Totem, tabu, putlaştırmak vb. saçmalıklar!

Haberin Devamı

Bu konuyu kaç gündür yazmak istiyordum ancak sıra geldi... Atatürk’le ilgili, “belgesel” olduğu söylenen ama “kişisel yorumlar fazlasıyla -neredeyse belgeler kadar- yer aldığı” için ancak bir film sayılabilecek olan “Mustafa” ile ilgili çok tartışma yapıldı.

Yapımcı-yönetmeni Can Dündar bunlara her ne kadar kızdıysa da “Atatürk’le ilgili hatalı yorumların yer aldığı” bir film elbette tartışılacaktı, ayrıca sevinmeleri gerekir ki bu tartışmalar izlenme oranını hızla arttırdı ve beklediklerinin de çok üstünde, büyük bir kazanç sağladı.

Her ne kadar “belgeselde çok para yok” deseler de, iki üç haftada

1 milyona yakın kişinin izlediği belgeselde vardır herhalde.

Bir başkası hakkında film (veya belgesel) yapıldığında böyle bir şey söz konusu olmadığı için de zaten hep Atatürk ve savaşları seçilmektedir konu olarak...

***

Atatürk’le ve bu filmle ilgili tartışmaları da aynen “gösterime girdikten

2 gün sonra izlediğim” filmde yaptığım gibi dikkatle ve notlar alarak seyrettim.

Kısacası eleştirilerim “Haydi ben de kenarından köşesinden bir şeyler söyleyeyim. Atatürk içki içiyorsa ne olmuş, üstelik bunu söyleyenler mütedeyyin kesim bile değil” gibi anlamsız ve lütfen yazılıvermiş eleştiriler değildir.

Şimdi gelelim açıklanması gerekenleri toparlamaya...

Can Dündar “Filmde en önemli cümle ‘Atatürk’ün asıl mücadelesi iktidarı gökyüzünden yere indirme mücadelesiydi’ cümlesi olmasına rağmen kimse bir satır yazmadı” diyor ki bu “Eleştirenlerin çoğu filmi izlememiş” ya da “Eleştirilerin çoğu filmde yoktu” demeleri kadar yanıltıcı, yanlış bir ifade...

İzledikten hemen sonra yazdığım “Mustafa” filmiyle ilgili ilk yazıda söz ettim, Can Dündar’ın telefonla katıldığı

2 Kasım’daki Her Açıdan’da sordum ve konuşuldu. 9 Kasım’daki programda Yaşar Nuri Öztürk bu konuda açıklama yaptı. O cümle (ki yine “Kaymak Hoca’dan intikam” gibi bir kişisel yorumdur) ile “Biz ilhamlarımızı gökten değil, yer yüzünden alıyoruz. Bizim ilkelerimiz gökten indiği sanılan kitaplarla bir tutulmamalıdır” cümlesi, anlamı açıklanmadan öylesine filmlere konacak ve üzerinde durulmayacak cümleler değil çünkü...

Eğer “iktidarı gökyüzünden alıp yere indirmek” yorumu Atatürk’e yakıştırılmışsa bununla ancak “iktidarı ‘Allah adına yönetim yaptığını söyleyen padişah ve halife’den alarak egemenlik hakkını milletin kendisine vermek” kastedilmiş olabilir ki bunun da belirtilmesi gerekirdi.

Zira “Türklerin 16 devlet kurduğu” söylenmektedir ama bu devletlerin 15’i de saltanat-hanedan devletidir, ilk kez Mustafa Kemal halkın iradesiyle ve dini insanların özel yaşam alanına bırakan bir devlet kurmuştur.

Mesele budur ama cümleyi öylece kullandığınızda anlamına dikkat etmeyen çok sayıda izleyici bunu “Allah’ın iktidarına karşı çıkmak” olarak anlayabilir.

“GÖKTEN İNDİĞİ SANILAN” NE DEMEK?

“Gökten indiği sanılan” sözünde ise Atatürk “Kur’an’ın gökten indiğini” söyleyen molla anlayışına itiraz etmektedir. Zira (çok sayıda din uzmanının açıklamalarına göre) bu aynen “mehdilik, deccal, Mesih” gibi tamamen “Hristiyanlığa ait bir ifade”dir.

Hristiyanlıkta Allah’ın da, Hz. İsa’nın da gökte olduğuna inanılır. İslâm dini ise tek “vahiy” dinidir, Kur’an “vahiy yoluyla” gelmiştir, gökten indiği şeklinde bir ifade ve “semavi kitap” kavramı Kur’an’da, Müslümanlık’ta yoktur.

Allah’a (ve kitabına) mekan-zaman yakıştırılamaz.

İşte Atatürk bu sözüyle yanlış inanışlara, hurafelere itiraz etmekte, aynı zamanda devletin kurallarının, ilkelerinin bu inanışlardan bağımsız olarak hazırlandığını söylemektedir.

Ama yine, ne kastettiği açıklanmadan söyleniverdiğinde her anlama çekilmesi mümkün olabilir (olacaktır da)...

Bir de tabii çok kişi tarafından pek sevilen ve sık sık tekrarlanan “tabulaştırdık, totemleştirdik, putlaştırdık” benzeri sözler var. Baskın Oran daha da ileri giderek “Tanrısallaştırdık. Hz. Muhammed’i değil Hz. İsa’yı kastediyorum, yarı tanrıdır” şeklinde bir garabet, kötü niyetli bir benzetme kullandı. Böyle giderlerse “putlaştırdık, totemleştirdik” diye diye heykellerinin kaldırılmasına gelecek sıra...

Pardon, nerede yaşıyor bu beyler? Putlara tapılan bir ülke mi burası? “Tabu, totem, put” bunların hepsi “İslâm dışı terminoloji”dir, Atatürk’le ve bu toplumla asla ilgisi olamaz.

Atatürk’e bu millet “sadece Müslümanlara verilen Gazi unvanını” vermiş, o da bunu gururla kullanmıştır.

Hintli Müslümanların ona “Allah’ın kılıcı” dediğini, Atatürk’ün son nefesini “Ve aleyküm esselam” diyerek Allah’ın selamıyla verdiğini de unutmasınlar.

Bundan sonra milletin Atatürk’e olan bitmez sevgisini, saygısını putperest terminolojisiyle tarif eden saygısızlara, “överek yok etme” metodu kullananlara her seferinde hatırlatacağım yukardaki açıklamaları!

DİĞER YENİ YAZILAR