Dün Anayasa Mahkemesi’nden çıkan “üniversitede türbanla ilgili karar”ın Anayasa’ya, demokrasiye, cumhuriyete aykırı olduğu iddialarına karşı Anayasa Hukukçusu Ekrem Ali Akartürk’ün açıklamasını vermeye başlamıştım, devam ediyorum.
Akartürk “Bu kararın gerekçesi ‘yapılan değişikliğin belirli bir dinsel inanca yönelik pratiğin önünü açmak için yapıldığı’ idi” diye başladı ve şunları söyledi:
“Buradaki hassas nokta şudur, Anayasa’nın ilk 4 maddesi değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez. AYM ‘siz bu değişikliği yapmakla 2. maddede yer alan laik devlet ilkesinin içini boşaltıyorsunuz, bu yapıldığında Anayasa’nın çekirdeği değiştirilmiş olur. İlk 3 maddeyi uygulanmaz hale getirecek değişiklik teklif edilemez maddeler yasağına girer. Yapılacak değişiklik bu maddelere zarar vermemelidir’ demiş oldu. Bu tür bir değişikliğin ‘teklif ve oylaması’ ile ilgili denetim ise biçim denetimidir, içerik denetimi değil.”
‘Türban kararının demokrasiye aykırı’ olduğu iddiasının da siyasi olarak tekrarlandığını ama hukuken tamamen yanlış olduğunu söyleyen Ekrem Ali Akartürk “Eğer bunu söyleyenler haklı olsaydı bugüne kadar türbanla ilgili AİHM kararları farklı yönde olurdu. Türkiye’de bir hata yapılıyorsa buna uluslararası mahkemede karşı çıkılırdı. Oysa hem birçok kararda bunun aksi görülmüştür, hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde ‘laiklik ile dinî simge ve kıyafetler bağlantısı’ açıkça ortaya konmuştur, bununla ilgili gayet açık, net maddeler vardır.
AYM’nin türban kararıyla ‘yasama’ya, yani Meclis’in yaptığı değişikliğe müdahale ettiğini söyleyenlerin ise bilmesi gerekiyor ki Anayasa Mahkemesi’nin varlık nedeni yasama organına Anayasa çerçevesinde müdahale etmek ve Anayasa’yı yorumlamaktır. Ona verilmiş olan Anayasal görevi budur zaten. Yasama da, yürütme de, yargı da Anayasa’ya uygun hareket etmek zorundadır. Aksi takdirde cumhuriyetin niteliklerini koruyamazsınız.”
YALANLAR NASIL ÖNLENİR?
Ekrem Ali Akartürk’ün açıklamaları konuyu “yanılgıya fırsat vermeyecek kadar güzel” anlatıyor. Buna rağmen hâlâ aynı iddiaları üç günde bir yazıp duranlar olacaktır. Bence hem yazanların artık yalan yanlış yorumlara son vererek asgari sorumluluğu göstermesi, hem de okuyucunun gerçekleri öğrenerek doğru ile yanlışı ayırması lazım.
“Biz ne yapabiliriz” diye soranlara demokrasiyi, laikliği, cumhuriyeti anlatan kitapları ve Akartürk’ün “Türk Hukukunda Siyasal Parti Yasakları” isimli kitabını okumalarını öneriyorum.
Gerçeği öğrenmeleri ve kolayca aldatılmayacak şekilde bilgilenmeleri kendilerine ve ülkeye en büyük iyilik olacaktır.
(Not: Ekrem Ali Akartürk’ün kitabı iktidar milletvekillerine de çok yararlı olacaktır şüphesiz!)
Türban kararıyla ilgili yanlış bilgileri düzeltiyoruz...
Haberin Devamı

