Kendi ülkesini diğer ülkelere, hele de açıklayamayacağı, gerçeğe uymayan (yalan demeyelim) ifadelerle şikayet eden bir dışişleri bakanı nerede olsa istifa etmek zorunda kalır veya istifası istenirdi.
Türkiye’de artık hiç ama hiçbir rezalet, skandal istifa nedeni değil. Toplum da her tür skandala alıştırıldığı için öylece bakıyor ve bekliyor.
Bu “her tür skandal”a nasıl olsa akla yakın gelebilecek “bir tür” açıklama bulunuyor. Bizzat Başbakan veya üst düzey bir parti yöneticisi ya da Meclis Başkanı tarafından yapılan açıklama olayın üstüne örtü çekiveriyor.
Şimdi tabii, eşi “devleti AİHM’ye şikayet etmiş” biri önce dışişleri bakanı, sonra üstüne cumhurbaşkanı olursa o ülkede Dışişleri Bakanı’nın kendi devletini Avrupa’ya şikayet etmesini sorgulamak zorlaşır.
Ölçüler ortadan kalkmıştır çünkü...
Meclis Başkanı Köksal Toptan Ali Babacan’ın Brüksel’de yaptığı konuşma için “Türkiye’de zaman zaman çok münferit olaylardan hareketle genelleme yapıldığını ve bunun yanlış olduğunu” söyledikten sonra:
“Bizim insanımızın kendi arasında inancını yaşaması konusunda böyle bir sorun olmamıştır. Belki Sayın Babacan’ın ifade ettiği, ibadet özgürlüğünün yerine getirilmesi ve kullanılması arasındaki bazı engellemeler -işte başta türban olmak üzere- farklı bir konudur” demiş.
Bu konuşmada iki şey hemen dikkati çekiyor. Birincisi dünyanın hiçbir ülkesinde dışişleri bakanının kendi ülkesini hem de koca bir “ülkeler topluluğu” na şikayet etmesine çok münferit olay denmeyeceği.
İkincisi Köksal Toptan’ın bu konuda da yapılanı eleştirdiği ama ifadesini yumuşatacak çözümler aradığı...
Ortada olan gerçek Babacan’ın Türkiye’nin laik rejiminden şikayetçi olduğu, sanki ülkede bütün Müslümanlar rejimden şikayetçiymiş havası yarattığı, “dinî özgürlük kısıtlaması” olarak da “devlet alanlarında dinî kıyafet yasağı” dışında hiçbir kısıtlama gösteremeyeceğidir.
Yaptığının Siyasi Partiler Yasası’nın 79. Maddesi’ne göre tek başına “parti kapatma nedeni” sayılabileceğini birkaç gün önce (AKP’nin AB’ye diğer şikayetleri nedeniyle) yazmış, uyarmıştım.
Demek ki hiçbir uyarı onları vazgeçirmiyor.
Köksal Toptan ise hemen tüm açıklamalarıyla partisinin hatalarını gördüğünü anlatıyor.
Adeta yanlış bir partideymiş gibi!
Diyanet İşleri cevaplıyor!
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın web sitesinde çıkan ve eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz’ın da tepki gösterdiği açıklamalar ile Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın Avrupa Parlamentosu’nda söylediği “Türkiye’de Müslüman çoğunluk dinî özgürlüklerle ilgili sorun yaşıyor” sözleri ülke gündemini meşgul etmeye devam ediyor.
Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu yaptığı basın toplantısında “Dinî konuların siyasi tartışmalara konu yapılmasını doğru bulmuyoruz” demiş. Onun açıklamalarına da bu hafta televizyonda yer vereceğiz. Öte yanda Diyanet’in internet sitesinde “kadının çalışmasının yasak, parfüm sürmesinin edep dışı, flörtün ise zina olduğunu söyleyen hadisleri” içeren kitabın halen aynı siteden kaldırılmaması tartışmanın da sürmesine neden oluyor.
Bu hafta Her Açıdan’da Diyanet’in bu tür yayınlarını, son yıllarda hiç kesilmeyen haftanın da gündeminde olan “din-siyaset” ilişkisini ve merak edilen birçok soruyu tartışacağız.
Türkiye’de Müslüman çoğunluk dinî özgürlüklerle ilgili sorun yaşıyor mu, laik rejim dini toplumsal yaşamdan çıkarıyor mu; kısacası Ali Babacan ve Erkan Mumcu gibi siyasetçilerin iddiaları gerçeğe uygun mu sorularına da cevap arayacağız.
Diyanet İşleri adına Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Görmez ilk kez ekranda bu soruların hepsini cevaplayacak. Her Açıdan’ın diğer konukları daha önceki din-laiklik konulu programlarımıza da katılan Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kelâm Anabilim Dalı Bşk. Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün ile Dinler ve Laiklik uzmanı-Araştırmacı yazar Aytunç Altındal olacak.
1 Haziran Pazar günü öğlen 12.30’da STAR’da gerçekleri öğrenmek isteyen herkesi Her Açıdan’a bekliyorum.

