Türkiye'nin aydınları ve tepkiler!

Devlet, üzerine düşeni zamanında yapamadığı için yine toplum kıpırdamaya başladı

Haberin Devamı

Devlet, üzerine düşeni zamanında yapamadığı için yine toplum kıpırdamaya başladı. Yakında "kendi aralarında, istedikleri isimleri belirleyerek, kendi adlarını da ilâve edip 'Türkiye'nin aydınlar listesi'ni şıpın işi çıkarıveren" birkaç "aydın" ımız bir de 'Ermeni iddiasına karşı büyüyen tepkileri' durdurmak için bildiri yayınlamak zorunda kalabilirler.

Bu bildiriye koyacakları "aydın" isimlerinin listesini tahmin etmek ise inanın hiç zor değil.

Her neyse, dönelim ilk cümlemize; Türkiye Kamu Çalışanları Konfederasyonu (Kamu-Sen) 10-16 Nisan arasındaki günleri "Ermenilerin katlettiği 550 bin vatandaş için anma haftası" ilân etmiş. Bu hafta içinde 81 ilde kitlesel basın açıklamaları, konferans ve paneller düzenlenecekmiş. Umarız bu etkinlikler sükûnetle ve disiplin içinde yürütülür. Provokasyonlara izin verilmez.

Diğer sivil toplum kuruluşları da, Prof. Aysel Ekşi'nin başlattığı bir başka çalışmayı yürütmekteler şu günlerde... Ermeni soykırım iddiasına tarafsız bakan ve içinde arşiv belgeleri ile birçok bilgiyi içeren kitaplar Avrupa ve Amerika parlamento üyelerine, devlet başkanlarına gönderiliyor. Ben de, kendi imkânlarımla baskısını sağladığım; Kamurân Gürün'ün "Armenian File" kitabının (Ermeni Dosyası) birkaç kopyasını Avrupa Parlamento, Komisyon ve Konsey başkanlarına gönderilmek üzere onlara ilettim. Uzun yıllar süren çalışmalarla yazılmış olan bu kitabın Avrupa'da tüm baskıları piyasaya çıktığı gün Ermeni diasporası tarafından toplatılmıştı biliyorsunuz.

Farklı yorumlar
Türkiye'nin, tepki vermekte ve önlem almakta çok gecikmiş olmakla beraber şu anda bile "iddia" nın üzerinde çalışmaya başlamış olması olumlu bir adım. TBMM AB Uyum Komisyonu'nun yaptığı konuyla ilgili toplantıda Ermeni ve Türk vatandaşlarımızın; yazarlar ve diplomatların karşılıklı görüş alışverişinde bulunmaları olumlu bir gelişme.

Yalnız, bu konuşmalarda hep dikkat çeken bazı "satır araları" var.

Bu aralara sıkıştırılmış sözcükler... Aslında "öyle" diyormuş gibi yaparak "böyle" söylemeler... Geçenlerde şair ve yazar Enis Batur bir röportajda "Ben bir edebiyat adamıyım, tarihçi değil. Tarihçiler ise olaya çok farklı yorumlar getiriyorlar. Bir konuda bilimsel ikilemler sürerken bize söz düşmez" demişti.

Ne kadar haklıydı...

Trajedi!
Keşke tarihçi olmayan ve hatta (tarihçi olsa bile) konuyla ilgili tüm bilgilere sahip olmayan kimse bu kadar emin konuşmasa...

Oysa söze "Ben tarihçi değilim ama" diye başlayanlar başta olmak üzere herkes öyle kesin konuşmalar yapıyor ki.

Örneğin; sanki aynı trajediyi, yüzmilyonlarca kayıp veren Türkler de yaşamamış gibi "Ermenilerin yaşadığı trajedi" sözleri kullanılıyor. Türklerin belgeleri yok ettiği iddiası sürdürülerek "Siz hiç suçun belgesi olduğunu gördünüz mü" deniyor.

Onlara bu belgelerin yalnız arşivler olmadığını, o yıllarda Ermeni çete liderlerinin, yabancı diplomatların, gazetecilerin yazdıkları mektuplar, yazılar, anılarda da olayların anlatıldığını hatırlatmak lâzım.

İşte; Osmanlı Başkumandanlığı'nda Kurmay Başkanlığı yapmış General Bronsart'ın 24 Temmuz 1921'de Deutsche Allgemeine Zeitung Gazetesi'nde çıkan yazısından cümleler:

"Eli silah tutan Müslümanların hepsi, Türk Ordusunda bulunduğu için Ermeniler tarafından savunmasız kalan halk arasında korkunç bir katliam yapmak kolaydı. Çünkü Ermeniler cephede Ruslar tarafından bağlanmış olan Doğu Ordusunun yanlarına ve gerilerine sarkmakla yetinmeyerek, bu bölgedeki Müslüman halkı silip süpürüyordu. Tanık olduğum Ermenilerin zulümleri Türklerin yaptığı iddia edilen zulümlerden çok daha kötü idi."

Biz söylemiyoruz, olayları yaşamış bir yabancı General söylüyor.

Yine bir yabancı... Suç belgesi isteyenlere bir şey söylemiyor mu bu?

DİĞER YENİ YAZILAR