Türk'ün aklı başına geç gelir derler!

Perşembe günkü duruşmadan sonra, izlemek ve destek vermek üzere Adliye'ye gelen Deniz Adanalı'yla Kuruçeşme Dolce'de kahve içerken sohbet ediyoruz

Haberin Devamı

Perşembe günkü duruşmadan sonra, izlemek ve destek vermek üzere Adliye'ye gelen Deniz Adanalı'yla Kuruçeşme Dolce'de kahve içerken sohbet ediyoruz.

Nefis kaşarlı sıcak açmasından bir ısırık alan Adanalı; "O okuyucun ne şekerdi, elinde kestiği yazınla gelmiş destek vermek için" dedi.

'Haklısınız, onlardan öyle çok var ki, ilk duruşmalarda İstanbul ve Ankara Adliye'lerinin koridorundan taşıyorlardı' diye cevap verirken Adliye'deki okuyucum gözlerimin önüne geldi.

Biz, avukatlar ve ben duruşma öncesinde hararetle aramızda konuşurken o bir bankta oturmuş ilgiyle izliyordu. Kadife yakalı siyah bir palto ile bir şapka giymiş ufak tefek bir kadın...

Gözüm iliştiğinde 'Herhalde kendi davası için gelmiştir' demiş, sonra unutmuştum. Biraz zaman geçince yanıma yaklaştı, çekingen bir şekilde çantasından "konuyla ilgili" yazılarımdan birini çıkardı, kulağıma eğilerek alçak sesle;

"Sizi desteklemek için geldim. Sabahın erken saatinden beri bekliyorum. Siz bizim için çalışıyorsunuz hiç değilse ben de elimden geleni yapayım" dedi. Ve ekledi: "Allah kalemine, yüreğine kuvvet versin." Daha sonra emekli devlet memuru Feride Yüce olduğunu öğrendiğim okurum çıkışta, kendisine yönelen CNN Türk kamerasına da şöyle diyordu; "Bizi dilsiz sanıyorlar galiba. Onlar kadınlara her şeyi söyleyecek, her kötülüğü yapacak da biz sonsuza kadar susacak mıyız?"

Bir değil, bin cinayet!
Ertesi sabah gazetelerin manşetinde bir töre cinayeti haberi vardı; Hastaneyi basan iki ağabeyi tarafından öldürülen genç bir kadın ve öksüz yetim kalan bebeği.

Bu haberi gören yazarlar hemen konuya el atmış ve mevcut kanundaki durumla, yeni TCK Tasarısı'nı karşılaştırmışlardı. Yeni bir büyük cinayete kadar bu konuyu siyaset veya başka konular kadar önemli bulmayan ve ilgilenmeyen birçok yazar, sürmanşet verilen töre cinayeti ile bir anda uyanmışlardı.

Oysa uyanmak için ağabeyleri tarafından başına iki kurşun sıkılan genç kız ve kadın haberlerini beklemeye gerek yok. Şu anda Türkiye'nin her köşesinde, sadece doğuda değil şehirlerde de çaresiz, nereye kaçacağını bilmediği için cinayete veya intihara sürüklenen binlerce kadın var. Gazetelere geçenler bunların sadece birkaç tanesi.

Ve yine hâlâ şu anda Alt Komisyon'da bu cinayetlerde "tahrik indirimi" kaldırılmış değil. Bunu sağlayan 31. maddenin gerekçesinde, öngörülen indirimin namus cinayeti faillerine uygulanmayacağı açıkça belirtilmiyor. Bu cinayetler "Nitelikli İnsan Öldürme" maddesi kapsamına da alınmadı. Ayrıca süre çok uzadığı için kanun çıkana kadar daha binlerce kadın öldürülecek ve cinayeti işleyenler hafif cezalarla kurtulacak. Aynen trafik cinayetlerinde de olacağı gibi.

Fransa'da durum
Kısacası arkadaşlar, bu uyanma yetmez. Yetmiyor. Bakın Fransa'da Başbakanın alkollü sürücülere ağır cezalar getirmesi sonucunda Noel tatilinde trafik kazasında ölenlerin sayısı bir önceki yıla göre yüzde 22 azalmış.

Cezasız ülke ise işte bizimki gibi oluyor.

Tecavüz ve töre cinayetlerine kolaylık sağlayacak maddelerle uğraştığım için, bunları hazırlayan iki hukukçu tarafından bana açılan davalara ve yapılacak değişikliklere büyük ilgi gösteren CNN Türk'e; Ferhat Boratav ve Mehmet Ali Birand'a, TRT1'den Baki Özilhan a, TV 8'e, Hıncal Uluç. Zeynep Oral, Melih Aşık, Ferai Tınç, Ayşe Özgün ve sayamadığım diğer meslektaşlarıma minnet duyuyorum. Ama bunun dışında...

Medya uyanmak ve Türk Ceza Kanunu'nu ele alarak günbegün, adım adım izlemek zorunda. Bizim ve çocuklarımızın geleceğini, yaşamını ilgilendiren bu mesele en az Kıbrıs, AB, ekonomi vs.. vs. kadar önemli.

'Tek kişilik medya" için de zor ve pahalı olmaya başladı izlemek!

DİĞER YENİ YAZILAR