Usta bir taktikle gözden kaçırılanlar!

Dün Ankara'da kadınlar ayaklanmış haldeydi. TBMM önünde, Sakarya Caddesi'nde toplantılar, gösteriler yapıldı

Haberin Devamı

Dün Ankara'da kadınlar ayaklanmış haldeydi. TBMM önünde, Sakarya Caddesi'nde toplantılar, gösteriler yapıldı.

Aslına bakarsanız çözecek bunca sorunu olan bir ülkede yapay gündemler yaratan, işlerini günlerce aksatan, bu arada ülkenin imajına yeterli zaran veren hükümetlere, partilere de bir yaptırım uygulanmalı.

Hazır ceza kanunlarını hazırlıyorken, Meclis bu soruna da bir çare bulsa iyi olur. Çok ciddiyim, 'oyalayan' partilerin tatilleri ellerinden alınmalı, örneğin gazeteciler gibi yaklaşık 365 gün çalışmalılar.

Zina oyalaması da zaman, enerji ve imaj kaybına neden oldu, çok ciddi noktalarda emrivaki yapılmasına fırsat sağladı.

Asıl konu namus cinayetleri faillerinin 'haksız tahrik indiriminden yararlanmasını önlemek ve "Nitelikli insan öldürme" maddesine alınan 'töre saikiyle' ifadesinin 'töre ve namus saikiyle' olarak değiştirilmesiydi.

'Zina Yasası' kadar önemli bir 'özel alan' saldırısı olan; 15-18 yaş arası gençlerin rızaya dayalı ilişkilerine hapis cezası getirilmesiydi.

Bu madde nedeniyle bekâret kontrolünün -tamamen yasaklanmak yerine- kolaylaştrılmasıydı.

Ve tabii dikkatlerden kaçırılacak en önemli konulardan biri de TCK değişikliğinden sonra tekrar gündeme gelecek bir "genel af... DSP Hükümeti' nin gözden düşme nedenlerinin başında gelen "af" konusu tekrar ortaya çıkarsa Zina Yasası'ndan vazgeçilmesi kazanımı nedeniyle, beklenen tepki verilmeyecek.

Oysa bu ülkede Medeni Kanun'da yapılan olumlu değişiklikten 17 milyon kadın mahrum bırakıldı. 'Yasa geriye doğru işlemez' kuralı Medeni Kanun için geçerli olmamasına ve her ülkede değişiklikten tüm kadın nüfusun yararlanmasına rağmen bugüne kadar da değiştirilmedi.

AKP ya kadınların da hakkını hemen düşünsün veya affı gündeme hiç getirmesin.

'Unuttu, kabullendi' gibi görünenler, unutmuyor ve kabullenmiyor, inanmıyorlarsa DSP, DYP ve kaybolan diğer partilere sorsunlar!

Devletin durması gereken nokta
Önceki gün, 13 Eylül Pazartesi günü, Boğaziçi Üniversitesi'nde Eczacıbaşı'nın sponsorluğunda Avrupa Birliği'nden konuşmacıların da katıldığı önemli bir sempozyumdaydım.

"Türkiye ve AB'de Kadınlar: Ortak bir anlayışa doğru..."

CHP Milletvekili Kemal Derviş'in, Kadın ve Aileden Sorumlu Bakan Güldal Akşit'in de konuşmacı olduğu sempozyumda en güzel konuşmalardan birini, Türkiye'deki en başarılı kadın hakları savunucularından olan Avukat Hülya Gülbahar yaptı ve sanıyorum en fazla alkışı da o aldı.

"Medeni Kanun Mal Rejimi Yürürlük Maddesi' nde son anda tepeden inme değişiklik nasıl kadınların yarısının yasa değişikliğinin yararını görmemesine neden olmuş ve Medenî Kanun'un önünü tıkaç gibi tıkamışsa, Anayasa'ya konmayan 'Kadınlar Lehine Pozitif Ayırımcılık' maddesi ve TCK Tasarısı'nda yapılmak istenen değişiklikler de kadınların önünü aynen öyle tıkayacaktır" diyen Hülya Gülbahar, kadın vatandaşların AB'yi kandırmak üzere kâğıt üzerinde kalacak, uygulanamayacak kanunlar (ve kurumlar)la mağdur edildiğini anlattı.

Ve dedi ki "Devlete durmak zorunda olduğu noktanın hatırlatılması gerekiyor".

Eğer AKP gerçekten kadınlar için iyi niyetle çözüm anyorsa (dünkü yazımda söz ettiğim çözümler) önce Medeni Kanun'daki hatayı düzeltmeli, sonra boşanmada kadınlara verilecek nafaka ve tazminatları ağırlaştırmalı. Daha sonra ise gidecek yeri olmayan kadınlar için sığınma evleri açmalı. Bunları fantezi olsun diye yazmıyoruz, 'kadınların hakkını savunuyoruz' diyenler bugüne kadar bu çözümlerin hiçbirine yanaşmadılar.

Haydi, işte onlara büyük bir fırsat; savunsunlar kadınların hakkını!

DİĞER YENİ YAZILAR