Türkiye'de ''can güvenliği'' olmayanlar

Fransız basınının, birçok Avrupalının görüşlerini de yansıtan saldırılan dozunu iyice kaçırmaya başladı. İşi Atatürk'e hakarete kadar vardıran 'Paris Match' dergisi 'yoksul ve geri kalmış Kürt çoğunluklu Güneydoğu yüzünden Türkiye'nin AB'ye alınmaması gerektiğini' yazmış

Haberin Devamı

Fransız basınının, birçok Avrupalının görüşlerini de yansıtan saldırılan dozunu iyice kaçırmaya başladı. İşi Atatürk'e hakarete kadar vardıran 'Paris Match' dergisi 'yoksul ve geri kalmış Kürt çoğunluklu Güneydoğu yüzünden Türkiye'nin AB'ye alınmaması gerektiğini' yazmış. Doğu ve Güneydoğu insanlarının 'Almanya dışında bir AB ülkesinin adını bilmeseler de onun parçası olmak istediklerini' vurgulamış. Bazı yerlerde de elektrik, su olmadığını, "Avrupalı İstanbul'un bu bölgeler için eski bir hatıradan ibaret olduğunu" söylemeyi unutmamış.

Kişisel olarak, ezelden beri Fransızlar'ın gerizekâlı olduklan kadar kendini beğenmiş olduklarına inananlardanım. Bunu söylerken 'küstahlıklarını' vurgulamayı da ben ihmal etmem ama galiba bundan sonra Atatürk'e uzatılan dillere (haydi koparmayalım) tüküreceğimizi belirtmeyi de unutmamak gerekiyor galiba.

Avrupa Komisyonu üyesi Ollie Rehn'in, Yeşiller'in İstanbul'daki toplantısında yarım saat boyunca Atatürk'ü övdüğü, "Tarihimize gelmiş insanların hepsi Atatürk'ten ve onun yoktan var ettiği özgür ülkeden, ulusal birlikten etkilenmişlerdir" dediği konuşmasını bu küstahların önünde de yapmasını isterdim.

Atatürk'ün arkasından bütün Avrupalı liderlerin, generallerin onun için söylediklerini de gözlerine sokabilmek isterdim. Gerizekâlılık o boyutta ki, zaten AB'ye girmeyi isteme nedenlerimizden birinin Türkiye'ye, her bölgesiyle daha çok refah sağlamak, yoksulluğu azaltmak olduğunu görmüyorlar.

Bazen gerçekten de 'Yeter artık' noktasına geliyor insan. Ne kadar istesek de hiçbir çıkar için onurumuzu kaybetmeyeceğimizi bildirme ihtiyacı duyuyor.

Aynı toplantıdan sonra TV'lere konuşan, eski Yeşiller Grubu Başkanı Angelika Beer 'PKK'nın, yeni adıyla KongraGel'in affedilmesi" gerektiğini söyledi. Kişisel görüşü olarak belirttiği bu istek aslında birçok AB'li siyasetçinin kafasında olan ama henüz açıkça dile getirmedikleri şartlardan biri. Yakında onlardan da duyacağız.

Hele şu Abdullah Öcalan'ın talimatıyla kurulan parti bir ortaya çıksın ve bugün pek suya sabuna dokunmuyor gibi yapılan konuşmalar da gelişime, değişime uğrasın -her şeyin bir zamanı var- arkadan o da gelecek.

Terör başka, hak başka!
Angelika Beer'ın konuşmasından üç gün sonra PKK bir baskında yine 2 askerimizi şehit etti. Peki biz bunları yeterince duyurabiliyor, acımızı yansıtabiliyor muyuz? Hayır.

Önce şunu söyleyeyim ki, Türkiye'nin Kürt vatandaşlarının da, daha medeni şartlara kavuşmasını, sağlıkta, eğitimde, ekonomide batı bölgelerindeki imkânların doğu ve güneydoğuda da sağlanmasını elbette ben de istiyorum.

Bu süreçte daha esnek düşünmenin, tartışarak doğruyu bulmanın yalnız AB için değil, kendimiz için yararına inanıyorum.

Ama azınlık hakkı başka şey, terör bambaşka... Bir yanda Apo'nun isteğiyle bir parti kurulurken aynı sıralarda PKK eylemlerinin sürdürülmesi herhalde durup dururken olmuyor.

Avrupalılar, özellikle Fransızlar bu küstahlığı durup dururken yapmıyor. Biz, kendi aydınımızla, kendi basınımızla onlara bu cesareti veriyoruz. Açık konuşmaya başlamışken bu gerçeği de açıkça itiraf edelim.

"Ermeni soykırımı iddiası"nda bile, bırakın yabancı arşivleri ve onlardan yararlanarak yazılmış olan 'Ermeni Dosyasını, kendi ülkesinin arşivini bile gözden geçirme zahmetinde bulunmayanlar, bu kitabın bütün baskılarının Ermeniler tarafından Avrupa'daki bütün kitapçılardan niçin toplandığına kafa yormadan adeta birer Fransız gibi konuşuyor ve yazıyorlar.

Böyle giderse AB'nin "Eh, siz de bizim gibi düşünüyorsunuz, kabul ediverin gitsin" demesi de yakındır.

Türkiye'nin yapması gereken şey "Evet AB'yi istiyoruz, gereken değişiklikleri yaptığımızı da görüyorsunuz. Ama sınırlan aşmayın. İki konuda tartışmayacağız; biri 'Ermeni Soykınmı', diğeri Kürt terörü ve bunun hortlaması karşısında takınacağımız tutum" açıklamasını yapmaktır.

Tabii bu konudaki yerli ve yabancı belgeleri açıklayarak, PKK terörünün devam ettiğini de iyice duyurarak.

Orhan Pamuk "AB'ye girmemiş bir Türkiye'de can güvenliğinin olmadığını" söylemişti. Kendisi için değil ama Güneydoğu'daki zavallı erlerimiz için çok doğru bir söz!

Başbakan'ın ve Dışişleri Bakanı'nın konuşmaları fazla zayıf kalıyor!

DİĞER YENİ YAZILAR