Türküm, doğruyum, çalışkanım... Yalancı değil!

İnsan Hakları Derneği istanbul Şubesi'nden gelen açıklamada Dernek "Vakit Gazetesi Yazan Hüseyin Öztürk'ün Eurovision Şarkı Yarışması nedeniyle yazdığı" yazıyı kınıyor

Haberin Devamı

İnsan Hakları Derneği istanbul Şubesi'nden gelen açıklamada Dernek "Vakit Gazetesi Yazan Hüseyin Öztürk'ün Eurovision Şarkı Yarışması nedeniyle yazdığı" yazıyı kınıyor. Athena grubuna Ermeni, Sertab Erener'e Sabetayist demesini de...

Öztürk'ün "Ben bir Türk'üm ve Müslümanım. Bu toprakların gerçek sahibiyim" girişinden sonra Athena'yı "Ermeni asıllı kişiler", Sertab Erener'i ise "Sabetayist" olarak tanımladığını, kendisine eşlik eden Sema gösterisine atıfta bulunarak "O ruhtan yoksundur" dediğini anlatıyor ve bu yapılanı doğal olarak "ırkçılık" diye adlandırdıktan sonra "Bu topraklar hiçbir etnik ve dinsel kimliğin mülkiyetinde değildir, üzerinde yaşayan herkesin yurdudur. Kişilerin ülkesiyle bağlan yuttaşlık temelinde belirlenmiştir" diyor.

Bu "Sabetayist" olayı enteresan. Ben önceleri duyduğumda -cehaletimi hoş görün- ne olduğunu anlayamadım. Herkes her şeyi bilemez ya... Pardon, bazıları herşeyi bilir, ben bilemeyenlerdenim. Üstelik kafam yeterince meşgul, lüzumlu lüzumsuz herşeyi beyin arşivime alamam. İlgilenmedim. Hatta haftalar önce, bu konuda konuşan bir arkadaşıma "Nedir bu Sabetaycılık, yenir mi" diye espri yaptım.

"Bak şimdi, İnternet'ten Sabetay Sevi'yi bulacaksın" deyince 'Anlayamadım, tekrar söyle' cevabını vermem ise daha da enteresan bir gelişmeye yol açtı.

"Sen de bir alemsin" dedi arkadaşım; "Ayol senin de ismin var..." Yok canım, nasıl yani?

- "Senin adın da var Sabetaycılar listesinde!"

- !!!

Bu cümleden sonra söz konusu listelere şöyle bir bakmam gerekti. Zira durumun Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'e sorulan "Metroseksüel misiniz?" sorusundan ve onun kızarak "Saçmalamayın ben Erzincanlıyım" cevabını vermesinden farkı yok... Gördüğünüz gibi, hiç ilgilenmeyenlerin bile ilgisini çekecek yollar mevcut yani... Allah da bu kuluna dinlenmeyi nasip etmemiş ya, her dem çalışacak...

Neymiş bu Sabetaycılık?
Öte yandan iyi de oldu, bayağı eğlenceli bir gezintiydi. Özellikle bu sitelerin birinde yazarın adım başı, her cümlede kendi sözleriyle çelişkiye düşmeleri, daha inandırıcı olmak adına kendisinin de "Sabetaya" olduğunu söyleyip unutarak coşmaları, sonra tekrar hatırlama ve hatırlatmaları gülünmeyecek gibi değildi. Bu arada "yenmediğini" de öğrenmiş oldum. Aksine yenir yutulur tarafı yok.

Önce "Sabetaycı" tarifini İnsan Hakları Derneğinin açıklamasından alalım: "Sabetayist sözcüğü, birkaçkuşak önceki aile büyükleri Yahudilikten Müslümanlığa geçmiş olan ve'dönme'olarak tanımlanan kişiler için kullanılmaktadır. Sertab Erener'in ailesinin köklerini bilmiyoruz. Bilmemiz de gerekmiyor. O olsun, başkası olsun, herhangi bir kişinin soyunun izini sürmek, en az birkaç göbek önce din değiştirmiş bir aileden geldiğini varsayarak kaç kuşak öncesinin Yahudi kimliğini bir suç gibi 'ifşa' etmek açık bir ırkçılıktır." Bu konuda "Efendi" isimli bir kitap da yayınlandı biliyorsunuz. Orada da birçok siyasetçinin, işadamlarının adı veriliyor, soyu kurcalanıyor, iddialar "gerçekmiş gibi" anlatılıyordu.

Orada da "Sabetayistler kendi içlerinde evlenirlerdi" deniyordu. Bu sitelerde de aynı söz tekrarlanıyor.

