Türkiye ABD için Afganistan'dan farklı mı?

Bu soruya cevabımız hazır; elbette farklı. Gerek coğrafi konumu, gerek önemli bir müttefiki gerekse İslâm ülkelerine örnek olarak kullanmak istediği 'laik, demokratik, Müslüman bir hukuk devleti' olarak farklı

Haberin Devamı

Bu soruya cevabımız hazır; elbette farklı. Gerek coğrafi konumu, gerek önemli bir müttefiki gerekse İslâm ülkelerine örnek olarak kullanmak istediği 'laik, demokratik, Müslüman bir hukuk devleti' olarak farklı. Gel gör ki CIA'in eski Ortadoğu Masası Şefi Graham Fuller'in VATAN'a hiç çekinmeden yaptığı açıklamalar pek de öyle olmadığını gösteriyor.

Anlaşılan (ve çoğumuzun bugüne kadarki tahminlerini doğrulayan) o ki Amerika Türkiye'yi de dünyaya istediği şekli verirken kullandığı basit bir piyon olarak görüyor. İç ve dış siyasetiyle top gibi oynuyor. İşte Türkleri ve Türkiye'yi çok seven(!) tespih çeken, Türk yemeği pişiren, kızının adını Ankara koyan Fuller Beyimiz buyuruyor ki Ankara ile senelerce oynamışlar. Bunu daha rahat şartlarda yapabilmek için anarşik olayları, sağ sol kavgalarını, cinayetleri, daha sonra Güneydoğu terörünü kendilerinin hazırlamadıklarını, aynen Ermeni olaylarını hazırlamak üzere 1800'lerde Osmanlı'nın içine misyonerlerini saldıkları gibi ajanlarını burada üslendirmediklerini, bir yandan da Rusya'nın o dönemde yaptığı kışkırtmaları gizli gizli yapmadıklarını artık kimse iddia edemez.

Somut örnek istesek?
Sovyetlerle olan çekişmelerinde Afganistan'da Taliban'ı kullandıktan gibi Türkiye'de de birilerini kullanmışlar. Neymiş efendim; "Sovyetler'in güneye doğru yayılmasını önlemek için İslâm'ın daha etkili olması gerekiyormuş. Türkiye için siyasi İslâm komünizmden daha tehlikeliymiş. Onun için sağ hükümetleri desteklemişler."

Seçim meydanlarında çıkıp konuşma yapmadıklarına göre bi zahmet somut örnekler vererek nasıl desteklediklerini, neler yaptıklarını da anlatıverse keşke. Genç üniversitelileri nasıl kışkırtıp birbirlerine düşürdüklerini, bazı hocaları ve basını bu kışkırtmalarda nasıl kullandıklarını, öğrencileri hükümetlerle nasıl karşı karşıya getirdiklerini, boykotları, molotof kokteylli öğrenci olaylarını, ordu bazında ne çalışmalar yaptıklarını, örneğin 27 Mayıs'ta ve diğer darbelerde ne rol oynadıklarını bize açıklayıverse. Onların yüzünden masum siyasetçilerin idamını, yüzlercesinin de aylarca, yıllarca hapis yatışını öğrenebilsek. Öyle ya "50, 60 ve 70'lerde" diyor. Demek ki hepsinde parmakları var.

Haydi, onu da söyleyin!
Arkasından hatalarını bir nebze kabul ederek(!) oyunlarının haksızlığını vurguluyor: "Zannederim yapılanlar biraz çelişkiliydi. Bir yandan Türkiye'de demokrasinin güçlenmesini istiyor, bir yandan komünizmi zayıflatmaya (tarifine göre, siyasi İslâm'ı güçlendirmeye) çalışıyorduk."

Bu arada Türkiye'nin laik bir ülke olduğunu, dinin siyasete karışmayacağını, bu nedenle AKP'nin de İslâmi parti' söyleminden kaçındığını unutarak "Türkiye'den başka yerde siyasi İslâm normal bir parti haline gelmedi" diyor.

Yani bu açıklamanın bir adım daha ötesi "Türkiye ılımlı İslâm Cumhuriyeti" dir ki ABD bunu da söyledi zaten.

Graham Fuller'in konuşmaları Amerika'nın şu anda da aynı oyunu sürdürdüğü şüphelerini kesinlikle doğruluyor. ABD'nin, aslında Türkiye'nin AB'ye girmesinden de pek hoşnut olmayacağına inanmak için yeterli nedenimiz var. İşin asıl düşündürücü yanı, şimdi bir yandan o bizimle oynamaya devam ederken, bir yandan da AB'nin Türkiye'yi istediği şekli vermek üzere tavizlere zorlaması.

Az kaldı, Türkiye toprakları üzerinde Ermenistan'ın da hakkı olduğunu ve Kürdistan'ı telaffuz etmelerine... Kıbrıs sorununu da tamamen Güney Kıbrıs lehine çözdüler mi 'sonu açık AB yolu'nda ilerlemeye başlarız(!)

Boşuna sıvazlamıyorlar bizimkilerin sırtını.

DİĞER YENİ YAZILAR