Türkiye Avrupa'nın, Rusya'nın çöplüğü mü olacak?

Türkiye'nin çok önemli sorunları var ama nedense bu sorunlar bilmemkimin çocuğunun cinsiyeti veya bilmemkimin bebeğiyle çekilmiş ilk fotoğrafı kadar ilgi çekmiyor bizde

Haberin Devamı

Türkiye'nin çok önemli sorunları var ama nedense bu sorunlar bilmemkimin çocuğunun cinsiyeti veya bilmemkimin bebeğiyle çekilmiş ilk fotoğrafı kadar ilgi çekmiyor bizde.

Biraz önce Akmerkez de bir meslektaşıma rastladım. Bir kadın programına başladığını, ciddi şekilde kadın sorunlarını ele alacaklarını anlattı. İşlerinin zor olduğunu söyledim ona, bizde 'ciddi' olan hiçbir şey gereken ilgiyi görmüyor zira, insanlan magazine, eğlenceye öyle alıştırdılar, zevkleri ve düşünme yeteneğini öyle düşürdüler ki normale döndürebilmek için emek ve zaman gerekecek.

VATAN 34'te ciddi haberler çıkıyor. Örneğin; İskenderun'da 2 bin 200 ton zehirli atıkla göz göre göre yıllarca bekletildikten sonra batan ve "yarattığı çevre felaketinin izleri ancak 80 yılda silinecek" denilen gemiden sonra aynı şirkete ait NADYA isimli geminin de 'Büyükdere'de batacağı günü beklediğini' yazdı VATAN 34. Gemi 800 ton zehirli yükle dolu. Aynı günlerde aynı ilâvemiz Boğazlar'ın güvenliğinden sorumlu genel müdür Barış Tozar'ın "Bu yıl İstanbul'dan geçecek tehlikeli yük miktarı 160 milyon tonu bulacak. Boğazlar bu riski kaldıramaz. İstanbul büyük bir facia ve tehlikeye gebedir. Her geçen gün dümen veya makine arızası yapan gemi sayısı artıyor" dediğini yazdı.

Kaç kişinin ve özellikle Çevre Bakanlığı'nda kaç kişinin bunu umursadığını, yeterince ciddi bir uyarı olarak dikkate aldığını merak ediyorum doğrusu. Gariptir, bu ülkede Bakanlık dahil herkes çevre konularından Greenpeace üyesi birkaç gencin sorumlu olduğunu sanıyor.

Faciadan büyük facia
Eski Çevre Bakanı İmren Aykut dün aynı endişeyle aradı ve İskenderun'daki faciaya seyirci kalınmasının ve sebep olanlara hiçbir yaptırım uygulanmamasının daha büyük bir facia olduğunu söyledi. Aykut, bakanlığı döneminde Bodrum Güllük'te aynı şekilde bir geminin 3-4 yıldır bekletilmekte olduğunu, içinin de kimyasal madde (ve iri fareler) ile dolu olduğunu haber alır almaz sorumlulan araştırdığını, İskenderun'dakine benzer nedenlerle kimsenin sorumluluk almadığını görünce gemiyi derhal çektirttiğini anlattı.

"Hükümetler 'zina' gibi yapay gündemler yaratıp, onlarla uğraşıp duruyorlar. Oysa asıl acil sorunlanmız bunlar; Akdeniz jumbo karides ihraç eden, balıkçılığın çok önemli olduğu bir bölge, kim alır şimdi o karidesleri? Karidesten vazgeçtik, çevremize, insanlarımıza onlarca yıl zehir saçacak atıkla dolu gemilere neden izin veriliyor, Türkiye çöplük mü?" dedi. Bence yerden göğe kadar haklı.

Eski Çevre Bakanı "Türkiye çöplük mü" sorusunu soruyor, Greenpeace soruyor, biz soruyoruz, ya Çevre Bakanlığı?

Turizm Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı?

Onlar ne yapıyorlar acaba?

"Kazandım, kazandım"
Onu sadece 'Filiz' olarak tanıyordum ben; 'Konservatuar'a girmeyi her şeyden çok isteyen okurum Filiz'. Yaz başında bana gönderdiği mailde bu isteğini anlatmış ve "gerçekleştirebilmek, sınava girebilmek için sadece 150 milyon TL'ye ihtiyacı olduğunu" belirterek bu parayı ona 'borç' verip veremeyeceğimi sormuştu.

Böyle çok sayıda mail geliyor genç okurlanmızdan, hepsine cevap vermek mümkün değil tabiî, imkânlanmız neye el veriyorsa o kadar yardım yapabiliyoruz. Ama Filiz'in sözleri, içten cümleleri etkilemişti beni, istediği parayı ona gönderdim ve geçen zaman içinde de unuttum.

Cuma akşamı değerli arkadaşlarımız Pınar ve Tufan Türenç, Oktay ve Aysel Ekşi ile yemekteyiz, bir de ANAP Genel Başkanı Nesrin Nas var masada ki onunla daha önce aynı TV. programlarına konuşmacı olarak katılmış olmakla birlikte ilk kez bir dost sohbetinde buluşmuşuz. Telefonum çaldı.

Nasıl neşeli bir ses, nasıl bir mutluluk yükseliyor telefondan:

"Kazandım Ruhat abla, kazandım" diye. Kimsiniz diye sordum, "Ben Filiz" dedi, "Hani Konservatuar için para göndermiştiniz ya, o Filiz. Sınavı kazandım, okula giriyorum.

Birdenbire mutluluktan gözlerimin dolduğunu hissettim; aynı yaşlarda, Orta Doğu Teknik Üniversitesi' nin istediğim bölümünü kazandığımı öğrendiğimde, kapılara asılmış listelerde adımı gördüğümde o çılgınca sevinci ben de yaşamamış mıydım?

'Tebrikler sevgili Filiz' dedim, 'Umarım başarılı bir hayat yolculuğuna ilk adım olur senin için!'

O 150 milyonla ne alırsam alayım, vereceği duygu asla o anki duygulanma eşdeğer olamazdı.

Hiç tanımadığım bir gencin çaresizliğini çareye dönüştürmenin, ülkeme bir sanatçı kazandırmanın zevkini başka ne verebilirdi ki?

Belki de birbirimizin sesini bir daha hiç duymayacaktık. Telefonu çantama yerleştirdim ve yüzümde mutlu bir gülümsemeyle yarım bıraktığım sohbete döndüm.

DİĞER YENİ YAZILAR