Türban kavgası ve dışlanan kadınlar!

Haberin Devamı

Geçen Salı sabahı Meclis Başkanı Köksal Toptan’ın küçük bir grup gazeteciyle yaptığı kahvaltılı toplantıdaydım.

Benim açtığım konular arasında, Anayasa çalışmalarının yanında “iktidarın kendine göre bir medya yaratması, Başbakan’ın daha çok kendisini destekleyecek gazetecilere bilgi vermeyi tercih etmesi, seyahatlerine de onları götürmesi” de vardı.

Devletin verdiği uçakla, devletin işi için gidildiğine göre neden hep aynı gazeteciler ve özellikle erkek gazeteciler tercih ediliyor konusunu bir süre konuştuk ve Sayın Toptan bu sorularımı Başbakan Erdoğan’a ileteceğini söyledi.

Ben de aynı konuyu defalarca yazarak sorduğumuzu ama durumun değişmediğini anlattım.

Aslında bu önemli bir konu... Başbakanlar, cumhurbaşkanları kendilerine yakın olmak üzere (veya önceden yakın olan) gazeteciler seçiyor ve tüm özel haberleri onlara yaptırdıkları gibi yabancı ülkelerdeki toplantıları da onlara izletiyorlar.

Medyanın tümüyle bu ayrımcılığa karşı çıkması, gidilecekse veya bilgi verilecekse bunun gazeteler ve gazeteciler arasında adil şekilde yapılması için gündeme getirmesi lâzım. Ama Türkiye nedense garip bir ürkeklik, suskunluk, her şeyi kabul etme haline girdi yine...

Kadın gazetecilerin neredeyse tümüyle dışlanması, tesettürlü olanların da, olmayanların da davet edilmemesi ayrı bir konu... Kendi eşlerinin devlet kuralları nedeniyle toplantılara katılamamasına çok üzülen ve basına, halka devleti şikayet eden siyasetçilerin kendilerinin kadınları yok sayması dünyanın en ilginç çelişkisi sayılmaz mı?

Şimdi Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun 5 kadın il müdüründen 3’ünü Doğu’ya sürdüğü haberini alıyoruz. 4’üncü kadın müdür de Hakkari’deymiş zaten. Gerekçe güzel: “Başarılarından Doğu illerinin de yararlanması”...

Veysel Eroğlu (hatırlayacaksınız yine biz ve kadın örgütleri karşı çıkmıştık) DSİ Genel Müdürü iken de kadın mühendis istememiş, “erkek olma” şartını koymuştu.

İtirazlar gelince de “Arazide kadınlar zorlanır, onun için” gibi bir gerekçe bulmuşlardı.

Peki bu durumda, eğer üniversite bitirip meslek sahibi olan kadınlar “gazetecilikten yöneticiliğe, mühendisliğe kadar” her alanda dışlanacak, göz önünden kaldırılmaya çalışılacaksa “türbanlı kadınlar da okusun” şovlarının ne anlamı var?

Türbanlı/türbansız okumuş kadınları kenara çekecek, her konuda erkeklere öncelik tanıdığınızı gösterecek ve bu davranışınızla kadına sadece “eş ve anne” rolünü yakıştırdığınızı anımsatacaksanız neyin kavgasını yapıyorsunuz?

Bu soruları AKP iktidarına hepimizin sorması lâzım diye düşünüyorum.

*****

Armut dibine düşermiş!

Nasıl inanırım bu lâfa... Ne kadar gerçektir anne veya babanın yeteneğinin çocuklarına geçmesi... Tabii aynı yeteneği meslek edindiklerinde görebiliyorsunuz bunu, ki çoğu kez ünlü bir anne veya babanın çocuğu kendini ayrı bir dalda tamamen bağımsız olarak ispatlamak için farklı bir yola gitmeyi tercih ediyor ve o yeteneğin de kaybolmasına ya da gizlenmesine neden olabiliyorlar.

Ali Sunal’ı ne zaman sahnede izlesem babası, rahmetli Kemal Sunal’ı hatırlıyorum. Nur içinde yatsın, Türkiye’yi hâlâ, ölümünden yıllar sonra bile filmleriyle güldüren adamı...

Sahneye adımını attığı anda varlığını hissettiren, etkileyen bir oyuncu kişiliği, karizması var Ali Sunal’ın. Ancak bir mesleğe gönül vermiş, kendini adamış kişilerde görülen bir rahatlığı ve doğallığı... Güldürmek için ekstra gayrete gerek duymadan, rolünü üstüne giyerek oynuyor. Kendisi gibi... Bence Türk Tiyatrosu’nun kalıcı isimlerinden biri olacağına hiç şüphe yok.

Bununla birlikte Profilo’daki (aynı yerde bir haftada iki oyun görmüş oluyorum) Don Kişot Tiyatrosu’nda sahnelenen Karmakarışık isimli oyunun tek yıldızı kendisi değil. Kadronun hemen hepsinin performansı iyi ama Volkan Ünal çok iyi.

Bir bakanın muhalefet partisi sekreteriyle yaptığı kaçamağı yüzüne gözüne bulaştırmasını anlatan Karmakarışık keyifle, kahkahalarla izlenen bir komedi... Kaçırmamanızı öneriyorum.

Tiyatroseverlere, aynı zamanda güzel yemek de seviyorlarsa oyundan önce Tiyatro’nun önündeki kafeden güzel bir salata, spagetti veya otlu piliç yemelerini de hatırlatmak isterim. Kulaklarımı çınlatacaklar.

DİĞER YENİ YAZILAR