Türk öğrenciler şamar oğlanı gibi...

Yakın arkadaşım olan bir çiftin biri kız, diğeri erkek iki çocuğu vardı. Kız ilkokulda, oğlan ortaokulda dersleri iyi olmasına rağmen öğretmen baskısından öyle bunalmış durumdaydılar ki aile çocukların psikolojik dengesini koruyabilmek için yıllarca ciddi bir mücadele verdi.

Haberin Devamı

Yakın arkadaşım olan bir çiftin biri kız, diğeri erkek iki çocuğu vardı. Kız ilkokulda, oğlan ortaokulda dersleri iyi olmasına rağmen öğretmen baskısından öyle bunalmış durumdaydılar ki aile çocukların psikolojik dengesini koruyabilmek için yıllarca ciddi bir mücadele verdi.
Sonunda işlerini New York'tan idare etmeye karar vererek ülke değiştirdiler. Çocuklar ortaokul ve liseyi Amerikan okullarında bitirdi. Oradaki öğretmenlerden davranışlarından ötürü teşekkürler alarak... O kadar başarılı olmuşlardı ki lisede olan henüz okulu bitirmeden yetişkinlere özel bilgisayar dersleri de vererek aile bütçesine katkıda bulundu. Şimdi ABD'nin en iyi üniversitelerinden birinde. Kız ise yazın Türkiye'ye gelmişken lise sınavlarına girdi. Türkiye'nin "en başarılı" denen okullarından birini kazanınca bir kez daha burada denemeye karar verdi. Böylece bu yıl Türkiye'de daha uzun süre kalacak olan ailesinden de ayrılmamış olacağını düşünmüştü.
Şu anda yine ailece eğitim bunalımı içindeler. Müdürü ve bazı öğretmenleri yabancı olan ve ingilizce eğitim veren okulda, çoğunluğu bu öğretmenler tarafından olmak üzere öğrencilere yapılan hakaretler, üstelik bu kez ABD'deki "öğrencinin kişilik gelişimine yardımcı, saygılı" eğitimi de görmüş olan genç kızı şoktan şoka sürüklüyor, ruh sağlığını bozuyor. Amerikalı biyoloji öğretmeninin, öğrenciden gelen "Kalp hızı nedir?" sorusuna elini silah gibi yapıp öğrencinin kafasına dayayarak "şimdi ben senin kafana böyle bir silah dayasam kalp hızını anlarsın" cevabını vermesi, bir ingiliz öğretmenin kız öğrencilere "sizi whore house'a (genelev) göndermek lâzım" demesi veya adı Osman olan öğrenciyle "Os-woman" diye alay etmesi ve bunun benzeri diğer olaylar çocuğu okuldan tümüyle soğuttu.
"Bu öğretmenler Türk okulunda öğrencilere yaptıklarını kendi ülkelerinde yapsalar bir daha öğretim görevlisi olmalarına izin verilmez" diyen veli okula gittiğinde aynı öğretmenlerin hakaretine uğradı.
Kızım St. Michel Fransız okulunda okuduğu ve ben de bu olayların benzerine sık sık şahit olduğum için onları gayet iyi anlıyorum. Kızımın sınıf arkadaşlarından biri, bir erkek öğrenci beden eğitimi öğretmeni tarafından tekme tokat dövülüp yerlerde sürüklenmiş ve bunu açıklamaya bile korkmuştu. Öyle bir korku filmiydi bu okul. Şu anda halen
okulun başında bulunan Fransız müdür ve dayanışma içinde olduğu Türk yardımcısı aynı tarzı sürdürmekteler. Öğrencilere açıkça "Siz benim düşmanımsınız" demekten çekinmeyen bir anlayışla eğitim yapılıyor bu okulda. Öğrencilerin sevdiği birçok öğretmen ya kaçtı ya da kaçırtıldı.

Yabancı eğitime itiraz değil!
Eğitim konusunda yazdığım yazılarda küreselleşmenin dışında kalmamak için "dil" i iyi şekilde öğrenmenin şart olduğunu, bunun için de yabancı dilde eğitimin, yabancı okulların yasaklanması değil teşvik edilmesi gerektiğini belirtiyorum. Bunlara itirazlar da geliyor ama gerçek bu. Dersleri yabancı dilde öğrenmeyen öğrencinin bir yabancı okulda veya dış dünyada gireceği bir işte başarılı olması da, bir konuşmayı, konferansı ya da yabancı yayınları izlemesi de son derece zordur.
Yani bu yazı yabancı okullara değil oralarda bulunan öğretmenlerin Türk öğrencilere karşı tutumuna itirazdır. Kendi ülkelerinin okullarında yapamadıklarını burada özgürce yapabiliyorlar. Eh, Türk öğretmenler yaparsa onlar yapmaz mı? Genel tutumun bu olması gerektiğini sanıyorlar belki de...
Gün geçmiyor ki bir Türk okulunda öğrencilerin hakaretten, dayaktan kolunun kanadının kırıldığını duymayalım.

Bu mudur yani?
Son örnek Ağrı'da ilkokul birinci sınıf öğrencisinin bir sorusu yüzünden okul müdürü tarafından bacağının 4 yerden kırılması. O bacak belki eski haline dönecek ama ya öğrencinin zedelenen ruhu, özgüveni? O bir daha eski haline dönebilecek mi acaba?
Senelerdir bu konuyu defalarca yazdık. Milli Eğitim Bakanlığı okullara ciddi birer bildiri göndererek hakaret ve dayağa yeltenen öğretmenlere görevden el çektirileceğini, özel öğretmenlik de yapamayacaklarını açıklamak, en etkin çareleri bulmak, bu çağdışı yöntemlere son vermek ZORUNDADIR.
Öğrenciler ve tabiî velileri, "Milli Eğitim" le uzaktan yakından ilgisi olmayanların bu en önemli bakanlığa getirilmesinin cezasını çekmek zorunda değildir. Hükümet kurulur kurulmaz "ezeli ve ebedi amaçlarını" gerçekleştirmek üzere Yüksek öğretim'e saldırıya geçileceğine öğrencileri okumaktan da, hayattan da soğutan ciddi sorunlarla uğraşsınlar.
Çözüm bekliyoruz!

Sağlık Bakanı orada mı?
Aylardır, haftalardır hepimiz "Irak Savaşı sırasında biyolojik ve kimyasal silahlara karşı alınacak önlemler çok önemli. ABD kendi vatandaşları için bu önlemleri aldı, aşıları hazırladı. Bizimkiler ne yapıyor?" diye çırpınıp duruyoruz. "Çiçek aşısı var mı, bulmaya çalışıyor musunuz?" diye soruyoruz, Sağlık Bakanlığı kapı duvar. Çıt yok. Sanki bu konu onları hiç ilgilendirmiyor.
Yoksa Sağlık Bakanı da o bakanlığın gereksiz olduğuna karar vererek kendine başka bir iş mi buldu? internet kaynıyor, 'e-mail'ler yağıyor, halk endişe içinde.
Sağlık Bakanı'nın da rehavetinden sıyrılıp açıklama yapması bekleniyor.
Orada mısınız sayın Bakan?

DİĞER YENİ YAZILAR