Kaç kez magandalar, kaç kez taciz ve tecavüzcüler, kaç kez katiller, kapkaçcılar, hırsızlar için ‘Adalet istiyoruz’ diye başlık attım hatırlamıyorum.
Kaç kez ‘Cezasız adalet olmaz, ağır cezalar verin, verin ki caydırıcı etkisi olsun, önlenebilsin suçlar’ dedim ve ‘Suçlular cenneti Türkiye’ diye yazdım.
En ağır suçlar “çocuklara, genç kızlara toplu tecavüz olayları”, “töre, namus adı altında işlenen cinayetler”, keyif için sağa sola ateş ederken pırıl pırıl gençleri öldürüp ocakları söndüren magandalar hep cezasız kaldı. Ya delil yetersizliğinden diyerek apaşikar suçluları salıverdiler veya katillere “iyi hal indirimi”, “tahrik indirimi” gibi indirimler yaparak onları ödüllendirdiler.
Katiller, böyle olunca hakimlerin onları “iyi halli” kabul ettiklerini bildikleri için mahkemeye hep traşlı, takım elbiseli ve kravatlı çıktılar.
Aynı katiller “tahrik indirimi”nin de onları kurtardığını bildikleri için öldürdükleri kişiler hakkında “bana iftira attı, ters ilişki teklif etti, erkekliğime laf etti, yanımdaki kıza baktı” gibi cinayet nedenleri ileri sürmeyi alışkanlık haline getirdiler (!) Nasılsa ölenin “cevap hakkı” olmayacaktı.
Sözüm ona TCK uzun süren çabalar sonunda değişti ve birçok suçun cezası ağırlaştırıldı.
Ama ne hikmetse suçlulara hâlâ hak ettikleri ağır cezalar verilmiyor. Hâlâ bütün o gereksiz indirimler “anlatılan hikâyeler doğrudur/ yanlıştır araştırılmadan” yapılıyor.
Onun için suç iyice ayyuka çıktı, vatandaşlar sokağa adım atmaktan korkar hale geldi ve... Ve adalete olan güven tümüyle yok oldu.
CEZAEVLERİNDE YER KALMAMIŞ
Ben bunu “Adalet” bakanlarının ağzından da duydum; cezaevlerinde yer kalmadığı için suçlulara mümkün olduğu kadar az ceza veriliyormuş.
Şimdi buna iyi de bir dayanak buldular; “İngiltere’de de aynı sorun dile getirildi.”
Ama efendim İngiltere, nüfusu Türkiye’ye çok yakın olmasına rağmen yüz ölçümü Türkiye’den üçte bir oranında küçük bir ülkedir. Türkiye’de yeni cezaevleri için gereken arazi fazlasıyla mevcuttur.
Derhal yenilerini inşa etmek zorundalar. Villalar, kat kat siteler yapacak, Arap şeyhlerine sunulacak alan varsa cezaevi için de bulunabilir. Bulunmalıdır!
Hakimlerin can güvenliği olmadığı, korunmadıkları için doğru karar veremiyorlarsa bu sorun da çözülmelidir.
Tabii vatandaşını düşünen bir devlet varsa... Ya da sadece bir “DEVLET” varsa!
İzmir’de birçok suçtan kaydı olan bir maganda (insan küfür etmemek için bu kelimeye sarılıyor) 2005 yılında pompalı tüfeğiyle ve abuk bir nedenle 19 yaşındaki bir gence arka arkaya ateş ederken çevrede oynayan ilköğretim 2. sınıf öğrencisini vurmuş.
Zavallı yavrucak bacağını kaybetmiş, okulu yarım kalmış, yıllardır ailece hastanelere fizik tedaviye taşınmışlar.
Maddi manevi aile boyu çöküm...
Ve üç ay takiple yakalanan suçluya verilen ceza ne olmuş; 3 ay bile değil.
Aynı olayda Ferhat Diler’e hakaret ettiği için ise suçlu 1 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmış.
İşte Paşam Türkiye’nin adaleti! Gel de güven...
Daha sonra tabii ceza olmadığını gayet iyi öğrenmiş olan suçlu Doğan Gök Kayseri’de bir cinayetten sorumlu tutularak tekrar cezaevine konmuş.
Beş ay sonra serbest bırakmak üzere olmalı...
Adaletsiz bir ülkede yaşamak ne büyük bir acı veriyor... Bacağı kesilen çocuğun anasının, babasının yerine kendinizi koyun, anlarsınız...
Son cümlem bu tür kararları veren ve aslında onların da yargılanması gerektiğine inandığım hakimlere söylenmiştir!
Din tartışmasına büyük ilgi!
Pazar günleri STAR TV’de yaptığımız Her Açıdan programına bu hafta yine ilgi çok fazlaydı. Her yaştan izleyiciden (çoğu aynı zamanda “okuyucu”) gelen teşekkür mektuplarını okumaya ve o arada yazı yetiştirmeye zaman yetmiyor. Ben de ilgilerinden dolayı onlara teşekkür ediyorum.
Çoğunluk, televizyonlarda ilk kez Diyanet İşleri Başkanlığı’nın “tartışma şeklinde geçen bir programda” halkın kafasını karıştıran konulara açıklık getirdiğini, bu nedenle çok memnun olduklarını söylüyor ve devamını istiyor.
Programla ilgili yazımı mümkün olan en kısa zamanda yazacağım ama öncelikle, yaptığımız 2 program için özel olarak Ankara’dan gelen ve hemen bir sonraki uçakla dönen Diyanet İşleri Başkanı Prof. Ali Bardakoğlu’na ve Başkan Yardımcısı Prof. Mehmet Görmez’e tekrar teşekkür ediyorum.
Milyonlarca izleyenin aydınlanmasına yardımcı oldular. Bugüne kadar sadece; Diyanet tarafından yapılan açıklamaları tartışmasız kabul ediyorduk, bugün ise dünyadaki en demokratik rejime sahip Müslüman çoğunluklu ülkenin özgür ve aydın toplumu olarak kendi sorularımızı da onlara soruyor ve cevap alıyoruz.
Bunun gerçekten büyük bir şans olduğuna inanıyorum.

