Türkiye “20. yüzyılın ilk soykırımcısı” mı olacak?

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün Amerika ziyaretinin en önemli nedenlerinin başında “Ermeni soykırımı tasarısının ABD Temsilciler Meclisi’nde kabul edilme ihtimali” geliyor

Haberin Devamı

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün Amerika ziyaretinin en önemli nedenlerinin başında “Ermeni soykırımı tasarısının ABD Temsilciler Meclisi’nde kabul edilme ihtimali” geliyor. Gül ABD’de Ulusal Basın Kulübü’nde yaptığı konuşmada da bu tasarının kabul edilmesinin iki ülke arasındaki ilişkilerde şok etkisi yapacağını söyledi.

Buna karşılık ABD Dışişleri Bakanı Rice her ne kadar “Tasarının Temsilciler Meclisi’nden geçmemesi için” yoğun çaba harcadıklarını ileri sürüyorsa da Meclis’in Demokrat Parti’li Başkanı Nancy Pelosi’nin Abdullah Gül’le “kasıtlı olarak görüşmekten kaçındığı” ortaya çıktı.

Pelosi, bırakın kabalığı, küstahlık denebilecek bir tutumla Gül’ün kaldığı otelde görüşmeler, toplantılar yaptığı halde onunla konuşma talebini geri çevirdi. Bu davranış tabii ki Temsilciler Meclisi’nin ABD yönetiminin baskılarından bağımsız olarak karar vereceği şeklinde yorumlanabilir. Zaten Abdullah Gül de bu küstahlık karşısında “Nancy Pelosi ile görüşmeyeceğiz, çünkü kendisini bu işe çok bağlamış bir hanım” açıklaması yaptı.

Öte yanda Ermenistan Dışişleri Bakanı Vartan Oskanyan tesadüfe bakın ki bazı Türk tarihçilerinin ve Ermeni diasporası ileri gelenlerinin ortak şekilde kullandığı, üzerine makaleler dizilen “inkâr duvarındaki çatlak” deyimini de içeren ve “Hrant Dink’in ölümünün ardından hem biz, hem de dünya Türkiye’nin inkâr duvarında bir çatlak açılmasını bekliyorduk” diyen bir köşe yazısı yazmış. Los Angeles Times’da yayımlanan yazıda Oskanyan meşhur, dillere pelesenk “inkâr duvarındaki çatlak” dışında şunları da söylüyor:

“Bu iş artık Türkiye için tarihi değil politik bir sorun haline geldi. İki toplum arasında diyaloğu savunan Dink’in öldürülmesiyle birlikte Türkiye Avrupa için daha az istenen bir ülke haline gelmiş, Türkiye’de Ermeniler ve diğer azınlıklar haklarını savunmak için korkar hale gelmiştir. Ayrıca cesur Türkler de korkuya kapılmıştır.”

“CESUR TÜRKLER”!
Tek bir paragrafta düşünen için binlerce tartışma konusu var. Bir kere “konunun tarihi değil politik bir sorun” olması yeni bir durum değil, eskiden beri bunu söylüyorlardı, zaten aksi doğru olsaydı Türkiye arşivlerini açarken kendi arşivlerini kapatmaz dürüstçe gösterirlerdi. Türkiye Ermenistan tarihçilerini “Buyrun tartışalım” diye defalarca davet ettiğinde kaçmaz ve bilime, araştırma özgürlüğüne, insan haklarına karşı çıkarak “Önce soykırımı kabul edin, ancak ondan sonra masaya otururuz” demezlerdi.

Diasporanın da işbirliği ile bunu siyasi olarak Avrupa ülkelerine sırayla kabul ettiriyorlar, şimdi de sıra ABD’de... Ayrıca, Ermenistan Dışişleri Bakanı’nın “Bunun tarihi değil siyasi sorun haline gelmiş olduğunu” söylemesi bir itiraf değil midir? Tarih, hele bu kadar ciddi bir suçlama siyaset malzemesi yapılabilir mi?

Türkiye’nin Hrant Dink’in ölümüyle Avrupa için daha az istenen ülke haline gelmesinin onları memnun ettiği de bu konuşma ile anlaşılmış oluyor.

İşte olay buydu, Dink’in öldürülmesi hem Ermeni tasarısı, hem de Türkiye’nin hâlâ ırkçı bir anlayışta olduğunun dünyaya gösterilmesi açısından çok önemliydi. Peki o zaman neden bu cinayette böyle bir ilişki de aranmıyor?

Oskanyan’ın “cesur Türkler” dediği malûmunuz kendilerine destek veren, aynı ifadeleri kullanan Türkler. Bu hesapça “soykırım olmamıştır” diyenler “korkak Türkler” oluyor. Enteresan değil mi?

Yalnız “Türkiye’de azınlıkların korkudan hakkını arayamaz hale geldiği” noktasında iyice çuvallıyor Oskanyan.

Türkiye’de azınlıklar hiçbir zaman onun söz ettiği türden bir korku duymadılar, bugün de hâlâ akıllarına gelen her şeyi söylüyor, yazıyorlar.

O yine “cesur Türkler”in hakkını aramayı sürdürsün, belki oradan tutturur!

Yıllardır ‘kendimizi Avrupa ve ABD’de anlatalım, Dışişleri ne yapıyor’ diye çırpındık ve bugünlere ihmallerle geldik. Bütün bu olanlar bize işin içinde ne işler olduğunu gösteriyor. Umalım da ABD de Ermeni tasarısında politik bir hata yapmasın!

DİĞER YENİ YAZILAR