Bu hükümetten bir iyi haber rica ediyorum. Gerçekten. Beni bu zevkten mahrum etmesinler ve iyi bir eylemlerini bildirsinler bize... Köşeme manşet yapacağıma yemin ederim.
Bir haber de Meclis Başkanı Bülent Arınç tarafından geldi. Tatil matil dinlememiş ve torpilleşmeyi, pardon kadrolaşmayı sürdürmüşler... Uzağa da gitmiyorlar pek, dışardan kız alıp verme yok, aile içinde... "Dayıoğlu" Meclis Personel Eğitim ve Yönetim Müdürlüğüne, Meclis Personel Daire Başkanı'nın kuzeni de Ulaştırma Şube Müdürlüğü'ne getirilmiş. Baykal'ın makam şoförü de
kadroya geçirilmiş.
Oh, ne güzel... Millet işe girebilmek için sınav sınav dolaşsın, sınav kazananlar bile icabında tercihle alınsın ama öte yanda dayıoğullarına, kuzenlere hayat kolay.
Dindar, inançlı olmak da bunu gerektirir zaten. Kimsenin hakkını yemeyeceksin, özellikle yakın akrabalarının!!
İş bilenin, kılıç kuşananın... Bir millet nasıl uyutulur ders 1... Hani Almanlar "Türkler'in IQ'su düşük" iddiasını sürdürüp duruyorlar ya, gelip AKP'nin kurnazlıklarını görmeleri lâzım. Maşallah kendi işlerine gelecek veya partilerine yontacak bir konu buldular mı IQ'larına diyecek yok. Şeytana külahı ters giydiriyor, istediklerini şıpın işi yapıveriyorlar. IQ'su düşük olanlar sadece bütün bu yapılanları yutan, sineye çeken takım.
Helal olsun valla, anketlerde hâlâ üst sıradalar. Her millet hakettiği yönetime kavuşurmuş!
(Not: İçimizden yeni ve güvenilir bir parti, tüm
olumsuzluklarına rağmen sırf organize oldukları için kazanan iktidar partisinin karşısına yepyeni bir alternatif çıkaramamak da yine bizim beceriksizliğimiz... Yazının son cümlesini bir de bu yüzden hak ediyoruz.)
Asparagas!
Hangi konuda ve kiminle ilgili olursa olsun haksızlık, saygısızlık sinirlendiriyor beni... İki gün önce Yalın'ın Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda verdiği konser hakkında çıkan bir asparagas haberden söz etmiş, bunun sanatçıya, sanata, alın terine, emeğe haksızlık olduğunu söylemiştim. Muhtemelen konser başlamadan çekilmiş bir fotoğrafın yanına "Tiyatroyu dolduramadı" haberi verilmişti.
İlk parçasıyla çıktığı anda listelerin başına geçen, yalnız onu değil tüm şarkılarını müzikseverlere ezberletmeyi başaran, kendisinden yıllar önce ün kazanmış isimler kadar adından söz ettiren ve çok sık konser vermesine rağmen salonları, tiyatroları dolduran bir genç sanatçıya "haber bulma telaşı" yla yapılan bir yanlıştı bu.
Konserden çekilmiş fotoğrafları buldurdum. İşte o konserde Tiyatro'nun durumu.
Haksız mıyım tepki göstermekte siz söyleyin...
Her gördüğünüz habere de inanmayın!
Damdaki Kemancı!
Bugünlerde Damdaki Kemancı'nın Bir Zengin Olsaydım" şarkısı hep dilimde... Onu söyledikçe değerli sanatçı Cüneyt Gökçer'in oyunlarına hiç doyamamış olduğumuzu, hele benim gibi onu çok takdir eden sanatseverlerin kendisini fazlasıyla özlemiş olduğunu da farkediyorum. Keşke bugün de Sayın Gökçer'in Damdaki Kemancı'sını izleyebilseydik.
Ne oyunlar, ne eserlerdi onlar. Bugün benzerleri hâlâ çıkmıyor ne yazık ki. (Bu arada Ayten Gökçer in Maria Callas'ı canlandırdığı, tek kişilik oyun -öyle sayılır- Ustalar Sınıfı'nı hatırladım. Onun da bu oyunu yeterince oynamadığına inanıyorum.)
Gelelim benim neden "Bir Zengin Olsaydım" şarkısına takıldığıma... Sevgili okurlarımdan gelen mektuplar beni çok üzüyor. Çoğunda sıkıntı, işsizlik, parasızlık, bunalım var. Ve benim yardımcı olabileceğime dair inançlan. İstekleri...
Elimden geldiği kadar onlara koşmaya çalışıyorum. Ama ne kadarına yardım edebilirim ki... İki çocuk yetiştiren bir gazeteci anneyim ben... Donald Trump veya Rahmi Koç değilim... Devam edecek...
Türklerin IQ'su!
Bu hükümetten bir iyi haber rica ediyorum. Gerçekten. Beni bu zevkten mahrum etmesinler ve iyi bir eylemlerini bildirsinler bize...
Haberin Devamı

