Tuvaletteki öğrenciler, paravan ve İranlı kadınlar

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Intercontinental Otel'deki konuşması sırasında sözünü kesen iki öğrenci için "Bırakın" demesini onaylayan ve destekleyen meslektaşlarımız var

Haberin Devamı

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Intercontinental Otel'deki konuşması sırasında sözünü kesen iki öğrenci için "Bırakın" demesini onaylayan ve destekleyen meslektaşlarımız var. Oysa bu aynanın sadece bir yüzü. İlk bakışta bize yansımayan ve kolay değerlendirilen yüzü. Ama bir kez daha dikkatle incelediğinizde sadece bu olay başlıbaşına öyle çok hatayı içinde barındırıyor ki.

Şimdi dikkatle aynanın iyi görünmeyen yüzüne bir daha bakalım.

1) Öğrencilerin yaptığı yanlış. Aynı fikirde olmasalar (ya da beğenmeseler) bile, üniversite düzeyine gelmiş gençlerin Başbakan'ı dinlemeyi bilmeleri, konuşmasını kesmemeleri gerekir. Ama sonuçta bu Derviş'in konuşması sırasında olduğu gibi plânlanmış bir "grup anarşisi" veya terör eylemi değil. Demokratik bir ülkede yapılmış hatalı bir itiraz... Söylenen de iki üç cümle.

2) Söyleyenler işsiz, parasız, yoksul ailelerden gelen iki genç. Sözü kesilen başbakan ise, bugün her ne kadar "siyasetteki, belediyedeki çalışmaları sonucu" karun gibi zengin olmuşsa da "fakir bir aileden geldiğini" seçim konuşmalarında bize sık sık duyuran bir siyasetçi. Onları herkesten çok daha iyi anlaması gerekiyor.

3) Bu gençlerden biri konuşmayı kesmemiş. Plâket verilmesi sırasında haklı olarak "Hani bize söz verecektiniz. Yoksulluğu yaşayan biri olarak konuşmak istiyorum" demiş ki bunda kızacak, suçlayacak, tuvalete hapsetmeyi gerektirecek en ufak bir suç unsuru yok. Birçok kimse benzer bir "sesini duyurma" çıkışı yapabilirdi.

Bu ne baskı?
4) Polis toplum üzerinde bu kadar baskı kuracak, gençleri tuvalete hapsetme hakkını kendinde görecek özgürlüğe sahip olmamalı. Ayrıca kendisine itiraz yapılan Başbakan kesin bir dille "karışmayın" dedi ise eğer, polis o sert tutumu hangi nedenle takınabiliyor?

5) Başbakan Tayyip Erdoğan konuşan genç kıza "Hanım kardeşimiz..." diye hitap ediyor. Onun hiçbir şey bilmediğini ve hatta "ayrı bir galakside yaşadığını" iddia ediyor. Arkadan "Sicilleri bozuk" diyor. Tümüyle aşağılayıcı, küçük düşürücü bir ifade tarzı. "Hanım kardeşimiz" dışında bir öğrenciye seçilecek hitap yok mudur? Ve farklı düşünenler neden ayrı bir galaksiye yakıştırılır? Ayrıca Başbakan'ın kendisine "sicili bozuk" dendiğinde bu hakaret oluyor ve diyelim ki bunu bir gazeteci söylemişse hakkında hakaret davası açılabiliyor da Başbakan iki yetişkin öğrenci için nasıl bu kadar rahat ağzına geleni söyleyebiliyor? Gençlerin eksiği ''dokunulmazlıklarının olmayışı mıdır?

Bence toplum üzerinde garip bir baskı oluşturuluyor. Avrupa Birliği Uyum Yasaları'na yoğunlaşan hükümet bu baskıya da öncelikli olarak yoğunlaşmak.

Katmerli çelişki
Kız öğrenciler "Hanım kardeşimiz" olarak ayrılınca Samsun'da Milli Eğitim Bakanlığı kontrolündeki "İlim Yayma ve Eğitim Vakfı"ndaki düğünde hanım kardeşlerle erkekler de paravanla ayrılabiliyor. Yurt yöneticileri "Buranın kuralları var, yapılamaz" demiyor. Hanım kardeşlerin ayrı oturması lâzım. İyi de bu hanım kardeşlerin erkeklerle aynı okullarda okuması nasıl bekleniyor o zaman? Katmerli çelişki!

Bir katmerli çelişki de İranlı kadınlardan. Batı ülkelerine giderken daha uçakta çarşafları atan ve mini etekler, dekolte bluzlarla inen İranlı hanım kardeşler sadece çarşafı atmakla kalmamış, Türkiye'ye gelir gelmez mayo ve bikinilerle göbek de atmışlar.

İşte zorla, baskıyla insanlara tercih hakkı bırakmadan "yaşam tarzı" empoze etmenin sonucu.

Biz onlara özeniyoruz, onlar bize. Komik değil mi?


İstanbul'un korkunç trafiği
Beşiktaş, Zincirlikuyu, Şişli, Osmanbey, Etkiler, Eminönü, Levent...

Ve daha birçok semt. Nereye gitmek isteseniz trafik kilit halinde. Bebek'ten Beşiktaş'a (20 dakikalık yola) 2 saatte gidiyorsunuz. İnsanların değerli zamanları trafikte geçiyor. Çoğu kez kendilerini arabalardan atıp yürümek zorunda kalıyorlar.

Nedir bu? Neler oluyor?

Haydi Perşembe günleri Beşiktaş Belediyesi şehrin göbeğine, evlerin arasına, sokakların üzerine dev bir Ulus Pazarı kurulmasına izin verdiği için Etiler, Ulus trafiği, başka günlerde ise pazar kurulan diğer semtler kilitleniyor. Ama aynı anda şehrin 8-10 semtindeki bu kilit vaziyeti nedir?

Arızî birşey olsa bir iki günde geçmesi lâzımdı. Günlerdir durum değişmiyor. Kazılan yollar mı, yollara fazla gelen araba sayısı mı bilmiyoruz ama Trafik ve Belediye acilen bu Çin işkencesinden beter duruma eğilmek zorunda.

DİĞER YENİ YAZILAR