Yalnız Türkiye'den değil dünyanın her köşesindeki okurlarımızdan hızlı tren faciası ile ilgili mektup yağıyor. Bugün bunların birkaçına yer vermek istiyorum.
Mustafa Boz isimli okurumun 'mail'iyle başlayalım...
"VATAN"da bir ay önce yayımlanan Prof. Dr. Erel'in uyarıları aklıma geldikçe ve bu uyarılara rağmen böyle bir katliama yol açıldığını düşündükçe, gösterilen aymaz tavırlar kızgınlığımın gittikçe artmasına yol açıyor.
Madem iktidar sahipleri kendilerini AB'ye hazır görüyorlar o zaman Avrupalı bir politikacının takınacağı tavrı takınmalıdır.
Size bir önerim olacak; gazetenizin 25 Temmuz Pazar günkü sayısında yer alan Birdi Bayram karikatürünü kartpostal olarak gazetenin yanında verin, hatta birkaç gün verin. Biz okuyucular da bu karikatürü ilgili politikacı ve bürokratlara gönderelim.
Bence bu katliamın unutturulmasına izin verilmemeli!"
Kazım Öziş'in mektubu:
"Bu hükümetin, Türkiye'nin bugüne kadar görmediği bir takım özellikleri var. Çeşitli tavizler vererek sağladıkları avantajları kendi becerileriymis gibi gösteriyorlar. İslâm'da kesinlikle yasak olmasına rağmen çok miktarda yalan söyleyip halkı kandırıyorlar.
En önemlisi işlerine gelmeyen konulan DUYMUYORLAR, GÖRMÜYORLAR, zaman içinde UNUTULMASINI sağlıyorlar. Hatırlatanları da 'haddini bildirmekle' tehdit ediyorlar.
Değerli VATAN camiası; Sizler, bunlara yalakalık yapmayan sayılı yayın organlarından birisiniz. Bizlere yol gösterin, bu tren faciasını unutturmalarına fırsat vermeyelim. Bunların faks ve 'maillerini yayınlayın sürekli hatırlatalım. Gerekirse topluca dava açalım(...) VATANDAŞ'ca vatandaşlık görevimizi yapalım."
Hakan Öztürk'ten gelen mail:
"Sayın Mengi,
Ben ülkemizi derin üzüntülere sevk eden bu tren faciası ile ilgili olarak dikkatinizi bir başka noktaya da çekmek istiyorum. Çok önemli!!!
Malum bu kazadan sonra konunun detayları ile incelenmesi ve soruşturulması gerekmektedir. Bu noktada karşımıza konuyu tarafsızca kimlerin inceleyeceği ve soruşturacağı sorunu çıkmaktadır (...)
Bu iktidar tarafından atanmış idari görevlilerin tarafsızlığı ve soruşturma uzmanlığı noktasında şüphelerimiz bulunmakta.
Kaldı ki mevcut iktidar Kamu Yönetimi Temel Kanunu ile 'Teftiş Kuralları'nı kaldırmak istiyor ki bu, yolsuzlukla mücadele için göreve geldiğini söyleyen bir iktidar için tam aksi bir uygulamadır(...)"
Şule Şimşek'in mektubu:
"Sayın Ruhat Mengi, 21 yaşındayım ve üniversiteden bu yıl mezun oldum. Yaşanan her olayın ardından isyan ediyorum, sesimi duyuramayacağımı bile bile bağırıyorum tıpkı trenin içinde sıkışıp kalan masum insanlarımız gibi...
Yaşanılan her olayın üzerini büyük bir ustalıkla kapattılar. Ama artık canım yanıyor. Kendilerini 'Halkla birlikte siyaset' yapanlar olarak tanımlayanlar, halkın canı yanarken, içi kanarken, neden koltuğa tapan politikacı kimliğine bürünüyor? Neden basın şov yapılacakken kullanılıyor, sorular yanıtlanıyor da 70 milyonun yüreğini kanatan olayın ardından hesap sormaya kalkışılınca susturulmaya çalışılıyor?
Biz T.C vatandaşları olarak cevapsız sorulara zaten alışkınız. Ama bu ülkenin genç bir vatandaşı olarak umudumu ve yaşadığım ülkeye güvenimi yitirmek üzereyim. Her şey bir yana bu insanlar devletine güvenmeyen bir toplum yaratmanın bedelini nasıl ödeyecekler?
Saygılarımla..."
Bunlar gibi çok sayıda mail ve faks arasında farklı görüşte olan bir iki 'mail'de var.
Tarafsızlık açısından bunlardan birini de yazalım. D. Aydın'dan gelmiş:
"Mercedes markalı otobüste 40 kişi öldüğünde neredeydiniz? Çıtıniz çıkmadı, şimdi kalkmış ucuz lâlflarla kendi egonuzu tatmin ediyorsunuz."
D. Aydın bey (veya hanım) TCK'da "trafik kazalarını önleyebilecek, en azından azaltacak" olan maddelerin bir an önce Meclis'ten geçmesi için herkesten çok bizim nasıl çalıştığımızı fark etmemiş olmalı. Ben hatırlatmış olayım...
Olayın üstünün kapatılmasını önlemeye gelince; zor olacak gibi görünüyor. Baksanıza Rus demiryolu uzmanlarının ağzından kazanın aşırı hızdan kaynaklandığı açıklaması alındı bile. Tahmin edildiği gibi kabak zavallı makinistlerin başına patlayacak sonunda...
Ben yine de okurlarımın istediği numaraları veriyorum:
Ulaştırma Bakanlığı
Fax:0312-212 4930
Mail: okm@ubk.gov.tr
Başbakanlık
Fax: 0312425 39 18
Mail: receptayyip.erdogan@basbakanlik.gov.tr
Arabeks, tenör ve süpriz!
Sevgili okurlar, biliyorsunuz gazetelerde harf, kelime hataları sık sık oluyor. Ben kendi köşemde olanları mümkün olduğunca düzeltmeye çalışıyorum.
Bazen telefonla yaptığımız son dakika ilâve veya düzeltmelerinde ortaya çıkan ve bizimle ilgisi olmayan hatalardır bunlar çoğu kez.
Tenor kelimesinin tenor, sürpriz kelimesinin süpriz olarak yazılması veya söylenmesi beni ne kadar güldürür (veya kızdırır) ise arabesk kelimesinin arabeks olarak yazılması da aynı etkiyi yapar.
Gelin görün ki dün köşemde bu hata yapılmış. Özürlerimle düzeltiyorum.

