Türban kavgası için “sözleşme”ye bakın

Haberin Devamı

Elbette referandumda ve seçimde türban konusu sık sık kullanılacak, çünkü dindar insanların oyunu kapmak için en kolay, en simgesel malzeme durumunda... Ve kullanılıyor da...

AKP sürekli olarak “Siz türbanı istememiştiniz”... “Bir gazete ‘411 el kaosa kalktı’ yazmıştı” vs diye suçlamaya kalkınca CHP de “Türbanı biz çözeriz” diye çıkıyor.

Sanki türban veya bir başka dini kıyafetin devlet alanlarında kullanımı ya da ibadetlere devlet alanlarında izin verilmesi Anayasa ile ilgili bir mesele değil de kendilerine ait bir kararmış gibi paylaşamıyorlar.

“Türban için ‘şöyle bağla, böyle bağla’ deniyor mu? Diğer kıyafetler için streç, askılı, askısız giyin deniyor mu? Özgürlüklerin bu şekilde sınırlandırılmasının kimseye bir hak getirdiğini söyleyemezsiniz. Onun özgürlük alanını serbest bırakın. Bu bir inanç özgürlüğü. ‘Ben inancımdan ötürü örtünüyorum’ diyorlar” açıklaması yapmış.

Artık türbanın altına da streç pantolon, kısa kol bluz giyen kadınların sayısı az değil, bu bir yana... Laik devlet yapısında, devlet alanlarında dini simge ve kıyafet dışında normal uzun elbise, uzun kol kıyafet, her tür kıyafet zaten serbest.

Bu kıyafetler hiç kimsenin inancını, görüşünü belli etme veya çoğunluk haline geldiğinde diğer vatandaşlar üzerinde baskı unsuru oluşturma durumu yaratmadığı için serbest...

Laik, yani ‘her dine, inanca eşit mesafede duran’ devlete ‘belli bir dine ayrıcalık tanıyormuş’ görüntüsü vermediği için serbest...

İNANCINDAN DOLAYI ÖRTÜNME

Başbakan türbanlı kadınların “Ben inancımdan dolayı örtünüyorum” dediğini hatırlatmış.

“İnancından dolayı” yapılmış bir tercih özel kurumlarda sorun yaratmayabilir ama laik devletin kurumları her vatandaşa eşit özgürlükler tanımak, bazılarının baskı altında kalmasını önlemekle yükümlüdür.

Tesettür giyiminin de kısa sürede nasıl baskıya dönüşebileceğini anlamak için şu anda Anadolu illerinde ve büyük kentlerin bir çok semtinde oruç, namaz, içki, türban-tesettür gibi konularda baskının ne boyutlara geldiğine bakmak gerekir.

Aynı inanç özgürlüğünün “inancı için çarşaf giydiğini söyleyen” kadınların da hakkı olacağını düşünmek gerekir. (Mısır şu anda bu sorunu yaşamakta)

Türban üzerinden iktidar kavgaları yaparken bu yasakların nedenini ve laikliğin olmadığı, Malezya gibi bazılarında ortadan kaldırıldığı diğer Müslüman ülkelerde baskıların ne halde olduğunu hatırlamak gerekir.

BATIDA DA BÖYLE...

Slogan konuşmaları dinlerken bu konuları iyi düşünüp doğru değerlendirmek zorundasınız.

Şimdi Kılıçdaroğlu da, “Özgürlükleri sınırlandıramazsınız” diyen Başbakan Erdoğan da hemen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9’uncu maddesini açıp okusunlar lütfen. “Batı’da da böyle” örneklerini sadece işimize geldiği zaman veremeyiz.

Orada “özellikle nüfusunun çoğunluğu aynı dine mensup ülkelerde, diğer öğrenciler üzerinde bir baskı oluşmaması için üniversiteler kendi alanları içinde din ve ibadet özgürlüklerine kısıtlama getirebilir” diyor.

Yalnız Türkiye için değil, Batı ülkeleri için de geçerli bir kural olduğuna göre Türkiye’de “Bir parti tarafından oluşturulmuş” havası yaratmak son derece haksız ve yanlış değil mi?

Din sömürüsü yapan bir iktidara alternatif arıyorduk, bundan sonra din sömürüsü yapan bir muhafete de mi alternatif arayacağız?

AKP de, CHP de referanduma onbeş gün kala din, inanç istismarı üzerinden siyaseti bırakıp millete neye oy vereceklerini anlatsınlar. Oylanacak olan Anayasa mı, AKP, CHP, MHP mi anlayamadık gitti!

DİĞER YENİ YAZILAR