“Uyuşturucu”da kilitlenen telefonlar!

Geçen Pazar Uğur Dündar’la birlikte hazırlayıp sunduğumuz ve okullarda ‘11 yaş’a kadar inen uyuşturucu felâketini ele aldığımız programda telefonlar kilitlendi

Haberin Devamı

Geçen Pazar Uğur Dündar’la birlikte hazırlayıp sunduğumuz ve okullarda ‘11 yaş’a kadar inen uyuşturucu felâketini ele aldığımız programda telefonlar kilitlendi.

Santral memurlarının “yetişemiyoruz” diye sızlandığı, iki saat içinde gelen yüzlerce telefonun ve ayrıca ‘mail’lerin hemen hepsinde “Kurtarın bizi” çığlığı vardı. Bana hâlâ gelen telefon ve mektuplar da bu sorunun ne kadar yaygın, mağdurlarının ise ne kadar çaresiz olduğunu gösteriyor.

Çaresizlik uyuşturucu tuzağına düşmüş veya hayati bir hata sonucu başlamış bağımlıların kendilerini kurtaracak çözüme ulaşmaktaki zorlukları... Programa canlı yayında telefon eden ve “2 aylık eroin kullanıcısıyım. Beni kurtarın” diyen bağımlı için dün birçok yere (ve AMATEM’e) müracaatımda ben de gördüm ki kriz halindeki insanların bile anında yardım alması veya kesin tedaviye ulaşması oldukça zor...

Bunun en önemli nedenlerinden biri başvuranların sayısının çok, buna karşılık başvurulacak merkez ve yatak sayısının az olması... Ayrıca tedavi edilen bağımlıların daha sonra aynı ortama, aynı çevreye dönerek tekrar başlama ihtimalinin yüksek olması...

Programa gösterilen ilgiyi, “tekrar yayınlanması” için gelen istekleri ve bu çaresizliğe bir çözüm bulma gerekliliğini gözönüne alarak Uğur Dündar’la birlikte 21 Ocak Pazar günü “Her Açıdan” programında konunun devamını hazırlamayı ve uyuşturucu bağımlılarına veya çocuğunun bu tuzağa düşmesinden endişe duyan ailelere çözüm ve korunma önerilerini sunmayı düşündük.

Programda ayrıca Türkiye’de Sağlık, Milli Eğitim ve Aileden Sorumlu bakanlıkların bu konuyla ne kadar ilgili olduklarını da ele alacağız.

ÖĞRENCİYE EKMEK ARASI ESRAR
Dün gazetelerde İstanbul Narkotik Müdürlüğü’nün 11 ve 12 Ocak’ta düzenlediği (Küçükçekmece ve Avcılar’da) 3 ayrı operasyonda 85 kilodan fazla eroin ele geçirildiği ve 21 kişinin tutuklandığı haberi vardı.

Bugünün haberi ise İstanbul Esenler’de bir ilköğretim okulunun yakınındaki büfede öğrencilere “döner ekmek” arasında esrar satıldığı... Polis de öğrenciler gibi sıraya girerek esrarlı döner/ekmeklerden almış.

Operasyonda ekmek arasında ve meşrubat kasası içinde kağıda sarılı halde 10 gram esrar ve Ecstacy hapı ele geçirilmiş.

Narkotik tarafından sadece 11-15 Ocak 2007 tarihleri arasında birkaç semtte yapılan 51 operasyonda ise 555 gr. eroin, 784 gr. kokain, 85 kilo esrar, 10 bin 164 adet Ecstacy ele geçirilmiş ve 107 kişi gözaltına alınmış.

Durumun nasıl bir facia boyutunda olduğunu, çocuk yaşta öğrencileri bile zehirlemekten çekinmediklerini ve iki-üç günde ele geçirilen zehir miktarlarını görüyor musunuz?

Bir yandan şiddetin ve suçun her türlüsü artarken bir yandan da toplum “gençlerini kaybederek” çökertiliyor. Uyuşturucu Türkiye’nin en ciddi toplumsal sorunu haline geliyor.

Gelecek Pazar günü çözümü gösterecek ve sorumluları göreve davet edeceğiz. Çocukları için endişe duyanlara mutlaka izlemelerini öneriyorum.

*****

Sivil Toplum Kuruluşları nerede?
Kırıkkale’nin Delice İlçesine bağlı Büyükavşar Beldesi’ndeki okulu “öğrencisi az” diye kapatmışlar. Sonra da buradaki öğrencileri 18 km. uzaklıktaki bir başka okula yönlendirmişler.

Karda kışta yollar kapandığı ve bölge de dağlık bir bölge olduğu için şimdi öğrenciler liseye kadar gidemiyormuş. O öğrenciler arasında olan ve “Ben öğretmen olmak istiyorum. Okulu kapatırlarsa beni evlendirirler” diyen 14 yaşındaki Fatma Özçim’in korktuğu başına gelmiş ve kendisini zorlukla büyüten, tehlikelerden korumak için de başka çaresi kalmayan babaannesiyle dedesi onu 22 yaşında biriyle nişanlamış.

Yaşı büyütülerek evlendirilecekmiş Fatma.

Nişanlısı da hiç çekinmeden, onunla birlikte fotoğraflara poz vermiş.

Az duyulur bir haksızlık ve kanunsuzluk değilse nedir bu? Milli Eğitim Bakanlığı okumak isteyen ve liseye kadar bin türlü zorlukla gelmiş öğrencileri nasıl eğitmlerinin ortasında okullarını kapatarak açıkta bırakır?

Kaç öğrenci olursa olsun, eğer iyi niyet varsa ve mutlaka yapmanız gerekiyorsa okulu kapatır, bir barakada o öğrencilere mezun olma hakkı tanırsınız.

Çok mu zor bunu yapmak? Jip istemeyen valilere ısrarla 120 milyarlık Jip veren, trilyonluk yolsuzluklara göz yuman, yolları kaldırımları söküp söküp tekrar yapan, kullanılmayacak havaalanları inşa eden devletin çocuklarını okutacak parası mı yok?

Ayrıca nasıl göz göre göre 14 yaşındaki kızların istemediği halde, yaşı büyütülerek zorla evlendirilmesine susulabilir?

Bu haberi mükemmel şekilde hazırlayan Deniz Biliroğlu’nun yazısı bir suç duyurusu sayılmaz mı, bir kamu davası açılması gerekmez mi?

Kadın Bakanı Nimet Çubukçu bu olayları göremeyecek kadar meşgul (!). Kavgalarla, polemiklerle öyle dolu ki en önemli kadın sorunlarını görmüyor. Ama sivil toplum kuruluşları, kadın örgütleri, kadın hukukçuları bu olayı mutlaka ele almalı. Fatma Özçin olayı bu konuda simge olacak kadar önemlidir. Hem onlar, hem de çocuk yaşta kızların zorla evlendirilmesini önlemek görevleri olan “Adalet” temsilcileri için...

Herşeye susacak mıyız yoksa?

DİĞER YENİ YAZILAR