New York Post Gazetesi önce Türkiye’nin her an Kuzey Irak’a girebileceği uyarısında bulunmuş, arkasından da Amerika’ya Türkiye’nin nasıl durdurulabileceği konusunda bir öneriler listesi hazırlamış.
Tam da ihtiyacımız olan şey... Bir yandan “Bizi kızdırmayın, tek bir Türk askerinin burnu kanarsa geliriz” derken sanki Türk askerinin sadece sınırda öldürülmesi önemliymiş gibi arka arkaya ve 10’ar 10’ar şehit veriyoruz.
Bu şehitlerin azılı katilleri nereden geliyor, nereden besleniyor; Kuzey Irak’tan...
Silahları, mayınları, mermileri nereden geliyor; onlar da Kuzey Irak’tan... Ve üstelik çoğu ABD malı. Onlar Irak Kürtlerine veriyor, Kürtler de PKK’ya aktarıyor.
Amerika ile Barzani ve Talabani’nin (her ne kadar Barzani’ye “yapma, etme” diyerek nispeten iyi polisi oynuyorsa da), plânlarını uygulamak üzere Türkiye’yi sonu gelmeyecek bir savaşın içine çekmeye çalışmaları en kuvvetli ihtimallerden biri...
Görünüşü kurtaracak bir gayret de varmış havasında TSK’yı ve Türk milletini tahrik etmeyi sürdürüyorlar.
Tabii şimdi Türkiye’nin yerinde hangi ülke olsa her şeyi bir yana bırakır ve gerçekten tek bir askerinin daha (burnunun kanaması komik kalıyor) şehit olmasını istemiyorsa silahlı kuvvetleriyle hükümeti oturur, deneyimli diplomatları da yanlarına alır konuyu en ince detayına kadar tartışırdı, çözüm arardı.
Ama burası Türkiye olduğu için en hayati konular bir yana biz seçim sürecindeyiz.
Ne zamandır? Bir yıldır... Önce cumhurbaşkanlığı için bütün bir yıl çelik çomak oynadık, şimdi milletvekilliği + cumhurbaşkanlığı için oynuyoruz.
Küsenler, barışanlar, liste başlarına yerleşen en alâkasız, en olmayacak ve en çok tepki toplayacak isimler...
İstifa edenler, basın toplantısı yapanlar, özür dileyip ağlayanlar... Bir üçüncü dünya ülkesinde ne ararsanız hepsi mevcut.
Kendini “demokrasi” ile yönetiliyor sanan bu ülkede, daha doğrusu dünyanın en komik demokrasilerinden birinde genel başkanlar oturmuş 550 kişilik listeler yapmışlar. Kimi beğeniyorlarsa artık...
Koruması mı olur, şoförü mü, arkadaşı mı, çocuğunun arkadaşı mı, oy gelsin diye cemaatlerin, tarikatların adamı mı... Listelere bakın, oradadırlar.
Onun için biz meşgulüz, çare için yabancı gazetelerin önerilerine bakmak gerekiyor.
New York Post’un Amerika’ya önerileri şöyle:
- Yüksek diplomasi çabaları...
- Nato araya girebilir...
- AB birçok PKK ağını kapatabilir, ayrıca üyelik konusunda daha yapıcı olabilir...
- Bunların hiçbiri olmazsa ABD, PKK’ya karşı operasyon yapabilir.
Hepsi güzel öneriler. Kendi gazeteleri de bunları yazdığına göre bari biz de düşünelim ve talep edelim.
Yazık oluyor gencecik, aslan gibi askerlerimize!
Kadınlarla göz boyama
Dün bu seçimde de en iyi ihtimalle ancak 50 kadın milletvekilinin Meclis’e girebileceğini söylemiştim. Doğru tahmin... Ve tabii en iyi ihtimal de olamayacak.
Barajı geçebileceği görülen partiler de; örneğin 60’tan fazla kadın aday gösteren AKP’de seçilecek yerlerde yalnızca 22 kadın var. Diğerleri ise CHP; 13, DP; 10, MHP; 3 civarında kadın adayla yine eski seçimleri aratmıyorlar.
Tabii bu listelerin üst sıralarına yerleştirilen kadınların bir kısmının da hangi makul nedenlerle, hangi ölçüyle lider tarafından kutsandıkları anlaşılmıyor ama olsun. Sonuçta aynı garip durum birçok erkek aday için de geçerli...
Onun için 2007 yılında en az 100 kadının Meclis’e girmesi yönünde gayret göstermeyen genel başkanlara kadın seçmen ne kadar tepki gösterse azdır. Listelere bakın, birinci, ikinci, üçüncü sıralar hep erkeklerin... Nedir bu, doğuştan gelen bir hak mı?
Kadınlar liste başı olursa “teşkilat” kızıyor mu? Nedir?
72 yılda Meclis’e 8294 erkek ve 186 kadın girmiş. Komediye bakın!
Tam 81 ülkede uygulanan kadın kotası konmadığı, pek tabii erkek genel başkanlar karşı çıktığı için 100 kadının bile seçilmesi için daha bir 20-30 yıl beklenecek.
KADER’in yeni Genel Başkanı Avukat Hülya Gülbahar “Biz biliyoruz ki Meclis’te tam 275 sandalyemiz var. Ve şu anda 251 sandalyemiz bir takım erkeklerin işgali altında” diyor.
Ne kadar haklı olduğunu görmek için “8294” ve “186” rakamlarına bakmak yeterli. Yazıklar olsun!
Yine “onlar ve biz”
Amerika’da bir parlamenter (William Jefferson) hakkında yolsuzluk, kara para aklama gibi suçlardan dolayı soruşturma açılmış.
Bir şirkete yardım etmek için 400 bin dolar aldığı söyleniyor ve adamın buzdolabında (bozulmasın diye koydu herhalde) 90 bin dolar bulunmuş.
Yani toplamı 500 bin dolardan az. Cezası ne olabilirmiş; 235 yıl hapis.
Kendisinden sonra da üç kuşak torunlarına da yetecek bir ceza...
Bu Amerikalılar ve yolsuzluk nedeniyle intihar eden Japon bakanlar filan gelip Türkiye’yi incelemeliler.
Burada öyle 500 bin dolara kimse tenezzül (!) bile etmez, götürünce katrilyonlarla götüreceksin.
Sonra artık parti mi kurarsın, milletvekili olur zirveye mi oynarsın o sana kalmış.
Kimse ne arar, ne hesap sorar...
Yaşanacak yer şu Türkiye!!!

