etkin bir şekilde yerine getirmelerine katkı sağlamayı amaçlayan bu proje ile birlikte "kurullarda görev yapan görevlilerin insan haklan ve iletişim açısından eğitilmesi" de sağlanacak.

Sayın Vahit Bıçak, Temmuz ayının ilk yansı içinde Zonguldak, Sakarya ve Bilecik'te yapılacak toplantılarda "oturum yöneticisi" olarak konuşma yapmamı arzu ettiklerini de belirtmiş... Böyle yararlı bir çalışmaya katkıda bulunmak bana mutluluk verir bununla birlikte annemin hâlâ "yoğun bakım" da oluşu nedeniyle İstanbul'dan ayrılamadığım için ne yazık ki mümkün olamıyor.

Haberi okuyunca bir yandan memnun olurken bir yandan da bu kurullara "doğru insanlar" seçil-
mesinin ne kadar önemli olduğunu düşündüm. İş arayan binlerce üniversite mezunu var. Bize gelen mektuplarda Hükümet'in "kendi kadrolarını oluşturma" çabası sonucunda büyük haksızlıklar yapıldığı bildiriliyor.

Umarım Sayın Bıçak bu konuda bizzat dikkat gösterir de "İnsan Hakları" çalışmaları, torpilliler değil "hak edenler" tarafından ciddiyetle yürütülür.

Yapılacak faaliyetleri köşemde memnuniyetle duyurmaya hazırım. Beni düşündükleri için de çok teşekkür ediyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR