Türkçe'yi en güzel kullanan "Başkan"!!

Bülent Arınç daha ne ödüller hak ediyor aslında ama ödüllük özellikleri arasında demek ki en çok "bu" öne çıkmış; Türkçe'yi güzel ve özenli kullanma...

Haberin Devamı

Bülent Arınç daha ne ödüller hak ediyor aslında ama ödüllük özellikleri arasında demek ki en çok "bu" öne çıkmış; Türkçe'yi güzel ve özenli kullanma...

Pazartesi günü kendisine "Türkçe'yi Güzel ve Özenli Kullanan Devlet Adamı" ödülü vermişler.

Az... Çok az bu ödül.

"Şeyini şey ettiğimin şeyi" lâfıyla en berbat küfürü kibarlaştıran ve toplum önünde kullanan bir siyasetçiye az. Bence ona 'Tam zamanında ve memleket yararına konuşma" ödülünü de derhal vermeleri gerekir. Madem ki "mevcut durumun tam aksi" ödüllendiriliyor bu da olmalı. Zira Meclis Başkanı'nın bugüne kadar yaptığı konuşmaların çoğu "Neden yapıldığı ve niçin onun tarafından yapıldığı" asla anlaşılamayan ve yine çoğu ortalık karıştırıcı konuşmalardı. Nitekim bu kez de olduğu gibi hepsinin arkasından geniş çaplı polemikler gelmiştir.

Dün, gazetelerde Anayasa Mahkemesi Başkanı Bumin'in "Bülent Annç'ın Anayasa Mahkemesi ile ilgili sözlerine" verdiği cevabı, basının sorularıyla karşılaşan Annç'ın sanki bir gün önce konuşarak ortamı geren, gündemi altüst eden kendisi değilmiş gibi "sütten çıkmış ak kaşık" taktiklerini okuyanlar, mektuba sabırları yetmediği için telefona sarılmışlardı. Arayanlardan biri, 70 yaşındaki okurumuz Şevki İnce fena halde öfkeliydi.

"Benim saçma olay izleyecek sabrım kalmadı artık, kimdir bu adam, ne hakkı var sıkıntılı günlerinde Türkiye'yi böyle karıştırmaya... Cumhurbaşkanı'na vekillik edecek insan, böyle olmayacak konuşmalar yapar mı?" diyordu.

Cumhurbaşkanı olacak adam?
Şevki İnce son sorusuyla çok ama çok önemli bir noktaya parmak basmış oluyor: "Bu anlayış Cumhurbaşkanı olursa ne olur?"

Zira bütün plânlar şu anda o güne endeksli olarak yapılıyor. Demokratik rejimin, hukuk devletinin gereği, yasama ve yürütmenin denetleyicisi olan Anayasa Mahkemesi'ni de kaldırmak isteyen anlayış yakında Cumhurbaşkanlığı makamında da bu görüşü dile getirebilir.

AKP Grup Başkan Vekili'nin söylediği "Anayasa Mahkemesi'ni kaldırmak konusunda bir çalışmalarının olmadığını ama bu mahkemenin üyelerinin Cumhurbaşkanı yerine 'millet adına' seçilmesi" isteği de gözden kaçmamalı. Yani üyeleri Meclis'te gerekli koltuk sayısını sağlamış parti, kendi görüşüne yakın hukukçular arasından seçecek. Yani o günden sonra iş başındaki hükümetin eylemlerini denetleyici bir unsur mevcut olmayacak.

Cezayir Anayasa Konseyi Başkanı Fadene "Bizim Anayasamız da Türkiye ile aynı. Tek fark sizin Anayasa Mahkemeniz" dediğine göre AKP'nin hayâl ettiği Cezayir sistemi midir acaba? TV haber kanalları, Bülent Arınç'ın yaptığı her "zamanlaması ve içeriği i yanlış" konuşmadan sonra bizi arayarak "Sizce neden böyle bir konuşma yaptı" sorusunu soruyorlar. Halk da öyle...

Ama cevabı yok bu sorunun. Türkiye'nin çözüm bekleyen çok ciddi iç ve dış sorunları varken bir Meclis Başkanı'nın her fırsatta toplumu ve siyasi ortamı neden ve ne hakla germe ihtiyacı hissettiğinin cevabı yok.

Konumu icabı tarafsız olması gerekmesine rağmen, belki partisinden yeni istifalan önleme... Partisine ve seçmenine mesaj gönderme... Belki ismini ön plâna çıkarma isteği... Belki de elinde olmadan gizli hedeflerini söyleyiverme...

Hangisi olursa olsun, çok yanlış ve tehlikeli bir oyun oynuyor.

Bugüne kadar hiçbir Meclis Başkanı bu kadar sorumluluktan uzak davranmamıştı!

Ne demişler?
Ömrümüzün sonuna kadar hep aldanacağız

Emile ZOLA

DİĞER YENİ YAZILAR