“Uygunsuz Gerçek” zorunlu izletilmeli!

Gazetelerdeki haber şöyle: Milli Eğitim Bakanı Çelik bir “Küreselleşme toplantısı”nda “Bakın İngiltere’de güneş açınca insanlar mal görmüş maymun gibi çimlere seriliyor. Oysa Türkiye’de kararında yağmur ve güneş var. Böyle potansiyeli olan bir ülkeyiz” dedi

Haberin Devamı

Gazetelerdeki haber şöyle: Milli Eğitim Bakanı Çelik bir “Küreselleşme toplantısı”nda “Bakın İngiltere’de güneş açınca insanlar mal görmüş maymun gibi çimlere seriliyor. Oysa Türkiye’de kararında yağmur ve güneş var. Böyle potansiyeli olan bir ülkeyiz” dedi.

Bırakın güneşi değerlendiren insanları maymuna benzetmeyi, küresel ısınmanın etkisini kış aylarının ilkbahar gibi geçmesiyle, çiçeklerin mevsimleri şaşırarak Ocak ayında açmasıyla, tüm dünyada Ocak’ta sıcaklık rekoru kırılmasıyla bile anlayamayan, bu küresel ısınma denen şeyin bütün ülkeleri etkileyeceğini bilmeyen bir Bakan var karşınızda... Okuyunca gülüyorsunuz ama aslında gülünecek değil, ağlanacak bir durum!

Gazetedeki bir başka haber diyor ki “Türk halkı küresel ısınma problemini ele alan Uygunsuz Gerçek filmine, gösterime girdiği ilk üç günde beklenen ilgiyi göstermedi.”

Bakan’ı böyle konuşan ülkede hiç şaşırtıcı değil tabii, ben bunu filmi görür görmez (daha vizyona girmeden) yazmıştım; biz kavrulmadan, paçamız tutuşmadan hiçbir olayı ciddiye almayız. Televizyonlarda 24 saat abuk subuk geyik muhabbetlerini, aynı sahneyi arka arkaya 1000 kez göstererek izleyiciyi aptal yerine koyan magazin programlarını ağzımız açık seyrede dururuz ama hayatımızı, çocuklarımızın geleceğini tehdit eden büyük bir tehlikeyi duymak istemeyiz.

Ama bu kez duy-mak zor-run-da-yız efendim çünkü Türkiye birçok ülkeden önce kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.

Onun için “Uygunsuz Gerçek” filmi tercihî değil zorunlu olmalı. Öncelikle koltuk telaşından vazgeçip, “Çankaya için dev anket” yapmak yerine vatandaşının geleceği için önlem almak zorunda olan Hükümet üyelerine...

Başbakan Erdoğan başta Hüseyin Çelik olmak üzere bakanlarını ve “Meclis çoğunluğu”nu bir zahmet sinemaya göndermeli. Bu çok önemli belgesel filmi izledikten sonra oturup neler yapılması gerektiğini “liste halinde” tartışmalı ve bunu halka duyurmalılar... Gerekli önlemleri de almalılar.

Biz de ne çok şey istiyoruz değil mi? Haklısınız, burası Türkiye ve “son dakika” henüz gelmiş değil... Bekleyelim bakalım... Cumhurbaşkanlığı sizce kime “nasip” olacak?

***

Kim gerici pardon?
Kültür Bakanı Atilla Koç bir gazetecinin “Toplumsal tepkilere rağmen AKM’yi yıkacak mısınız” sorusuna “Benim hiçbir şey yaptırmak istemeyen gericilere (bu bizler oluyoruz R.M.) ayıracak vaktim yok. Toplumsal tepki lâfları da bir kulağımdan girip öbüründen çıkıyor” cevabını vermiş.

Bravo, brravvo, tam da kültürlü bir bakandan beklenen cevap... OOldu, tamam “trilyonlarla yapılan binayı yıkmayın, gerekiyorsa sınırlı, rasyonel bir bütçeyle restore edin” diyenler gerici...

Ama lütfedin de kaçmak yerine şu “gerici basın”a; yıkıp da ne yapmak istediğinizi, neden istediğinizi açıklayın. Böylece halk da cebinden çekilecek yeni paraların nereye gideceğini öğrenme hakkından yararlansın.

Zira her ne kadar Başbakan seçime doğru “zenginlerin aşağı, fakirlerin yukarı doğru grafik çizdiğini” söylüyorsa da halk aynı fikirde değil. Sadece az gelirliler para yerine kredi kartlarına yüklenip ekstra borçlara boğuldular. Üniversite mezunlarında bile işsizlik had safhada...

Onun için vergiler altında ezilen halkın “bilmek hakkıdır.”

Saklayamazsınız Atilla Koç, bir kulağınızı kapatın, sizi oraya getiren milletin tepkilerini duyun ve cevaplayın. Vazifeniz bu!

*****

El Kaide’cilere verilen ceza ve diğerleri!
İstanbul’daki bombalı saldırıları düzenleyen 5 El Kaide’ciye ağırlaştırılmış ömür boyu hapis, 2’sine de ömür boyu hapis cezası verilmiş.

Peki terör cinayeti suçuna bu cezalar verilebiliyorsa diğer cinayetleri işleyenler neden serbest bırakılıyor? Magandasından, depremde 15 binden fazla insanın ölümüne neden olanlara, “töre” bahanesiyle plânlı cinayet işleyenlere, 17 aylık bebeğe tecavüz eden canilere, 6 aylık bebeğine işkence eden baba müsveddelerine neden benzer cezalar uygulanmıyor?

Bunlar da cinayet veya ona yakın suçlar değil mi?

Bu ülkede hukuk olduğunu iddia eden hukukçuların, hakimlerin kendine gelmesi gerekiyor.

Yoksa verdikleri cezalara da artık gülüp geçiyoruz.

DİĞER YENİ YAZILAR