Turizm Bakanlığı neye bakar?

Haberin Devamı

En önemli müzelerimizden milli servet olan en değerli tablolar, eserler topluca çalındığında Kültür Bakanı çıkmış ve sanki o günden bugüne (ve son 8 yılda) hiç sayım yapılmamış gibi suçu 12 Eylül dönemine bağlamıştı.

Uzunca bir süredir Abant Tabiat Parkı gibi ülkenin en güzel doğal servetlerinden biri olan milli parkı ve Abant Gölü’nün tahrip edilmekte olduğu biliniyor, ve bu kez de Turizm (ve Kültür) Bakanı “Bizim ilgimiz, bilgimiz yok, çalışmaları valilik yürütümekte” açıklaması yapıyor.

Peki bu Bakanlık ve Bakan neye bakmakla sorumludur merak etme hakkı yok mu milletin?

Medeni ve değerlerine sahip çıkan bir ülkede olsa doğal hali büyük bir özenle korunacak, gölün çevresi ve orman mümkün olduğunca yapılaşmaya kapatılacak olan parkta otoban genişliğinde yollar açılıyor... Bu nedenle plânsız, programsız ağaçlar kesildiği için erozyona açık çıplak yamaçlar ve kıyı şeridi tahrip edilmiş bir göl kalıyor.

Yollar yükseltiliyor (hepsi Orman Yasası ve Milli Parklar Yasası’na göre suç), Uluslararası sözleşmeler gereği mutlak koruma altında olan su samurlarının yuvaları dağıtılarak ölümüne neden olunuyor. Yapılan yanlış işlemler, inşa edilen setler yüzünden gölde su seviyesi 40 cm yükseliyor, ağaçlar, yollar sular altında kalıyor. Parka sokulan çok sayıda araç ve ağır iş makinesi nedeniyle göl giderek daha çok kirleniyor, doğal çayır ve meralar tahrip ediliyor.

Abant’ın güneyindeki Örencik Yaylası da “dünyada sadece burada yetişen çok değerli bitki örtüsü umursanmadan” sular altında bırakılarak sözüm ona “2’nci bir göl” oluşturuluyor. (Birinciyi korudular da ikinci kusur kaldı ya!) Böylece Abant Çiğdemi, kardelen gibi değerli çiçek türleri, orkideler yok ediliyor.

Tam bir bitki-orman, hayvan katliamı yaşanır, bazı hayvan türleri ise çıplak alanda ortada kalırken Turizm Bakanlığı “Bizim ilgimiz, bilgimiz yok” diyor. İsyan etmez “Bunlar aynı zamanda turistik değerlerimizdir, topluma aittir, Valilik nasıl kendine aitmiş gibi bu tahribatı yapar, ” demez misiniz?

Bakan Günay “Uzun Vadeli Gelişme plânındaki düzenlemeyi takiben, Valilik süreci bitince Bakanlık konuyu inceleyecek” gibi akıl sır ermez açıklamalar yapmış. Oysa derhal bu doğa katliamını durdurması gerekiyor. Bilgisi ve ilgisi olması gereken yer kendi bakanlığı çünkü!

Şu anda yapılan tüm işlemler uluslararası sözleşmelere (Avrupa Peyzaj, Bern,

Biyolojik Çeşitlilik ve diğerleri) aykırıdır.

En kısa zamanda kararını duymayı

bekliyoruz...

Bugün yazı günüm olmamasına rağmen dayanamayıp yazdım.

*****


Adana Valisi PR’cı mı?

Adana Belediye Başkanı Aytaç

Durak’la ilgili yolsuzluk iddiaları soruşturulurken Adana Valisi İlhan Atış’la ilgili ciddi bir iddia geldi.

Adanalı sanayiciler İlhan Atış’ın kendilerini tek tek arayarak Sabah gazetesinin bölge ekine ilân vermelerini istediğini ve hatta “Verecek misiniz, vermeyecek misiniz” benzeri sözlerle baskı yaptığını bildirdiler.

Bunu “devletin valisi aba altından sopa göstererek ilâna zorluyor”, “koskoca Vali’nin istediğine ‘hayır’ diyemiyoruz. Oysa biz ilân vereceğimiz gazeteyi kendimiz seçeriz” şeklinde değerlendiren sanayicilerin şikayetlerini duyduktan sonra Vali Atış’ı aradım.

“Ulusal bir gazetenin bölge eki için ilân istemek valilerin görevi midir” soruma;

“Adana’nın tanıtımı için gazetelerden ek çıkarmalarını istedik. Bana ‘yardımcı olabilir misiniz’ dediler. Önce ‘olamam’ dedim ama sonra olmaya karar verdim. Bunun görevim içinde olduğuna inanıyorum” cevabını verdi.

Adana Sanayi Odası Başkanı Ümit Özgümüş’e; “Sizce doğru mudur” sorusunu sordum; “Olayı sanayicilerden duydum, bence doğru değil. Vali bu işlere girmemeli, onun sözleri ayrıca ‘talimat’ kabul edilir ve bu sanayici üzerinde belli bir gazeteye ilân toplamak için baskı kurmak anlamına gelir” dedi.

Bazı sanayiciler ise “Adana Valisi, Adana sanayisi için bir şey yapmak istiyorsa ilk işi ‘devletin telefonu ile sanayicilere tehditvari telefonlarla gazete ilânı toplamak’ mı olmalıdır” diyorlar.

Eskiden “devletin valisi” denilen valilerin, şimdilerde “milletin parasıyla alınan kömürleri iktidar dağıtıyormuş gibi” dağıtan kamyonların direksiyonuna geçtiği de görüldü ama bunu ilk kez duyuyoruz.

Bunu da İçişleri Bakanlığı’nın soruşturması gerekmez mi acaba?

DİĞER YENİ YAZILAR