Türk Hava Yolları hükümetlerin kendi işyerleri gibi kullandıkları kuruluşlardandır. Tam şu anda bir başbakan eşinin bir gün bana "Sizi bizim TRT'ye alalım" dediğini hatırladım. Hangi hükümet gelse, THY yönetimi ne kadar başarılı olursa olsun baştan sona değiştirilir. Diğer devlet daireleri gibi kadrolar partililerle doldurulur.
Geçenlerde Kuruluş'a yakın bir tanıdığım, THY Yönetim Kurulu'na kendisine sorulmadan atanan bir şahsın "Benim işim başka, ne anlarım hava yollarından" dediğini anlatıyordu. Olsun, hükümetler imparatorluktur bizde, her şey mümkün. Ama... Şikâyetler ayyuka çıktı. Birini bırakıyoruz arkadan yenisi geliyor. İşte son gelen mektup; ODTÜ mezunu, dünyanın en büyük petro-kimya tesislerinden birinde "Development Manager" olarak çalışan Ertuğrul Toker yazmış.
22 Ocak 2004 Perşembe günü Manchester'dan TK1994 sefer sayılı uçakla İstanbul'a gelmek üzere sabah 8.00'de yola çıkışından başlayarak tam 2 gün sonra Adana'ya (sonunda otobüsle) ulaşmasına kadar olan hikâyesini anlatmış.
"Hava şartlarından dolayı" uçak rötarlı kalkıyor. İstanbul'da bir saat alana inemiyor. Neden sonra iniliyor ama bu kez Adana uçağı iptal ediliyor. Yolların kapalı, otellerin de dolu olduğu söyleniyor (okur bu sırada Hac yolcularının kapalı yollardan nasıl akın akın alana geldiklerini anlayamıyor.) Bütün gece alanda bekleniyor. Ertesi gün uçak yine iptal. Beklenen 4 uçuşta rötarlar...
"Yaklaşık 44 saattir uyumuyordum ve artık evime, dört aydır görmediğim aileme kavuşmak istiyordum" diyen Ertuğrul Bey daha sonra "bavul fiyaskosu"nun çıktığını, bavulunun bulunamadığını, bir tek görevlinin iptal edilen uçaklardaki yüzlerce bavulla başa çıkamadığını anlatıyor.
Sonuçta dayanamayarak bavulunu bulur bulmaz şehre gelmiş ve otobüsle bütün gece yolculuk yaparak Adana'ya ulaşmış.
Cebinden bir sürü ekstra para da harcamasına rağmen şimdi THY biletinin parasını iade etmediği gibi bir başka uçuş için kullanılmasına da izin vermiyormuş.
"Ben veya ailemin hiçbir ferdi, mecbur kalmadıkça bir daha THY standlarına yaklaşmayacağız. Görevlilerin yüzü bile bana bu iğrenç seyahati hatırlatacak." diyor.
THY yönetimine soralım:
"Sizce haksız mı?"
AİDS'İ DE TAKMAYIZ, KUŞ GRİBİNİ DE...
Bayram için Tayland'a giden bir Bangkok-İstanbul yolcusu; Nevin Çağlar anlatıyor:
"Tayland'da kuş gribinden 9 kişi öldü, 20 kişi karantinadaydı. İnsanlar öyle korku içindeler ki yakınlarına kuş konsa çılgın gibi kaçıyorlar. Kimse tavuk, yumurta yemiyor. Dünyanın en çok tavuk ihraç eden ülkesinde 90 milyon tavuk bu nedenle öldürüldü. THY bunu bilmesine rağmen Singapur-Bangkok arasında tek yemek olarak tavuk, Bangkok-İstanbul arasında ise tavukla kuzuyu aynı tabakta verdi. Kahvaltıda da omlet verildi. Kimse yemeklere el sürmedi, saatler süren yolculuktan sonra İstanbul'a indiğimizde hepimiz açlıktan ölüyorduk."
Hosteslere "Bu şaka mı?" diye sormuşlar yemekleri görünce. Onlar da "Çok haklısınız ama maalesef menü bu" cevabını vermişler.
THY yönetimine soralım;
"Sizce bu yolcular bir daha THY ile uçarlar mı?"
Önemli değil canıım, detay bunlar. Allah başka keder vermesin.
Önemli olan kadrolaşma, köşe kapma. Haydi rastgele!
THY haberleri!
Türk Hava Yolları hükümetlerin kendi işyerleri gibi kullandıkları kuruluşlardandır
Haberin Devamı

