Bildiğiniz gibi ‘Balyoz’da son çıkarılan “102 kişilik” yakalama emri ile dağda terör mücadelesi yapmış askerler, denizaltı filosu, çıkartma gemileri komutanları da (emekli-muvazzaf) “sanık” durumuna getirildiler.
Bunlar arasında daha önce tutuklanıp bir süre cezaevinde kalan ve sonra tahliye edilen emekli Korgeneral Engin Alan da var. Alan “teröristbaşı Öcalan’ı Libya’da teslim alıp Türkiye’ye getiren general” olarak tanınıyor.
Bir kez daha yakalama kararı çıkarılan Alan Bodrum’da ailesiyle tatil yaparken karar üzerine İstanbul’a dönmüş. Eşi “TSK kendi personeli olan muvazzaf ve emekli generallere darbe yaptı. Onların arkasında durmadı. Yaşananlara tepki göstermedi. Ses soluk çıkmıyor. Biz isterdik ki onlardan bir tepki gelsin” demiş.
Yaşadıkları olaylar sonunda böyle bir duygu gayet doğaldır ve haklı görünmektedir, ayrıca zaten köşe yazarları arasında da bu sessizliği sorgulayanlar var.
Ben Genelkurmay Karargâhı’nda İlker Başbuğ’la görüşüp, TV röportajını yapmadan önce TSK’nın bu sessizliğini en çok sorgulayanlardan biriydim, Her Açıdan’ı izleyenler hatırlayacaktır.
Soruyordum, çünkü demokrasilerde herkesin görüş açıklama hakkı olduğu gibi, personeline toplu tutuklamalar yapılan, en ağır suçlamalar ve hatta hakaretlerle karşılaşan TSK’nın başındaki kişinin de bu hakkı olmalıydı. Ama Org. İlker Başbuğ’la konuşurken onun TSK’ya haksız ve gereksiz tutuklamalardan dolayı çok üzgün olduğunu, bu duygunun samimi olduğunu ama kendini susmak zorunda hissettiğini gördüm.
TSK’NIN YARGIYA SAYGISI
Sadece askerler için değil, asıl geride kalan eşler ve çocuklar için büyük üzüntü duyuyor, onların çektiği maddi-manevi sıkıntıları hatırlatıyor ama anladığım kadarıyla ağzını açtığı anda her sözünün, her çıkışının bazıları tarafından hemen “İşte ordu yargıya müdahale ediyor” veya “Siyasi konuşma yapıyor” tepkilerine neden olacağını biliyordu. Ki bu da gerçekten yapılmaktaydı. Hem siyasetçiler, hem de “gazeteciler” tarafından...
Başbuğ, ne olursa olsun ordu ile sivil yönetimi veya yargıyı “rakip konumuna” sokmaktan kaçınıyor, TSK’ya bu saldırı şeklindeki suçlamaların hata olduğunu anlayıp bir noktada duracaklarına inanıyor ve sık sık “TSK’dan anti demokratik, baskı içeren açıklamalar çıkmayacak, yargıya saygı gösterip susacağız” diyordu.
O gün Başbuğ’a hak vermiştim, doğru olanı yapıyordu ve ayrıca daha önce her ağzını açtığında arkasından daha da fazla suçlama ve tutuklama gelmişti. Bundan da sakınsa yeriydi.
Ama acaba Genelkurmay, hiç değilse tutuklanan asker ailelerine maddi-manevi destek, moral veremez miydi, vermedi mi, bunu bilmiyorum. Yapmadılarsa neden yapmadıkları elbette haklı bir sorudur.
REFERANDUM ÖNCESİ MAĞDURİYET
Bugün gelinen noktada; binlerce sayfalık iddianame dosyalarıyla 30 yıla yayılabileceği söylenen bir davada yüzlerce askeri tutuklayıp, ordunun geçmişte darbe sicili olmasını öne sürüp aylarca yıllarca cezaevine atarak, “hükümete darbe yapılacaktı” iddiasıyla TSK’yı toptan mağdur ederek bir yere varılmaya çalışılıyor: Darbe hazırlığı ihtimalini canlı tutmanın referandumda ve seçimde getireceği oylara. Kim bilir belki de yepyeni bir muhtıra ihtimaline!
İstedikleri kadar “Bizimle ilgisi yok, yargının işi” desinler, istedikleri kadar “tutuklamalara tepki gösteriyor”muş gibi yapsınlar (şu anda yandaş gazetecilerin taraflı göstermeye çalıştığı) yüksek yargı dışındaki mahkemelerde “istedikleri hakimlere her tür baskıyla siyasi kararlar aldırabilecekleri” biliniyor. (BKZ: HSYK’nın başındaki Adalet Bakanı ile müsteşarı ve hakimlerin/savcıların soruşturma iznini Bakan’ın vermesi...)
‘AÇILIM’IN GETİRDİKLERİ
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun 2007 seçim sonuçlarında AKP’ye pek yararı dokunan 27 Nisan muhtırası üzerine gitmesi, Yaşar Büyükanıt ile muhtıranın neden sorgulanmadığını tekrarlaması boşuna değil. Yüzlerce askerin “ihtimal üzerine” tutuklanmasından hoşlananların “somut muhtıra”yı unutması önemlidir. (Ayrıca “muhtıra”lara bir yaptırım, ceza olmaması, TSK’yı olup bitenlere dayanamama noktasına gelme halinde ‘başka muhtıra’lara yöneltemez mi?)
Türkiye İnegöl’den Erzurum’a, Hatay’a kadar terör-terörist tepkisi içinde ayağa kalkmışken, asıl “açılım”ın etkilerinin konuşulması gerekirken ülke “terörist yakalayanların içeri tıkılması”nı tartışıyor. Düşünün artık!
TSK 'kendi generallerine darbe yaptı' mı?
Haberin Devamı

