Trafik canavarı siyasetçi ayırımı yapmıyor!

Bayram tatili içinde “trafikte yaralanan ve hayatını yitirenler”in kalabalık listesinde (46 ölü, 264 yaralı) bu kez bir eski bakan; Mustafa Taşar ile CHP Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz de var

Haberin Devamı

Bayram tatili içinde “trafikte yaralanan ve hayatını yitirenler”in kalabalık listesinde (46 ölü, 264 yaralı) bu kez bir eski bakan; Mustafa Taşar ile CHP Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz de var.

Biri Afyon’da “ölüm virajı” diye bilinen yerde kaygan yolda takla atan arabasında, diğeri Konya’da tamiratı uzun zamandır süren, mıcırlı bir yolda takla atan arabada yaşamını yitirdi.

Allah ikisine de rahmet eylesin ve ailelerine sabır versin.

Rahmetli Büyükcengiz’i tanımıyorum ama Mustafa Taşar tanıdığım ve sohbet ettiğim, kendi koyduğu lâkabına hiç de uymayan, nazik, sempatik bir siyasetçiydi ve henüz önünde uzun yıllar vardı.

Şimdi, biz kadere, alın yazısına da inanan insanlarız ama elinizi vicdanınıza ve beyninize koyarak söyleyin lütfen; trafik içinde (kaza demeyeceğim zira çoğu cinayetten farksız) ölen insanlarımızın sonuna sadece “kader” demek mümkün müdür?

Mustafa Taşar’ın eşi ve kızının da yaralandığı (kızı ağır yaralıymış), Nezir Büyükcengiz’in yanında bir CHP’li görevlinin de öldüğü kazaları yalnızca kaderle bağlantılandırabilen var mıdır?.. (Bizde herşey olabiliyor, varsa da şaşırmam.)

Taşar’ın hayatını kaybettiği yolda daha önce çok sayıda kazanın olduğu, çok sayıda insanın öldüğü virajın isminden belli: Ölüm virajı...

Büyükcengiz ile Alp’in öldüğü yol için ise daha önce merhum Konya Milletvekili’nin bizzat kendisi tarafından ilgili belediye başkanı, ilçe kaymakamına “tamiratın uzatılmaması yönünde” uyarılar yapılmış.

UTANÇ!
Bu durumda o ölüm virajının “ölüm virajı olmaktan çıkarılması için” bugüne kadar önlem alınması, yolun düzeltilmesi gerekmez miydi?

Konya’daki mıcırlı yolun “mıcırlı olmaktan çıkarılması için” gece gündüz çalışılarak tamiratın birkaç günde ve elbette Bayram’dan önce bitirilmesi gerekmez miydi?

Kesinlikle gerekirdi. Ve eğer Türkiye yerine gerçekten medeni bir ülkede yaşıyor olsaydık, böyle sonuçlara sebep olduğunda her iki yolun da sorumluları derhal adalete teslim edilir, bu ihmallerinin cezasını en ağır hapis cezalarıyla öderlerdi.

Belediyesi de, Kaymakamlığı da, Trafik Müdürlüğü de...

Bizde ise “kaybedilen yaşamların” önemi olmadığı ve “adalet” de Türk tarifine göre bir adalet olduğu için onlar cezasız kalır... Ölen gittiğiyle kalır ve ateş yalnız düştüğü aileyi yakar...

Ben vatandaş olarak, 21. yüzyıl Türkiye’sinin bir vatandaşı olarak bu durumdan büyük utanç duyuyorum. Hem de çok büyük!

Acaba Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin koltuklarını işgal edenler, yakından tanıdıkları iki siyasetçinin bu şekilde ölümünden, en ciddi sorunlara çare bulamamış ama hâlâ popülizm, oy veya mevki peşinde zaman kaybediyor olmalarından hiç utanç duymuyor ve Allah korusun aynı tehlikenin herkes ve kendileri için de varolabileceğini görmüyorlar mı?

Nasıl merak ediyorum bilseniz!

(Merhum Mustafa Taşar, Nezir Büyükcengiz ve Ali Alp’in ailelerine başsağlığı diliyorum.)

*****

ABD’de Ermeni tasarısı için kampanya
Amerikan Ermeni Ulusal Komitesi, ABD’deki Ermenilere ve Kongre üyelerine mektup yazarak Kongre’ye sunulacak yeni Ermeni tasarısının desteklenmesi için çağrıda bulunmuş.

Tasarı kısa süre içinde Kongre’ye sunulacakmış ve Ermeni Komitesi de “10 yıldır ilk kez şanslarının bu kadar yüksek olduğuna” dikkati çekmiş.

TTK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu da Pazartesi günkü VATAN’da “ABD Temsilciler Meclisi’nin büyük olasılıkla Nisan ayına kadar soykırım iddiasını kabul edeceğini, ABD’nin kabul etmesinin de diğer ülkeler üzerinde büyük etki yaratacağını” söylemişti.

Dışişleri Bakanlığı’nın Avrupa’daki durumu da gördükten sonra artık kaybedecek zamanı kalmadı. Derhal harekete geçip “uluslararası bir komisyonda 1915 olaylarının tartışılmasını” resmen talep etmesi, bunu ve bu konuda hiçbir mahkeme kararı olmadan Türkiye’nin parlamentolarda “soykırımcı” ilân edilmesinin haksızlığını kabul ettirmesi gerekiyor.

ABD Kongresi’nden de geçtikten sonra yine kendi içimizde ağlaşmayalım.

DİĞER YENİ YAZILAR