"İyi ama bizim ailede kuşaklar boyu herkes canının istediğiyle evlenmiştir. Çoğunda da bilinçli seçim yerine inanılmaz tesadüfler ve aşk rol oynamıştır" diyemezsiniz. Onlar nasıl buyurmuşsa doğru o... Bu mudur, budur! öyle de kesin kararlı ve yargılı bir iddianame var karşınızda!

Örneğin, beylerin keyfi istemiş "Sabah gazetesinin sahibi Sabetaycıdır ve bu grubun da tamamına yakını öyledir" demişlerse (ki biz oradan gitmişiz okka altına) aksi doğru olamaz. Yani "Abicim, ben önceden de Günaydın'da ve TV'de çalışmıştım. Ondan önce TPAO'da araştırma mühendisi olarak çalıştım. Ayrıca İzmirli filan da değilim. Bu gazete beni TV programlarında görerek, başarılı bulduğu için teklif yaptı" derseniz olmaz. Muhtemelen Günaydın ve TPAO da Sabetaycıdır. Ayrıca o gazeteden sonra çalıştığın gazete de mutlaka Sabetaycıdır.

"Ben inanan bir aileden geliyorum, biz kaç kuşak Elhamdülillah..." diyecek olsan. "Ama kuşakların 'din hocası bile olsa' yine de Sabetayist olabilirsin" cevabı gelebilir. Karşısındaki kararını vermiş bir kez. Etiketini yapıştırdı, sökebilirsen sök.

"Mış gibi" Yap!
"Sabetaycılık" üzerine yazılar döşenen sitelerde, listelerde hayatını ülkesine, milletine adamış ve bu dünyadan göçüp gitmiş insanların da isimleri veriliyor. İddia üzerine... Bu sitelerin birinden, kendisi de aynı Cemaat'ten olduğunu iddia eden birinden yaptığım alıntıları okumanızı istiyorum.

- "Atatürk'e bağlılıkmış gibi gözüken anlaşılmaz çıkışlarının gerçek sebebini biraz anladınız, tek bir cevap: bu kişiler Yahudi asıllıdır ve cemaatin derin iradesi uyarınca Türkiye'yi dez-İslamize etmeye çalışmaktadırlar."

- "Cemaat geçen yüzyıl içinde asimile olurken mason locaları karar mercimiz haline geldi. Bugünkü ana stratejisi de 'dez İslamizasyon- dejenerasyon'dur. Bir dostumun dediği gibi' gavurlaştır-güdükleştir..." (Kendinden başka herkes aptal olduğu için, örneğin; şu son satan "kendisinin Sabetaycı olmadığını" açıkça gösterdiğini kimsecikler anlamayacak. Kendin Yahudi asıllı isen gavurlaşınca güdükleşeceğini niye iddia edesin ki?)

- "Sabetaycı medyanın bu konuyu yok sayması ve türlü engellere karşın biz, Türkiye'yi bilinçlendirmeye ahdetmiş bir grup insan olarak elimizden geleni yapıyoruz"...

(Sevgili okur, ne düşündüğünü biliyorum ama oyunbozanlığın lüzumu yok. Biliyorum, kendi de 'Sabetaycıyım' diyen biri 'Sabetaycı medya'ya kızmaz. Anladın. Ama yine de bunları yazan arkadaşın 'Sabetaycı' diye parmağıyla işaret ettiği gruptan olmadığını, ama öyleymiş gibi göründüğünü anlamamış ol. Sen de "miş gibi" yap! Zira arkadan daha fazlası geliyor.)

(Devam edecek)

Zeynep Özal ne istiyor?
Cavit Kavak kızdı, ağabeyi Ahmet Özal "mahkemeye veririm" dedi. Eski eşi Asım Ekren "Onu Allah'a havale ediyorum, çocuklarından utansın" dedi. Annesi Semra Hanım "o zaten eskiden de beni çok üzerdi" dedi...

Daha ne olsun? Aklının başına gelmesi, pişmanlık duyması için daha ne lâzım insana? Ama hayır, o devam ediyor. Omuzları bele kadar açık verilmiş şuh, baygın bakışlı pozlar... Açıklamaları yalanlarsa bile aynı konuda ısrarı sürdürmeler...

Bu yaptığı, hayatındaki diğer insanların özel yaşamına saldırıdan, onların huzurunu bozmaktan başka nedir? Ve ne bekliyor?

Oturup çözmeye çalışıyor insan; acaba babasının başbakanlığı, cumhurbaşkanlığı günlerindeki popülaritesine çılgınca bir özlem mi duyuyor?

Sahneye çıkmayı mı planlıyor, yoksa dizi oyunculuğu filan mı? Paraya mı ihtiyacı var? Zeynep Özal'ın durumu kendisi adına da, ailesi adına da gerçekten çok üzücü... Keşke biri ona "Çok sevdiği babasının hatırına artık susmasını söylese!"

DİĞER YENİ YAZILAR