Dün yine sabahın erken saatlerinde başlayan "STAR'a tepki ve o konudaki yazılara destek" telefon ve maillerine cevap yetiştirmeye çalışırken TMSF Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü, aynı zamanda STAR televizyonu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yusuf Adıgüzel aradı. "Son günlerde STAR'la ilgili olarak yazdıklarınızı dikkatle izliyoruz" diyerek söze başlayan Adıgüzel "TMSF Başkanı Ahmet Ertürk beni arayarak size cevap verip vermediğimizi sordu. Yazılı bir cevap gönderileceğini söylediğimde ise hemen açıklama yapılmasını istediğini belirtti" dedikten sonra "Derya Tuna'ya verilen 50 milyar TL. aylık" konusuna geçti. Bu programa TMSF olarak hiç para vermediklerini söyleyerek başladığı açıklama ve aramızda geçen konuşma şöyle;
"Bu program önerisini 'Medya Vizyon' getirdi, sponsorluğu da yapımcı firma üstlenecek, Kanal'dan bu programa 5 kuruş para çıkmayacak. Şu ana kadar STAR'la yapılan anlaşmaların, mevcut programların maliyeti bile yüzde 50 aşağı çekiliyor. Biz 'en düşük maliyetle bu kanal nasıl yürür' arayışındayız, rakamları arzu ederseniz size rapor edebiliriz. Bununla birlikte STAR'ın, karşısındaki özel kanallarla rekabet etmek zorunda olduğunun da bilinmesi lâzım."
- Madem ki rekabet zor, bir an önce satılmalı değil mi?
"Kanun çıktığında hemen satılacak, bir iki ay içinde bunun gerçekleşeceğini sanıyoruz. Ama şu anda alışılmış yayın düzeyinin korunması gerekiyor."
- İnsanlar aynı zamanda hiçbir deneyimi ve gerekli alt yapısı olmayan isimlere bu imkânların neden tanındığını, program kalitelerinin neden bu kadar düştüğünü de sorguluyor. Pazar akşamı yapılan ikiliüçlü telefon konuşmaları ve anlamsız sohbetlere program denebilir miydi sizce?
"Star'ın izleyici profili belli, kaliteli değil. Yanlış politikalarla iyice arabesk bir hale gelmiş. Yayın politikasını savunacak halim yok ve bunları STAR'ın Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak söylüyorum."
Düzeysiz programlarla alınan reytinglerin genel olarak bütün kanallarda "yayın politikası" haline geldiğini, durum böyle olunca "ilkeli yayıncılıkla kâr edilemeyeceğini", aksine kanala çok büyük zarar getireceğini belirten Yusuf Adıgüzel "TMSF daha kaliteli bir kanala el koysaydı elbette bu hale getirmeye hakkı olmazdı ve getirmezdi. Ama STAR satılacaksa bu yayınlarıyla, bugünkü haliyle satılacak. Pazar günü Kanal, o tenkit edilen program sayesinde çok iyi reyting aldı" dedi.
Kaynanam olur musun?
Bu reyting bilgisi şaşırtıcı değildi, ona "izleyicinin bir kısmının da sözkonusu programlan, rezalette ne kadar ilerleyebileceklerini görmek için" izlediğini söyleyince hak verdi:
"Doğru, ama 'Kaynanam olur musun', 'Gelinim Olur musun' gibi tenkit edilen ama yüzde 50 reytingi alan programların karşısında reklâm alabilmek için başka bir çözüm de yok ne yazık ki!"
TMSF'ye bu açıklamalardan dolayı teşekkür ediyorum. Gelecek cevabı bekleyen yüzlerce, binlerce okuyucumuzu aydınlatmış oldular.
Asıl amacımız "devletin savurganlığa hakkı olmadığı" idi ama gelinen noktayı da açık bir şekilde görmüş olduk. Demek ki neymiş; bu gidişle W programlarının daha da kalitesiz bir hale gelmesi "kader"miş.
Ya medya tek ölçüsünün "reyting" olamayacağını, topluma karşı sorumluluğunu artık hatırlamak zorunda kalacak veya toplumun sorumlu üyeleri tepkilerini her kanala ve gazeteye bildirerek onlara hatırlatacak.
Yoksa bu gidişle aynı kalitesizliğin ve kolaycılığın gazeteleri de içine alması yakındır. Tartışılmaya başlandı bile, fark etmediniz mi?
İbrahim Bey ne kazanıyor?
STAR Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yusuf Adıgüzel konuşması sırasında İbrahim Tatlıses'in program başına ne kazandığını da açıkladı. 7.5 milyar Merinos'tan, 7.5 milyar da STAR'dan alıyormuş...
Derya Tuna'ya verilenden çok daha az. Herhalde bunu da Tuna'nın "kadın olma ve kadın programı hazırlama" konusundaki engin deneyimine ve olağanüstü popülaritesine bağlamak lâzım.
Ne bileyim ben?
Bazı şımarık "aydın"lar!
Mevki, şöhret bizim insanımızı şımartıyor, kendimiz hakkında kabul etmemiz gereken gerçeklerden biri de bu!
"Yediği kaba pislemek" diye bir deyimimiz de var ya, şöhret olur olmaz bu deyimi doğrulamaya çalışanlarımızın sayısı az değil. Bunu yaptığında (her nedense) diğer ülkelerdeki şöhretinin arttığını görer "aydın"lar, bazı "yazar" lar önce dönüp kendi insanını, soyunu, ülkesini karalamayı "iş" bilir oldu.
Bir şımarıklık, bir küstahlık gırla gidiyor. Ağızlarına Avrupa'da getirişi en yüksek olan Kürt ve Ermeni konularını doluyor ve sanki bilinmeyen bir şeyi ilk kendileri açıklıyormuş gibi afrayla tafrayla incir çekirdeğini doldurmayacak bir şeyler yumurtluyorlar.
Bazı yazarlara göre örneğin "Türk olmakla gurur duyan" yazarların kitapları okunmuyor, kendilerininki okunuyormuş. Aferin size! "Türk de olmayıverseydiniz keşke" diyesi geliyor insanın.
Gerçeklerin tartışılacağı, arşivlerin ortaya konacağı toplantılardan Ermenilerin kendisi kaçarken, dünyanın en ünlü tarihçileri "soykırım iddiası"nı reddederken Amerika'lara kadar gidip orada konferanslarda "soykırım vardır" diyen ve üstelik tarihteki rakamları incelemeden "1 milyon Ermeni'nin öldürüldüğü" nü söyleyen adama "aydın" denebilir mi?
Denebileceğini hiç kimse söyleyemez, kendilerinden başka!
TMSF'nin STAR açıklaması!
Dün yine sabahın erken saatlerinde başlayan "STAR'a tepki ve o konudaki yazılara destek" telefon ve maillerine cevap yetiştirmeye çalışırken TMSF Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü, aynı zamanda STAR televizyonu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yusuf Adıgüzel aradı
Haberin Devamı

