Uludağ Üniversitesi’nde bir kız!

Haberin Devamı

Dün arabada aceleyle toplantıdan toplantıya koştururken asistanım aradı. Benim telefon eden okurlarımla mutlaka konuşmak, özellikle genç okurlarımın sıkıntılarını paylaşmak istediğimi bilir, Uludağ Üniversitesi’nde bir kız öğrencinin “önemli bir konuda” benimle görüşmek için telefonda olduğunu söyledi.

İsmini de veren ama gazetede açıklanmamasını isteyen öğrenci benim dünkü yazımdan etkilenmişti. ‘Türban serbest olacaksa tam olmalı’ başlıklı yazıda; kamusal alanlarda “dini baskı oluşmaması veya dini, inancı nedeniyle insanlara ayrıcalık tanınmaması” nedeniyle laik rejimlerde (özellikle bu baskının ortaya çıktığı daha önce görülmüş ve görülmesi muhtemel ülkelerde) kamusal alanda dinî simge yasağından söz etmiş ve:

‘Türkiye’de bu yasak bazı partilerin siyasi istismarına neden oldu. Sanki ülkede “din karşıtları varmış gibi” toplumu bölüp siyaseten nemalandılar. Artık bu koz ellerinden alınsın ama eğer yapacaklarsa (ki kararlılar) türbanı üniversitelerde serbest bırakmak yetmez, türbanlı öğrencilerden özür dilediklerine göre lisede de, hatta ilköğretimde de, devlet dairelerinde de bıraksınlar. Aynı anda çarşafı da unutmasınlar’ demiştim.

Bu yazılara nedense bir “erkekler ordusu” cevap yazıyor. Ve “kendilerinin Allah’a inandığından, ahiret gününden” tutun da benim inanç düşmanlığıma kadar demediklerini bırakmıyorlar.

Tövbeler olsun, dersiniz ki Allah onları sözcü göndermiş. (Yazık ettiler topluma, çok yazık! İnsanları bu anlayışa getirdiler, düşmanlık tohumu saçtılar.)

TELEFONDA AĞLIYORDU

Neyse, dönelim Uludağ Üniversitesi’nden arayan ve bir grup arkadaşı adına konuştuğunu söyleyen kız öğrenciye... Ağlamaklı bir sesle ve sık sık duraklayıp nefes alarak “Yapmayın Allah aşkına” diyordu. “Benim babam çocuk yaşta türbanı zorla kafama taktı. Ağlayıp üzülmem, karşı çıkmam fayda etmedi, vurarak başımı yardı. Bugüne kadar çıkaramadım, şimdi üniversitede çıkarmam gerekiyor diye bir şey diyemiyorlar. İnanın bana kendi kimliğimi buldum, üzerimden baskı kalkınca ibadeti de daha severek, isteyerek yapıyorum.

Türbanı üniversitede serbest bıraktıkları gün ben, arkadaşlarım ve bizim gibi kızlar için hiçbir kaçış kalmayacak.”

İnancı nedeniyle veya siyasi nedenlerle başörtüsü, türban takanların üniversiteye girmesini sağlamaya çalışanlar, yukardaki gibi “zorla tesettüre sokulan” kızlara nasıl bir çözüm bulacaklar merak ediyorum.

Hele şimdi iktidarın istediği şekilde giyinip yaşayanlara belediyelerden devlet kurumlarına kadar iş ve yükselme imkânı sağlandığı (Leyla Şahin’in babası gibi) görüldükten, açıkça gösterildikten sonra kızını, karısını zorla örtenler de artacağına göre nasıl bir çözüm??

Uludağ Üniversitesi’ndeki kız öğrencilere benzer örnekleri daha önce anlatan Anadolu’nun çeşitli illerinden öğretmenler de olmuştu, o zaman yazmamıştım ama demek ki aynı durumda çok sayıda kız var...

Bunu da “özgürlükler” çerçevesinde eşit şekilde düşünmeleri gerektiğinin farkındadırlar umarım!

*****

Tehdit ediyorlar!

Söz konusu kişi Konya Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öğretim görevlisi... Üstelik bölüm başkanı...

İslâm Felsefesi Ana Bilim Dalı’nın başına getirilecek kadar İslâm konusunda bilgi sahibi olmalı ki bu görev ona verilmiş.

Ve Doç. Dr. Şahin Filiz kendisine anasının sütü kadar helâl olan, ayrıca Diyanet İşleri Başkanlarının yapması (ilgili tüm ayetleri kelime kelime halka açıklaması) gereken ama yapmadığı bir işi yapmış ve İslâm’da başörtüsü emri olup olmadığını, Kur’an’dan anladığını televizyonlardan halka anlatmış.

“Bu kadar yıldır araştırdım, inceledim, benim görüşüme göre Kur’an’da başörtüsü emri yoktur” demiş ve din üzerinden yapılan baskıları, toplumda yaratılan kutuplaşmayı kendi ifadesiyle yorumlamış.

Televizyonda konuşmadan önce de bunu çalıştığı üniversiteye bildirmiş.

Vay efendim, sen misin konuşan, dün de anlattığımız gibi buna rağmen, izin dilekçesi vermesine rağmen Şahin Filiz’e soruşturma açıldı. Televizyonlarda, dinci kanallarda ve diğerlerinde sürekli olarak türbanın “neredeyse İslâm’ın 5 şartından biri sayacak kadar” Allah’ın emri olduğunu anlatan, kadınlara birçok kanalda başörtüsü baskısı yapanlara soruşturma açıldığı hiç duyulmamıştı. Demek ki onların bir izin problemi yok.

Her neyse, şimdi Konya’dan gelen haberlerde bazı yerel gazetelerin “köşelerinde” Doç. Dr. Şahin Filiz’e tehdit ifadelerinin yer aldığı bildiriliyor. Bazıları bana da gönderildi.

“Konya’yı ve Selçuk Üniversitesi’ndeki görevini terk etmesinin kendisi için hayırlı olacağı” filân yazılmış.

Bu memleket dağ başı olacak, konuşan her türlü şekilde, zorbalıkla susturulacaksa mesele yok... Herkes bilsin ve sussun, iktidarın kızacağı veya topluma yapılan “beyin yıkama” operasyonunu, plânları bozacak şeyler söyleyenler cezalandırılsın, sindirilsin. Zenci zenciliğini bilsin ve sadece sınırı iktidar ya da onun seçtiği adamlar tarafından çizilen özgür kesim konuşsun...

Yok eğer burası demokratik bir hukuk devletiyse gerçekten, o zaman Şahin Filiz’e yapılan haksızlık derhal durdurulmalı ve güvenliği sağlanmalıdır.

Sağlanmadığı takdirde bir “puzzle”ın parçaları gibi yapılanların birleştirilmesi, nasıl kıyasıya bir yıldırma faaliyeti sürdürüldüğünün görülmesi zor olmayacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR