Ulan ne diyeceğiz şimdi?

Galiba kendisine soru soran basına ve parti liderlerine "ulan" diye hitabeden bir bakanı ilk kez görüyor Türkiye... Ben hatırlamıyorum, daha önce Ulan Maliye Bakanı'ndan niye bu kadar korkuyorsunuz" tarzında konuşan bir bakan ve siyasetçiyi siz hatırlıyor musunuz?

Haberin Devamı

Galiba kendisine soru soran basına ve parti liderlerine "ulan" diye hitabeden bir bakanı ilk kez görüyor Türkiye... Ben hatırlamıyorum, daha önce Ulan Maliye Bakanı'ndan niye bu kadar korkuyorsunuz" tarzında konuşan bir bakan ve siyasetçiyi siz hatırlıyor musunuz?

Acaba meclis başkanvekilliği döneminde aklına geleni söyleyiveren Kamer Genç bunu da demiş midir diye düşündüm ama hayır, o da bu kadar ileri gitmemişti.

Maliye bakanının kendisine gayet haklı sorular soranlara "ulan" diye sokak bıçkını ağzıyla hitabettiği, başbakanının "mal varlığını açıklama" ve "dokunulmazlık" gibi ülkenin bugünü ve geleceği açısından büyük önem taşıyan konularla alay ettiği bir ülkede hergün akıl almaz olaylar ve insan karakterleri ile karşılaşmak da bizi şaşırtmamalı. "Ne ekersen, onu biçersin" sözü boşuna söylenmemiştir.

Şimdi bu "ulan"lı çıkışa nasıl karşılık verilecek asıl soru bu... 'Tabii açıklayacaksınız ulan, vazifeniz bu" dese millet veya basın, "Vay Bakan'a 'ulan dedi, dava açın" olacak...

"Kaldırın ulan şu dokunulmazlıkları, iktidara gelmeden önce söz vermediniz mi" deseler, yine "hakaret etti" denecek.

"Ulan 5 sene önce ancak geçinen siyasetçiler ve çocuktan bugün nasıl trilyonluk şirketler kurup, trilyonluk kazançları bir defada kazanıyorlar? Nereden geldi bu ballı paralar?" diye sorsalar, belki yine "Size ne ulan, niye korkuyorsunuz" cevabı gelecek.

"Korkuyoruz çünkü milyar milyar değil, trilyon, trilyon gidiyor" dese millet, ağızlarının payı "Anketlere bakın, seçmeni memnun" şeklinde verilecek.

En iyisi hiçbir şey sormayın, zaten "size büyük geleceklerini" açıkladılar, oturun oturduğunuz yerde...

Babamı hatırlıyorum, elimde değil!
Nur içinde yatsın babacığımı hatırlatıyorlar bana sık sık... Her hatırlayışta "Bu millete hizmet etmenin, mevkimin onuru bana yeter" diyerek, siyaset yaptığı süre içinde oturduğu giriş kat dairesinin bir kat üstüne çıkmayı bile "yanlış anlaşılır" diye reddeden, halk tarafından rakipsiz seçildiği 25 yıldan sonra siyaseti bıraktığında teklif edilen "genel müdür" lük görevlerini aynı nedenle kabul etmeyen, siyaseti süresince gelen iş ortaklığı veya "bu evi alın", "şu arsayı alın" tekliflerine gülüp geçen ve kimsenin de haksız kazanç sağlamasına izin vermeyen babama gani gani rahmet gönderiyorum...

Onlar siyaseti kendilerine ve partilerine güç sağlamak için değil, memleketlerine hizmet için isteyen bir kuşağın temsilcileriydiler. Evlâtlarına "Ne yapsınlar yani, aç mı kalsınlar" diyerek ayrıcalık sağlamak akıllarından geçmiyor, mevkileri dolayısıyla gelen teklifleri reddetmeyi enayilik saymıyorlardı.

Yine mevkileri nedeniyle diğer devlet başkanlarının getirdiği hediyeler bile asla eve getirilmez Meclis'e bırakılırdı.

Onlara görevlerinin onuru yetti, çocuklarına da "bıraktıkları onur" yetiyor.

Şimdi bakanlar yeni bir deprem olup olmayacağını belirlemek için gereken 4 milyon dolarlık bütçenin olmadığını söylüyorlarmış. Böyle bir konuda 4 milyon doların değil 4 milyar doların bile lâfı olmamalıydı Türkiye için...

Doğru yönetilse olmazdı... Ama bakın anketlere güveniyorlar hâlâ...

Bakan Unakıtan'ın "ulan"ıyla soralım bakalım:
Ulan oğlum, bu nasıl temiz toplum, nasıl ankettir anlayan var mı?

Barış'ı unutmadık!
1 Şubat sevgili Barış Manço'nun ölüm yıldönümüydü. Bize olağanüstü güzellikte şarkılar bırakan, bugün ve yarın aynı zevkle dinlenecek müziğiyle, yaptığı programlarla en güzel mesajları veren bir efsaneydi Barış Manço... Onun şarkılarının sözleri, müziği bugünün genç müzisyenlerine de yol göstermeye, ilham vermeye devam ediyor.

Böyle bir efsaneyi hakkıyla anabildiğimiz!, benzersiz sesine TV'lerimizde yeterince yer vererek vefa borcumuzu ödeyebildiğimizi sanmıyorum. Ama yine de bu halkın onu eskisinden farksız şekilde takdir etmeye devam ettiğini ve unutmadığını biliyorum.

Unutmadılar, unutmadık.

Değerli arkadaşım, değerli müzik adamı (ve bence filozof) sevgili Barış'ımızı rahmetle ve özlemle anıyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR