Ankara'da bulunan AB yetkilileri, 8 Mart mitinglerinde polisin coplarla dövdüğü insan görüntülerini izleyince, Abdullah Gül'ün yanında olanca tepkilerini dışa vurmuşlar. Dışişleri Bakanı, buna karşılık "Türkiye'ye yakışmadı" demiş.
"Neden yakışmadı Sayın Gül?" diye soralım... Neden, hangi bakımdan yakışmadığını düşünüyorsunuz? TCK'yı hazırlayan, üniversitelerde ders veren profesörlerin töre cinayeti ve tecavüz konusunda, hiç sıkılıp çekinmeden TV'lerde "Türkiye'nin gerçeği bu... Töreler var... Erkek bakire ister... Yasaları Türkiye'ye göre hazırlamalıyız" dedikleri, kadınların %32'sinin evinde koca dayağıyla yaşadığı bir ülkede...
Her gün tecavüz edilen, şiddete maruz kalan, eşleri, sevgilileri tarafından hunharca öldürülen genç kız ve kadın olaylarının duyulduğu, dilsiz, sağır, özürlü çocuklara, devletin koruması altındaki çocuklara tecavüz eden sapıkların serbest bırakıldığı, karakola sığınan şiddet görmüş kadınların "Kimbilir ne yaptın da kocandan dayak yedin" denerek evine gönderildiği bir ülkede..
Son haber, dün gazetelerdeydi, kendisine dayak attığı için evi terk eden ve boşanma davası açan kadına yargının "6 ay sonra kocanın 'eve dön' çağrısına uymadın. Bu sürede dayağın acısı geçmiştir" diyebildiği... Bunun acıdan çok onur zedeleyici, insani duygulara zarar verici bir olay olduğunu, yaşamların "şiddef'le, tecavüzle söndürüldüğünü devletin bir türlü anlayamadığı bir ülkede "NEDEN YAKIŞMADI?"
Türk halkı sesini yükseltmediği için yutuyor sanabilirisiniz ama AB yutmadığını yüzünüze haykırıyor. Bu konuda haksız da değiller. Türkiye'nin bugünkü durumuna yakışmayan hiçbir şiddet olayı kalmadı artık!
Tarih tarihçilere bırakılmazmış eğer!
Amerika, kendi vatandaşı olan, dünyanın en ünlü tarihçilerinin "Türkiye'de Ermeni soykırımı olmamıştır" açıklamasına, kendi topraklan üzerinde birçok ülkenin tarihçilerinin toplanarak yazdığı ve imza attığı benzer açıklamaya (ki bu tarihçilerin çoğu Ermeni tehditleriyle susturuldular sonradan) rağmen, gazeteleri Türkiye'yi "20. yüzyılın soykırımları listesinde 1. sıraya koyduğuna göre tarihi tarihçilere bırakmıyorlar demektir.
1918 yılında İstanbul'da kurulan Divan-ı Harp'te yargılanarak Malta'ya sürgüne gönderilen çok sayıda insanın, İngiliz Kraliyet Savcısı'nın soykırıma dair belge bulamayışı ve olayların "karşılıklı katliam" olduğunu belirtmesiyle serbest bırakılması da bir anlam taşımıyor onlara göre...
2. Dünya Savaşı'nda Nazi zulmünden, soykırımından kaçan Yahudilere kucak açan, onları kurtarmak için her yolu deneyen Türklerin, bir başka ırka soykırım yapmış olamayacağını da düşünemiyorlar.
Eh, kendi profesörün, edebiyatçın, gazete yazarın düşünemezse, onları da suçlayamazsın işte! Ermenilerin o yıllarda 500 bin Türk'ü öldürmüş olmasına "abartının da abartısı. Yok böyle bir şey!" sözleriyle tepki gösteren, Sabancı Üniversitesi'nin Ermeni uzmanı(!) Prof. Halil Berktay 'Tehcir emri bütün Ermeni tebaasını hedef alıyordu. Bu kadarı daha jenosit tanımına giriyor" buyurmuşlar. Tehcir, yani "zorunlu göç"ün neden soykırım tanımına girdiği, kendi vatandaşı olduğu halde Rusya'yla birleşerek Türkiye'yi arkadan vurmaya çalışan, köylere, şehirlere saldırıp, erkekleri savaşta bulunan kadın ve çocukları öldüren, jandarmaları ağaca bağlayıp yakanlar için göç emri çıkarılması ile "soykırım"ın ne ilgisi olduğu bu bilgin(!)e sorulabilir tabii. Ayrıca BM'nin soykırım tarifiyle kendisininkinin tutmadığı da...
Berktay; 'Kâmuran Gürün ün kitabında maalesef 400-450 bin Ermeni'nin öldüğü söyleniyor" derken (ki o kitapta rakam 300 bin idi, okumamış demek ki), Gürün'ün mevcut yerli ve yabancı belgelerin, kitapların, görevli diplomatların çoğunu inceleyerek yazdığı son derece değerli kitabı küçümsüyor ve saptırıyor.
Tehcir sırasında Ermenilerle çatışmaya giren Kürtleri devletin kullandığını söylüyor, oysa bakın Ternon, sayfa 39-40'ta; "Kürt-Ermeni çatışmasının Türk-Ermeni ile karıştırılması" konusunda ne yazıyor:
"Van'da 1862'de bir ayaklanma oldu. Fakat Zeytun kadar önemli değildi. Van'da 20 bin Ermeni, Kürt çiftçilerle işbirliği yaparak Türklere karşı baş kaldırdı." Demek ki neymiş, işbirliği yaptıkları zamanlar da olmuş ama çoğu zaman çatışmışlar. Ermeni vatandaşlarımızın çoğu da bunu biliyor.
Halil Berktay, bundan öncede bir çok kez yaptığı gibi tarihi doğru yansıtmıyor. Onun için biz de tarihi tarihçilere bırakamayız. Doğrusunu belgelerden aktarmaya devam edeceğim.
Not 1: Dünkü yazımda Washington Post'un "son yüzyılın soykırım işlenen ülkeleri" listesinde yüzyıl kelimesi çoğul olarak yazılmış, özür diliyorum.
Not 2: Dün devam edecek anonsunu koyduğum yazıyı yarın vereceğim...)
"Türkiye'ye yakışmadı"... Mı?
Ankara'da bulunan AB yetkilileri, 8 Mart mitinglerinde polisin coplarla dövdüğü insan görüntülerini izleyince, Abdullah Gül'ün yanında olanca tepkilerini dışa vurmuşlar
Haberin Devamı

