Artık bilmeyen, duymayan kalmadı Maliye Bakanı'nın İzmir'de yaptığı konuşmayı. Hemen her sohbette bir kere mutlaka o konuya geliniyor. Zira demokrasilerde, partilerin değil mutlaka şahısların -bilinen özellikleriyle, yararlı olacağına kesin inançla- seçilmesi gereken yerel yönetim kadrolarına siyasi müdahale veya baskı görülmüş şey değildir.
Ama burası Türkiye. Kanunsuz, kuralsız ülke ya, burada her şey görülebilir. Onun için de yine görüldü. Başbakan Tayyip Erdoğan bir gazetecinin konuyu aktarması üzerine -sağır sultanın bile duyduğu konuşmayı kendisi o ana kadar duymamış(!) olmalı ki- karşılaştığı Maliye Bakanı'na "Sen böyle bir şey söyledin mi?" diye sormuş. O da "Yanlış anlamışlar diyelim. Öyle bir şey demem" cevabını vermiş.
Nedense bu millet siyasilerin ne kastettiğini hep yanlış anlıyor. Her ne kadar birinin söyleyemediğini bir başkası olanca fütursuzluğuyla söyleyiveriyorsa, birkaç saat sonra bir yalanlama geliveriyorsa da biz anlamıyoruz. Oldum olası Fransız kaldık şu memlekette ona yanarım.
Başbakan bu kadarla kalmamış "Yanlış anlaşılacak sözler de söylememek lâzım" demiş Unakıtan'a. İyi, güzel de kendisinin mitinglerde "Vereceğiniz oylar bir buçuk yıllık iktidara da referandum olacak" sözlerine ne demeli?
Bu seçimlerin referandumla ne ilgisi var? Herkes kendisine en yararlı olacak, en dürüst çalışacak olanları seçecek. Daha doğrusu normal şartlarda seçmeliydi. Ve hatta daha önceden belediyelerde yolsuzluğu ortaya çıkan, dosyalan rafa kaldırılan ve herkesin yolsuzluğu soruşturulurken onlarınki ileri tarihlere bırakılan, dokunulmazlıklar seçim öncesi söz verildiği halde kaldırılmadığı için hesap sorulamayan eski belediyecilerin bulunduğu partilere oy vermemeliydi.
Gelişmiş, demokrasiyi sindirmiş ülkelerde olacağı budur. Ama gel gör ki burası Türkiye. Ayakta uyuyanlarla, iktidar gücünü belediye seçimlerinde bile tehdit gibi kullanan siyasetçilerin ülkesi. Burada sonuç şimdiden bellidir. Sözüm ona bir şeyleri protesto ermek için sandığa gitmeyecek olan bir sürü tembel ve sorumsuz seçmenle daha da çok belli.
Yazık oluyor Türkiye'ye!
Töre cinayetleri için ne bekleniyor?
Ürdün Kraliçesi Rania'nın "töre cinayetleri" ne savaş açarak memleketinin ceza kanunlarında değişiklik yapılması için verdiği mücadeleyi, boşanmalarda kadınlara eşit hak sağlanması ve evlilik yaşının 18'e çıkarılması için yaptığı çalışmaları okuyorum.
Bir yandan da Şanlıurfa Ağır Ceza Mahkemesi'nin bir töre cinayetinde "tahrik indirimi" filân dinlemeyip yapanları 30 yıl, yardım edenleri de 16 yıl hapis cezasına mahkûm edişini.
Düşünün ki Türkiye insan haklan için paket yasalar çıkaran, AB ülkesi olmak için uğraş veren 81 yıllık bir demokrasiye sahip, çağdaş bir hukuk düzenine sahip (olması gereken) ülke. Hâlâ bir Arap krallığı ile aynı noktada... Aynı konulan tartışıyor.
Hâlâ töre cinayeti adı verilen bir vahşeti, hâlâ çocuk tecavüzlerini önlemeye çalışıyor. Ve hâlâ bunlan önleyecek yasaların çıkmaması için önüne kale gibi dikilen birileri var.
Alt Komisyon'da birçok madde iki partiden gelen üyelerin oy birliği ile değiştirildi. Bunca insanlık dışı olay olurken iktidar partisinin yöneticileri ve milletvekilleri seçim konuşmalarında oy baskısı yapacak cümleler yerine "bu suçlara göz yumulmayacağı ve en ağır şekilde cezalandırılacağı 'nı söyleseler belki şimdiye kadar bu maddeler de biterdi.
Arkası kesilmeyen cinayetler, mahkemelerden henüz Tasan kanunlaşmadan, değişiklikler açıklanmadan arka arkaya çıkmakta olan doğru kararlar, verdiğimiz mücadelede ne kadar haklı olduğumuzu ortaya koyuyor. Türkiye'nin kadın, erkek sağduyulu hukukçuları, STK'ları, vatandaşları TCK konusunda büyük bir basan kazandılar.
Adaleti ortadan kaldıran kanunların devam etmesini isteyen iki profesörün açtıkları davalar için ben 'Bu bir para davası değildir, Türkiye'nin çağdaş yasalara sahip olma davasıdır. Gerçekleştiği gün davayı biz kazanmış olacağız' demiştim.
Türkiye'de ilk kez tecavüz ve cinayetlerde âdil kararlar, henüz değişiklik tamamlanmadan, cesur ve dürüst hakimler tarafından verilmeye başlandı. Davanın kazanılması yönünde çok önemli adımlar bunlar...
Yargıtay Başkanı'nın 'Yargı bağımsız değil, hakimlerin özgür karar verebilmeleri sağlanmalı" sözleri müthiş umut kırıcı...
Ama her şeye rağmen bu ülkede hakimler VAR. Onlar bize ümit etmemiz için bir neden veriyorlar.
Sağolsunlar, varolsunlar!
Unakıtan söyledi mi söylemedi mi?
Artık bilmeyen, duymayan kalmadı Maliye Bakanı'nın İzmir'de yaptığı konuşmayı. Hemen her sohbette bir kere mutlaka o konuya geliniyor
Haberin Devamı

