Türkiye yönünü seçti!

Haberin Devamı

Yazıya başladığım saatlerde sandıkların yüzde 95’i açılmıştı ve AKP yüzde 46.9 oyla tek başına iktidarı garantilemiş durumdaydı.

Doğrusu “demokrasi” isteyen, azınlık haklarının savunmasını hakkıyla yapan, bu çerçevede AB uyum yasalarını gönülden destekleyen bir milletin “çoğunluk hakkı” olan kısmında pek de titiz davranmayışı çok ama çok enteresan bir sonuçtu.

Ama AB de nedense işin bu kısmıyla diğeri kadar ilgili değildi. Yani 2002 seçimi öncesinde AKP’nin söz verdiği halde “dokunulmazlık” ları kaldırmaması, böylece suç işlemiş insanların ülke yönetmesine izin verilmesi, milletvekili olmaları nedeniyle suçların zaman aşımına uğraması, “Seçim ve Partiler” yasalarının da değiştirilmesi mümkün ve hatta pek kolay iken buna da dokunulmaması AB’nin pek umurunda değildi. Onların olmadığı gibi bizim de değilmiş demek ki...

Memnun olmadığını söyleyen çiftçi; pamukçu, fındıkçı, emekçi, emekli, memur, şoför kısacası herkes memnunmuş. O zaman umarım bundan sonra kimse sızlanmaz.

Çıkan sonuç AKP’yi tek başına iktidar yapmaya yetiyor ama aynı zamanda “cumhurbaşkanlığı seçimi” gibi önemli konularda yine uzlaşma aramak durumunda bırakıyor. Yüzde 47 civarında oy almak, her ne kadar bu başarıda “devletin tüm imkânlarını seferber ederek seçime girmenin” rolü büyük ise de ciddi bir başarıdır, kutlamak lazım.

AKP iktidarını bir 5 yıl daha sürdürecek ... Tabii iktidar sarhoşluğuna veya şımarıklığına sürüklenip geçen dönem gerçekleştirmek isteyip de cumhuriyet kurumlarının tepkisiyle karşılaştığı için gerçekleştiremediği eylemlerde aynı inadı sürdürmezse... “Nasılsa arkamda ABD ve AB, onların basını da var” diyerek kendisiyle birlikte ülkenin geleceğini ve demokrasiyi tehlikeye atmazsa...

Ama kimbilir, bu seçim sonucuna baktığımızda artık Türkiye için doğru ile yanlışın iyice birbirine karıştığını da görüyorsunuz.

Demek ki arkasında sınırsız bir iç ve dış medya desteği, elinde sınırsız bir devlet gücü olan, hiçbir şeyin hesabı sorulamayan ve siyaseti “din” gibi insanların en hassas olduğu bir noktadan yürüten, sadece kendisinin dindar olduğunu tekrarlayıp duran bir iktidar partisi ne tür bir hata yaparsa yapsın Türkiye gibi bir ülkede o hataları örtebilir, bu da görülüyor.

BAYKAL GİTMELİ Mİ?

Yukarıda söz ettiğim gerçeklere rağmen seçimden çıkan sonuç Deniz Baykal’ında Mehmet Ağar’ın gösterdiği mertliği göstererek derhal istifa etmesini gerektiriyor.

Baykal bu kez artık geri dönmemek üzere CHP genel başkanlığını bırakmak zorundadır. Seçimden önce lider yüzünden partinin zarar görmemesi için bu gerçeği dile getirmeyenlerin bile bu durumda Baykal’ı savunacak hali kalmamıştır.

Kanal D’nin dün gece yaptığı bir televizyon anketinde sanıyorum 19 bin kişiden sadece 360’ı “istifa etmesin” dedi. Acaba Baykal’ın lider olarak başarılı bulunmadığına inanması için daha ne tür bir kanıt lazım?

İnanıyorum ki CHP’nin başında Deniz Baykal yerine genç, dinamik, ümit veren bir cumhuriyetçi lider olsaydı sonuç bu parti için çok daha parlak olabilirdi.

DIŞ BASIN ÇOK MUTLU

Seçim öncesi sık sık vurguladığımız gibi Avrupa basını AKP’nin seçimi kazanmasından büyük mutluluk duydu. Ama ben bu kez onlar yerine El Cezire’nin mesajını vermek istiyorum:

“Türkiye gitmek istediği yönü seçti” demişler.

Tam isabet; Türkiye bu seçimle yönünü seçmiştir.

Hayırlı olsun!

DİĞER YENİ YAZILAR