İsim vermeden yazacağım zira verince polemik oluyor, köşe kavgaları başlıyor, almayayım.
Bir Hürriyet yazarı ile bir Yeni Şafak yazarı arasında kısa süre önce geçen “karşılıklı yazışma” tesadüfen dikkatimi çekti. Gecenin geç bir saatinde (sabahın erken saati daha doğru) gazetelere tekrar göz atarken önce kendi kendime “Boşver karışma” dedim ama o kadar hatalı bir kutuplaştırma, laikliği Müslümanlık karşıtlığı gibi empoze etme ve provokasyon vardı ki dayanamadım.
Yeni Şafak yazarı önce Hürriyet yazarının genel duruşu ile ilgili olarak “... Laik elitokrasinin İslâm’dan ürktüğü bir zaman diliminde ‘Müslümanların içinden gelen birinin bile Müslümanlardan emin olmadığı’ mesajının verilmesi bence çok tehlikeli, hatta ürkütücü” diyor.
Sonra seküler güçlerin İslâm’ı hedef yaptığını, terörle, şiddetle özdeşleştirdiğini söylüyor. (Herhalde Avrupa’yı kastederek...)
Daha sonra “Türkiye’nin yaklaşık 100 yıldır hızla İslâm’dan uzaklaştırılma operasyonuna mazur bırakıldığını ve sekülerleştirildiğini” vurguluyor.
Bundan sonrası daha da önemli, artık muhatabı olan yazara iyice baskıya geliyor sıra: “... Bu ülkenin varlık nedenini sömürgeci batılılardan daha acımasız yöntemlerle ortadan kaldırma girişimlerine isyan etmemek, ses çıkaranları ise topa tutmak hazmedilecek şey midir?
... Senin ‘sıradışı olma’, ‘birey olma’, ‘kendin olma’ kaygını önemsiyorum. Ama Nişantaşı kafeleri, içine girmeye çalıştığın çevreler seni sıradışılaştırmaz, sıradanlaştırır (...) evcilleştirir, bitirir. Yazdıkların şimdiye kadar başkasına yazdırılamayan şeylerdi: çok berbat şekilde kullanıyorlar seni (...) çok tehlikeli işler yaptırıyorlar sana! Laik görünümlü çıkarperest elitokrasinin çıkarlarını pekiştirecek değirmene su taşıtıyorlar sana!
(...) Bu tuhaf insanlardan nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?”
BÜTÜN LAİKLER ELİT Mİ?
Bu yazıyı “Hürriyet yazarı” meslektaşımız beğendi, hatta teşekkür anlamına gelecek bir cevap yazdı bildiğim kadarıyla. Ama kusura bakmasınlar bence ortada bir “tuhaf”, hem de “çok tuhaf” varsa buradaki anlayıştır, bu satırlardır ve bir gazeteciye meslektaşı tarafından yapılan açık, seçik baskıdır.
Bir kere “laik elitokrasi” ne demektir, yani bu ülkede elit olmayan (bu elitin tarifi de Türkiye’de çok komiktir ya, o başka mesele) laik yok mu?
İnsanların dinini, inancını kendi alanı içinde yaşamasının, devlet yönetimine, siyasete dinin karıştırılmamasının doğru, belli bir din veya inancın devlete hakim olmasının yani “çoğunluk baskısı”nın yanlış olduğuna inanan on milyonlarca insanın hepsi “elit” midir?
Ayrıca neden yukarıdaki tarifiyle laikliğin doğru bir uygulama olduğuna inananlar İslâm’dan ürksünler, bir “devlet ilkesi” insanları dinden mi çıkarır, laikler bu yazarın iddiasına göre Müslüman değil mi ve İslâm’dan korkuyor mu? Bir insan hangi hakla başkalarının dinini sorgulayabilir veya böyle bir karar verebilir, okurlarını yanlış düşünceye sevkedebilir?
Türkiye “100 yıl önce” dinin siyasete nasıl alet edildiğini, bunu yapanların “yalanlarını bile” din, inanç istismarı yaparak yutturduklarını gördükten, yaşadıktan sonra din ve devlet işlerini ayırma yoluna gitti ve cumhuriyet sonrası bunu pekiştirdiyse bunun “İslâm’dan uzaklaşma” ile ne ilgisi var?
Namaz kılan, oruç tutan, kurban kesen, camiye giden mi azaldı, cami sayısında mı azalma oldu, bunlar yapılmasın diye bir baskı mı görüldü?
OKŞA VE VUR!
Yeni Şafak yazarının; Bu ülkenin varlık nedeni sözleriyle kastettiği dini “sömürgeci batılılardan daha acımasız yöntemlerle ortadan kaldırma girişimleri”ni madde madde sayması mümkün müdür?
Aklına “sadece devlete ait alanlarda hiçbir dini simgeye, dolayısıyla türbana izin verilmemesi” dışında ne geliyor?
Belli bir semtin kafelerinde bulunmak veya çevre değiştirmek kendini bilen birini, akıllı, aydın, zeki birini nasıl sıradanlaştırabilir, bitirebilir? (Fatih kafelerinde oturanlar Nişantaşı kafelerinde oturanlardan daha mı müslüman veya sıradışı oluyor)
Veya böyle birini başkalarının kullandığını söylemek onun aklını, zekasını, bilgisini küçümsemek değil midir?
“Müslümanların içinden gelen birinin Müslümanlardan emin olmadığı” ne demektir beyler, burası zaten çoğunluğu Müslüman ülke değil mi, yanlış mı biliyoruz?
Yoksa siz bazı gerçekleri değiştirdiniz de toplumun haberi mi olmadı?.. Laik olan Müslümanlar neden “tuhaf” acaba?
Dediğim gibi asıl “tuhaf”lar burada... Hem de öyle tuhaf ki, daha beterine; bir yandan okşar, yağlarken, bir yandan öldürücü darbe indirenine şimdiye kadar rastlamamıştım doğrusu.
Keşke yazan da “benden habersizmiş gibi” şu soruları cevaplasa da öğrensek!
Tuhaf bir yazı... Hem de çok tuhaf!
İsim vermeden yazacağım zira verince polemik oluyor, köşe kavgaları başlıyor, almayayım. Bir Hürriyet yazarı ile bir Yeni Şafak yazarı arasında kısa süre önce geçen “karşılıklı yazışma” tesadüfen dikkatimi çekti...
Haberin Devamı

