Size ne? Bize ne, bir insanın içmesi, içmemesi, özel tercihleri, dinin bütün gereklerini yerine getirip getirmemesi bizim yargılayabileceğimiz bir durum mudur?
Tövbeler olsun birileri kendini Allah mı zannediyor?
Bunu son iktidar döneminde çok gördük ama “Tayyip Erdoğan’la Abdullah Gül’ün yerine üzerinde uzlaşılacak bir isim” olarak düşünülen Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün de böyle bir söylemi üstleneceği kimsenin aklına gelmemişti.
Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı için aynen daha önce parti yöneticileri tarafından kullanılmış sözlerle; “Türkiye ilk defa dindar bir cumhurbaşkanına kavuşacak. Turgut Bey için de dindar diyorlardı ama aslı yok. Rahmetli bir kere içki içerdi” dediğini ve buna kendi partisinin bir başka bakanı Murat Başesgioğlu’nun bile dayanamayarak “Ayıp olmuyor mu” sözleriyle itiraz ettiğini duymak çoğumuzu şaşırttı.
Her şeyden önce Meclis’e girerken üzerine yemin ettiği Anayasa’ya aykırı hareket ediyor ve siyasette, devlet yönetiminde dini kullanıyor.
Sonra din yoluyla duygu ve oy istismarı yapıyor. Ve nihayet tek cümle ile daha önceki tüm cumhurbaşkanlarının dindar olmadığına karar veriyor.
Demek ki meselâ
9. Cumhurbaşkanı Demirel dindar değildi. Peki Sayın Vecdi Gönül bunu nereden bilebilir? Özel alanında her an Demirel’le birlikte mi? Din, inanç uluorta yaşanmak, özel değil, genel olmak zorunda mı?
Gönül’ün (duyulmasına muhtemelen kendisinin de üzüldüğü) bu konuşmasını üzücü bulanlar çok ama belki de iyi oldu. Laikliğe özde saygı duyan birinin tercih edilmesinin önemini daha iyi kavramak açısından...
Ne dersiniz?
Seçime yaklaşırken!
Estima Araştırma şirketinin Manisa mitinginde yaptığı ve içinde DYP ile Anavatan’ın küçük bir oranda çıktığı belirtilen ankete DP’lilerden çok sayıda tepki geldi.
“Meydanları dolduran o insanların çoğu ‘merkez sağ’dır, nasıl olur da DP oranı bu kadar düşük gösterilebilir” diye kızıyorlar.
Doğrusu bakınca, daha ilk anda ben de aynı tepkiyi verdim. Özellikle de iki partinin birleşerek oluşturduğu DP’nin seçimde kesinlikle barajı geçeceğine inanıyorum.
Kamuoyu araştırmalarında ciddi yanılma payı olduğuna ve çoğu şirketin halkı psikolojik uyarılarla, empoze ederek yönlendirdiklerine de inanıyorum. Bazı araştırmaların belli partilere ait veya onlara yakın, hatta onlarla özel iş ilişkileri içinde olan kişi ve firmalar tarafından yapıldığını ve bunların kasıtlı olarak bazı partilerin oy oranını gerçekte olduğundan daha fazla gösterdiğini de biliyoruz.
Seçimlere yakın zamanlarda açıklanan birtakım anketlerin sonuca yakın çıkmasında da etkilemenin rolü olduğunu, bu nedenle seçime yaklaşan haftalarda anketlerin yayınlanmasının da yanlış olduğunu düşünüyorum.
Öte yanda Demokrat Parti yöneticilerinin kendileriyle ilgili bazı soru işaretlerini ortadan kaldırması, plân ve projelerini, görüşlerini çok iyi anlatması gerekiyor.
Mehmet Ağar’ın Güneydoğu sorunuyla ilgili bazı sözleri, Erkan Mumcu’nun ise AKP görüşüne yakın bazı konuşmalarının şu anda hâlâ zihinlerden silinmediğini görüyoruz.
Kusursuz bir şeffaflıkla ve hızla, hiçbir eski konuyu da atlamayarak kendilerini anlatmalılar. Bu arada; DP amblemindeki “kır at”ın eskisinden farklı olarak “yüzünü batıya dönmesi” iyi olmuş. Hiç değilse onların hangi yönü hedeflediklerini öğrenmiş olduk.
Turgut Özal içer miydi?
Size ne? Bize ne, bir insanın içmesi, içmemesi, özel tercihleri, dinin bütün gereklerini yerine getirip getirmemesi bizim yargılayabileceğimiz bir durum mudur?
Haberin Devamı

