Dün yazının birinci kısmında "bu anlayışla Göztepe'deki hastanede yeni doğan 4 bebeğin iki günde ölmesi olayını da b bebekler zaten hasta doğmuştu, hastanenin hiçbir sorumluluğu yok' şeklinde açıklayabilirsiniz, olay kapanır gider" demiştim. Oysa bebeklerin ölüm nedeni "hastane mikrobu" olarak bildirilmiş. Gördünüz mü? Sonuçta yine kimseyi suçlayamazsınız. Hiçbir şeyin sorumluluğu hiç kimseye ait değil.
Peki böyle bir ülkede; her 15 dakikada bir bebeğin öldüğü, her saatte 203 kadının gebe kaldığı, yılda 1,5 milyon doğum yapılan bir ülkede Sağlık Bakan'ı nın "Doğurun" fetvası vermesine susabilir misiniz?
"Doğurun, ölen ölsün, kalan sağlarla yakında 100 milyona ulaşırız" demektedir Recep Bey... Kadın ve Aileden Sorumlu Bakan'in Çocuk Esirgeme Kurumu skandali ile ilgili konuşması ve Sağlık Bakanı'nın "doğurun, nüfusumuz azalmasın" önerisi sadece Türkiye'ye özgü, başka bir ülkede göremeyeceğiniz "aldatmacalar, anlık politikalardır. Ne çözümdür, ne gerçektir, ne de sonuçtur.
Gelelim Başbakan Erdoğan'ın "Cumhurbaşkanını halk seçsin veya şimdiden uygun bir isim belirlenerek istikrar sağlansın, endişeler giderilsin" önerilerini "hedef saptırma" olarak nitelendirmesine.
Başbakan aslında bunu söylerken neden bugüne kadar hiçbir cumhurbaşkanı seçiminde benzer bir endişenin duyulmadığını kendine sormak, bunda "ettikleri yemini unutmalarının" bir rolü olup olmadığını düşünmek zorundadır.
Ama "önemli olan ve hiç değişmeyen tek değer" neydi hatırlayalım; çıkarlar. Truman Show devam ediyor.
Televizyonda Erol Köse ile şarkıcı Gülsen'nin aşkı "canlı yayında ilânından bir hafta sonra" bitiverdi. Erol Köse o bir haftada ailesinin kıymetini anlayarak kararından döndü, Gülsen "Aldatıldım" dedi.
Peki siz bunları duyunca "Aldatıldın belki ama bizim kadar değil" dediniz mi? "Şok ayrılık haberlerini görünce sizi günlerce reklâmlarla oyalamalarına, ekranlara yayılmalarına güldünüz mü?
Ahu Tuğba'nın ve sevgilisi Meriç Bey'in anormal görüntüleri de ekrana gün boyu yayılmış halde... Artık işin dozu o kadar kaçtı ki Meriç Bey yerlere yatıp krizler geçiriyor, tavuk gibi gıdaklıyor, kıskançlık nedeniyle olmadık şekillere giriyor.
Senaryo ile hazırlanmış bu garip olayları çocuklarınıza izletmek "ilişkilerin böyle yaşanabileceği"ni, bunun da normal olduğunu düşünmelerine izin vermek nasıl bir duygu?
Türkiye'de bir yanda cehaletten, sefaletten, ülkenin sahipsizliğinden bebekler, gençler arka arkaya ölüp giderken, insanlar açlıktan organlarını satarak kurtulmayı düşünürken öte yanda yalanlarla, kurgularla aldatılmak kısacası Truman Show'un bir parçası olmak sizi rahatsız etmiyor mu?
O tarif "kendisi" değil!
Haberler füze gibi uçuşuyor ya ucunu yakalayamıyoruz. Tayyip Erdoğan bu kez de "Cumhurbaşkanı olacak kişinin ülkede birlik ve beraberlik zemini hazırlayacak, tabii ki lider özelliği olan bir insan olması lâzım" demiş.
Bu açıklama üe "kendini tarif ettiği" söyleniyor. Ne alâkası var? Bence tam aksine, bu zemini hazırlayabilecek, o başarıyı gösterebilecek başka birini kastetmiştir.
Kaç yıldır başbakanlık yapıyor, bu dönemde "birlik ve beraberlik zemini hazırladığı", her kesimden insanın kardeşçe, barış duygulan içinde yaşadığı bir ortam görülmedi.
Ülkenin altı üstüne gelmiş halde... Terör, cinayet, kapkaç, en değerli tarihi hazinelerimizin çalınması, en değerli tarihî kalıntılarımızın arasına pazar yeri kurulması, şiddetin her türünün artarak sürmesi ve hatta ortaokula, çocuk yuvalarına kadar inen şiddet olayları... Bunların hepsini bir arada yaşadık, yaşamaktayız. İnsanların etnik kimlikleri ve din/inanç üzerinden en fazla bölündüğü dönem bu oldu.
O zaman "birlik-beraberlik" zemini hazırlamakla kendisinin bir ilgisi olmadığını herhalde biliyordur.
Ve lütfen, bıraksınlar cumhurbaşkanının lider özelliğini filan... Hiç de gerekli değil. Sözüne güvenilir, rejime sadık, görevini düzgün yapan biri olsun yeter.
Lider özelliği olmayan ama başarılı çok cumhurbaşkanı gördüğü gibi, ülkeyi karıştıran, halkı mutsuz eden ne "lider"ler gördü Türkiye!
TRUMAN SHOW devam ediyor
Dün yazının birinci kısmında "bu anlayışla Göztepe'deki hastanede yeni doğan 4 bebeğin iki günde ölmesi olayını da b bebekler zaten hasta doğmuştu, hastanenin hiçbir sorumluluğu yok' şeklinde açıklayabilirsiniz, olay kapanır gider" demiştim...
Haberin Devamı

