Ulema “spor yapan kadınlar ahlaksızdır” demiş!

Haberin Devamı

Dün Vatan’da benim yazımın yanında Suudi Arabistan’da “kızların spor yapmak istemesi” üzerine radikal din adamlarının “ahlaksız kadınlar spor yapar” dediğini anlatan haber vardı. Suudi Arabistan’da obez kız sayısının arttığını gören Kral Abdullah’ın kızı Adile “genç kızlar arasında obezite oranı yüzde 51’e, kemik erimesi oranı da yüzde 67’ye çıktı. Çocuklarımız spor yapmıyor, erkek okullarında verilen beden eğitimi dersleri kızlara da verilsin” demiş.

“Bekaretini kaybedersin”

Bunun üzerine Eğitim Bakanlığı çalışma başlatmış, Mekke Valisi de bir okul ziyareti sırasında 8 yaşındaki bir kızın yanına gelip “Ben de erkek kardeşlerim gibi spor yapmak istiyorum” dediğini, kendisinin de “Bu isteğin yerine gelecek” cevabını verdiğini söylemiş. Ve kıyamet kopmuş, başını etkili din adamı Şeyh Abdul Kerim ’in çektiği radikal imamlar “Sadece ahlak seviyesi düşük kadınlar spor yapar, bakire kızlar spor sırasında bekaretini kaybedebilir. O zaman bunu gelecekteki kocalarına nasıl açıklayacaklar, en iyisi kızların evde oturması” diyerek karşı çıkmışlar.

Burada kalsa ve Bakanlık, Vali, Kral’ın kızı “saçmalamayın, bu olacak iş mi, dünyanın neresinde görülmüş, duyulmuş sporla bekaret kaybedildiği? Üstelik ‘spor yapan kadınların ahlaksız olduğunu’ söylemek kadar yobazca bir düşünce olur mu” diyebilseler yine de “eh orası bir din diktatörlüğü , baskının her türlüsü yapılıyor, o ortamda bu sesler de duyulur” denebilirdi. Ama işte köktendinci, Kur’an’da yasaklanmamış bir sürü konuda yasak icat ederek insanlara dayatan (ki Allah’a eş koşmanın ta kendisi budur) anlayış bir kez yerleşti mi, ülkeyi baskıyla yönetenlerin bile çaresiz kalacağı “radikalin daha radikali” baskılar da bir gün ortaya çıkabiliyor.

BU ÜLKEDE SPOR SERBEST, BASKI YOK!

Sonunda radikal imamlar tartışmanın galibi olmuş ve Eğitim Bakanlığı “Kız okullarında beden eğitimi dersi verilmesi kesin olarak yasaklanmıştır” şeklinde genelge yayınlayarak konuyu kapatmış. Aslında imamlar “en iyisi kızların evde oturup koca beklemesi” dediklerine göre bir süre sonra o noktaya da dönebilirler.

Türkiye’de “Cumhuriyetle gelen özgür, demokratik ve kimsenin inancına karışılmayan laik rejim nedeniyle” kızlar ve hatta yaşını başını almış kadınlar spor da yapıyor, yalnız başına alışverişe de çıkıyor, istediği gibi türban altına blucinini çekip geziyor. Hiç kimse veya devlet onlara “spor yapan kadın ahlaksızdır” deme hakkına sahip değil.

“ULEMAYA SORUN”

Tek kısıtlama “okullarda ve devlet dairelerinde dini kıyafet ve ibadet uygulamaları” için getirilmiş ki bunun nedeni de din baskılarının devlet kurumlarından uzak tutulması, farklı inanıştaki vatandaşların eşit haklara sahip olması, sonunda Suudi Arabistan’daki durumların yaşanmaması... (Kaldı ki şimdiden türbanın çocuk yuvalarına kadar inmesi öne sürülmeye başlandı.)

Ama sadece bu kısıtlamayı öne sürerek yıllardır toplum din üzerinden ayrıştırıldı, radikal İslamcı yönetime sahip ülkelerdeki baskılar Türkiye’ye taşındı. Anadolu’nun birçok ilinde baskıların Suudi Arabistan’ı aratmadığı araştırmalarla ortaya çıkıyor, gelen sayısız mektupta da anlatılıyor.

Malum Türkiye’de siyasetçiler işlerine geldiğinde Avrupa’yı ve hukukunu örnek gösterip , gelmediğinde ağızlarına geleni söylüyorlar. Başbakan Erdoğan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “türbanla ilgili kararı” için “Onlar ne anlar, ulemaya sorsunlar” demişti. Suudi Arabistan’daki bu son örnek acaba ona da “ulemaya sormaya başlanınca sonunda bu noktalara gelindiğini” anlatmış mıdır, emin değilim.

Ama şu anda “türban takmayan kadınlar”ın inançları ve hatta ahlaklarıyla ilgili yorum yapma hakkı olduğunu sananları bu ülkede de görüyoruz. Buna ses çıkarılmadığı takdirde sonunun “türban taksa da spor yapmak isteyen kadın ahlaksızdır”, “bekaretini kaybeder” , “dinden çıkar” noktasına gelebilmesi çok mu zordur?

Hiç şüphe yok Suudi kadınlar da, Gazze’de bugün Hamas’ın baskıları altında ezilen kadınlar da (TV röportajlarında anlattılar) başlangıçta bu kadarını düşünmemişlerdi. Kadınların; Müslümanlık’ta bu nedenlerle bir ulema sınıfına izin verilmediğini de hatırlayarak Suudi Arabistan örneğini iyi düşünmeleri, ülkelerindeki rejimin kıymetini bilmeleri gerekiyor.

*****

Asansör sapığı neden serbest ?

Katillerin, tecavüzcülerin cezasına “iyi hal indirimi” yapılan, çoğunun sokaklara salıverildiği, cinayet tehdidi altındaki kadınların korunmadığı için öldürüldüğü bir ülkede neyi soruyoruz ki? Ama yine de soracağız, İzmir’de iki genç kızı asansörde sıkıştırıp taciz eden , karşı koyduğu için birinin burnunu kıran asansör sapığı “tutuksuz yargılanmak üzere” serbest bırakılmış.
Neden ve ne hakla? Bu kararı veren hakim acaba sapığın bu arada başka kızları da taciz etmesine imkan vermeyi mi düşündü? Bu değilse nedenini açıklamak zorundadır. Kadın Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı da bu kararları sorgulayıp “görevini yerine getirmeyen hakimlere” hak ettikleri yaptırımın uygulanmasın ı sağlamak zorundadır.
Olayların üstünden zaman geçmesini bekleyip “münferit olay” diye komedi yaratmaları artık çekilmiyor!

DİĞER YENİ YAZILAR