Din konusu siyasetçilerin gündeminden tek bir gün bile düşmüyor ya, basın da aynı konuya dönüp durmaktan uzaklaşamıyor.
Yaz tatilini Akçay-Altınoluk yöresinde geçiren, değişim partisinin Meclis Başkanı Bülent Arınç'la CHP milletvekili Canan Arıtman'ın "mecliste kara çarşaf" tartışması, neredeyse sel ve deprem tartışmalarının bile önüne geçecek.
İki siyasetçi arasında geçen doğal bir konuşma, devletin zirvesinde, en saygın görevlerden birine, Türk milletinin temsilcilerinin başkanlığına lâyık görülmüş olan bir isim tarafından mahalle kavgasına dönüştürüldü.
Canan Arıtman'ın devrim yasalarına da aykırı bir kıyafet olan kara çarşafa mecliste izin verilmesiyle ilgili olarak yaptığı bir ironi var soruda... Ayrıca meclisin, pekâlâ Başkan'ın da bildiği bir kıyafet protokolü mevcut. Örneğin orada çalışanlar mini etek ve pantolon giymiyorlar. Ziyaretçilere karışılmıyor ama kara çarşaf bu tartışmanın -güvenlik açısından da- dışında.
Sonuç; soru makul.
O zaman Arınç'ı bu kadar rahatsız eden, (bırakın kadın olmasını, herhangi bir milletvekiline) itici ve kaba bir cevaba iten nedir?
Sadece Arıtman'ın dediği gibi kadına saygısızlık mı, yoksa türbandan sonra sıranın kara çarşaf savunmasına gelmesi mi?
Yıllardır Afganistan, Suudi Arabistan, İran örnekleriyle konunun türbanda bitmeyeceğini, devlet yönetimine "din" bir kez karıştı mı sonunda nerelere varacağını gördük, duyduk, okuduk, yazdık. Ve işte gelinen nokta bunları doğruluyor.
Haydi türbanı (din bilimcilerin aksini söylemesine rağmen) inanç gereği diye savunuyor ve topluma her gün din tartışması yaşatıyorlar. Peki kara çarşaf neyin gereği?
Arınç bunu nasıl ve neden savunuyor? Çarşaflılar, mecliste harem-selâmlık isteseler onu da mı savunacak?
Acaba kadınların çarşafa sokulduğu ve erkeklerle eşit vatandaş haklarına sahip olduğu tek bir ülke gösterebilir mi bize sayın Meclis Başkanı?
Bunu gösterirken her gün siyasete dinin karıştırıldığı; din-inanç, kılık-kıyafet konuşulan başka bir ülke varsa onu da söylemesini rica ediyoruz.
Bir yandan "Biz AB'yi istiyoruz, Batı dünyasına dahil olmak istiyoruz" demek, öte yandan kadının İslâmi yönetime sahip Arap ülkelerinden bile beter kılıklarda olmasını savunmak nasıl bir anlayıştır?
Bu yapılan Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olanların ekmeğine yağ sürmek değilse nedir?
İktidar artık kendine çeki düzen vermek zorunda!
Bener Cordan.. Büyük bir kayıp!
Hükümetler, bakanlar değişti ama o hep yerinde kaldı. Milli Eğitim Bakanlığı'nda uzun yıllar müsteşarlık yapan, 8 yıllık kesintisiz eğitimin kabul edilmesinde büyük rolü olan Bener Çordan'ı erken kaybetmiş olmak beni çok üzdü.
Meslek yaşamı boyunca eğitim sorunları konusunda ondan defalarca bilgi aldım. Defalarca bu sorunların çözümü için canla başla çalıştığını izledim. Daha uzun yıllar engin bilgisinden yararlanmak mümkündü, Allah rahmet eylesin..
Keşke Abbas Güçlü'nün önerisi; Milli Eğitim'e bu kadar önemli hizmetler veren Çordan'ın adının iyi bir okula verilmesi gerçekleşebilse. Bilmem ki 8 yıllık eğitime katkısı olan biri için bunu yaparlar mı?
Türban bitti sıra çarşafta!
Din konusu siyasetçilerin gündeminden tek bir gün bile düşmüyor ya, basın da aynı konuya dönüp durmaktan uzaklaşamıyor.
Haberin Devamı

